
Okyar, pusula denizanalarının akıntılarla taşındığını ve özellikle koy ve körfezlerde dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Mevsim itibarıyla daha sık görülebilen bu denizanalarının tehlikeli olabileceğini vurgulayan Okyar, denizanası ile temas halinde sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini söyledi. Bu nedenle denizseverlerin ve balıkçıların daha dikkatli olmaları gerektiğini ifade eden Okyar, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların gerekli önlemleri alması gerektiğini de ekledi.
Pusula denizanası (Chrysaora hysoscella), Marmara Denizi’nde nadir görülen, ancak akıntılar ve mevsimsel değişiklikler nedeniyle zaman zaman kıyılarda rastlanabilen zehirli bir türdür. Uzmanlar, bu türün sokmalarının ciddi ağrıya, deri tahrişine ve alerjik reaksiyonlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle denize girenlerin pusula denizanasına karşı dikkatli olmaları ve denizanaları hakkında bilgi sahibi olmaları önemlidir.
Okyar, ayrıca denizanası popülasyonlarının artışının, deniz ekosistemindeki değişikliklerin bir göstergesi olabileceğini ve bu durumun balıkçılık ve turizm üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti. Deniz suyunun ısınması, kirlilik ve diğer çevresel faktörler, denizanası popülasyonlarının artışına katkıda bulunabilir. Bu nedenle, çevresel koşulların iyileştirilmesi ve denizlerin korunması için daha geniş çaplı önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Marmara Denizi’nde bu tür zehirli denizanalarının görülmesi, bölge halkının ve denizle ilgilenen herkesin daha dikkatli olmasını ve olası sağlık risklerine karşı tedbirli davranmasını gerektiriyor.

Pusula Denizanaları: Marmara Denizi’nde Artan Bir Tehdit
Bilimsel adı Chrysaora hysoscella olan pusula denizanaları, Atlantik Okyanusu kökenli olup son yıllarda çeşitli etkenlerle Türk sahillerinde de görülmeye başlandı. Özellikle Akdeniz’de yaygın olan bu tür, Marmara Denizi’nde ise ilk kez 2000 yılında tespit edildi ve o tarihten itibaren belli dönemlerde varlığını sürdürüyor.

Deniz Sezonunda Tehlike Oluşturuyor
Pusula denizanaları, zehirli olmaları nedeniyle deniz sezonunun açılmasıyla birlikte insan sağlığı için de risk taşıyor. Özellikle koy ve körfezlerde daha sık görülen bu denizanaları, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar’a göre Marmara Denizi’nde yaygın bir tür haline geldi.
Prof. Dr. Okyar, denizanalarının akıntılarla, rüzgarla veya dalgalarla taşındığını belirterek, “Bunlar balıklar gibi aktif hareket eden canlılar değil. Dalga veya akıntı bunları nereye sürüklerse o bölgede yoğun olarak görünür. Özellikle poyraz ve lodos, Marmara Denizi’nde bu denizanalarının birikim alanları için baş faktördür,” diyor.
Marmara Denizi’nde pusula denizanalarının yoğun olarak görüldüğü bölgeler arasında İzmit, Erdek, Bandırma ve Gemlik Körfezi ile İstanbul’da Boğaz’da Sarıyer, Arnavutköy, Beşiktaş ve Yenikapı sahilleri bulunuyor.

Marmara Denizi’ne Geliş Nedenleri
Prof. Dr. Okyar, pusula denizanalarının Marmara Denizi’ne kadar gelebilmesinde en önemli faktörün küresel ısınma olduğunu belirtiyor. “Deniz suyundaki ısınmaya bağlı olarak yayılım alanını buraya kadar genişletti,” diyor. İkinci bir faktör olarak ise gemilerin balast sularını gösteriyor. Ancak hala kesin bir bilimsel verinin bulunmadığını da vurguluyor.
Marmara Denizi ekosisteminin pusula denizanalarının yaşamı için uygun koşullara sahip olduğunu belirten Okyar, yılın belli dönemlerinde bu türün baskın hale geçtiğinden bahsediyor. “Pusula denizanası, Marmara Denizi’nde bahar ayı itibariyle görülmeye başlar. Yaz ortalarına hatta dönem dönem yaz sonuna kadar yayılım gösterir. Fakat ondan sonra görülme sıklığı azalır,” diyor.

Kirlilik ve Denizanaları
Marmara Denizi ekosisteminin pusula denizanalarına uygun olmasının temel nedenlerinden biri kirlilik. Prof. Dr. Okyar, “Tüm denizanaları organik kirlilik göstergesi olan türlerdir. Kirli bölgelerde daha baskın hale geçerler çünkü ekosistem onların faydasına evrilir,” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.
Karadeniz’e Yayılma İhtimali
Marmara Bölgesi sahillerinde görülen pusula denizanaları, Karadeniz’e yayılma ihtimalini de gündeme getiriyor. Prof. Dr. Okyar, bu türlerin taşınımında en önemli faktörlerin akıntı ve gemilerin balast suları olduğunu belirterek, “Eğer bu tür bir geminin balast suyuyla gelip Karadeniz’e boşaltılırsa, doğal olarak Karadeniz’de görülme ihtimali son derece yüksek. Nitekim yakın tarihte Kilyos bölgesinde varlığı tespit edildi,” diyor.
Temas Halinde Ne Yapılmalı?
Pusula denizanası, kırmızımsı kahverengi ve pas renginde olup V şeklinde çizgileriyle ayırt edici bir görünüme sahip. Ancak bu denizanası türü, diğer tüm denizanaları gibi yakıcı hücreler bulundurur. Bu hücreler, temas ettiği canlıya zehrini enjekte eder. Pusula denizanası ile temas eden bir insanın cildinde tahriş, kızarma, su toplama, kaşıntı ve acı gibi belirtiler ortaya çıkar.
Prof. Dr. Okyar, pusula denizanasıyla temas halinde yapılması gerekenleri şöyle özetliyor: “Denizde yüzerken pusula denizanasına temas ettiğimizde, ilk yapmamız gereken denizden çıkıp tatlı suyla yıkamamak. İlk olarak deniz suyuyla tahriş olan bölgeyi nazik hareketlerle temizlemeliyiz. Eğer temas edip de patlamamış hücreler varsa, bir kredi kartı gibi bir şeyle bölgeyi hafifçe kazıyabiliriz. Sonrasında lokal anestezik bir krem sürerek acıyı hafifletebiliriz. Ancak acı devam ederse mutlaka bir hastaneye gidilmelidir.”
Pusula denizanalarının Türk sahillerinde görülmesi, deniz sezonunda dikkat edilmesi gereken önemli bir konu. Küresel ısınma, kirlilik ve gemi trafiği gibi faktörlerin etkisiyle yayılım alanı genişleyen bu tür, Marmara Denizi başta olmak üzere farklı bölgelerde insan sağlığı için risk oluşturuyor. Denizanası ile temas halinde yapılacak doğru müdahaleler ise bu riskleri en aza indirmek için büyük önem taşıyor.
