
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ankara’da katıldığı bir programda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik devam eden yolsuzluk soruşturmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. CHP’ye yönelik eleştirilerini sert bir dille dile getiren Bakırhan, bazı isimlerin kısa süreli gözaltı durumlarında dahi zorlandığını, buna karşın yıllarca cezaevinde kalan insanların tutumunun daha dirençli olduğuna dikkat çekti.
Bakırhan, DEM Parti Ankara İl Örgütü tarafından düzenlenen ve TMMOB Makine Mühendisleri Odası Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” başlıklı etkinlikte konuştu. Konuşmasında, son dönemde İBB’ye yönelik yürütülen operasyonlara göndermede bulunarak muhalefet cephesine yönelik sert eleştirilerde bulundu.

3 Günlük Gözaltıyla Dağılanlar Var
İsim vermeden CHP’yi ve bazı belediye yöneticilerini hedef alan Bakırhan, gözaltına alınan ya da hakkında soruşturma yürütülen bazı kişilerin dirençsizliğini eleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Bir düşünün, bazıları 3 gün gözaltında kalsa panikliyor, morali bozuluyor, itirafçı olmaya yanaşıyor, salya sümük ağlamaya başlıyor, ‘ne olur beni kurtarın’ diye feryat ediyor. Oysa öyle insanlar var ki; tam 33 yıl cezaevinde kalıyor, bir gün bile pişmanlık duymuyor, dik duruyor ama şimdi dışarı çıkmalarına itiraz ediliyor. Gerçekten anlamak zor.”

Direnenleri Gözardı Edip Suçluları Koruyan Bir Anlayış Var
Bakırhan, konuşmasında yalnızca CHP’yi değil, genel olarak muhalefetin bazı kesimlerini de eleştirerek, yolsuzluk iddialarının yeterince sorgulanmadığını ve bazı isimlerin sahiplenilmesinin demokratik mücadeleye zarar verdiğini dile getirdi. Toplumun adalet duygusunun zedelendiğine dikkat çeken Bakırhan, özellikle uzun yıllar cezaevinde kalan siyasi tutukluların maruz kaldığı çifte standardın kabul edilemez olduğunu belirtti.
Barış ve Demokratik Toplum Vurgusu
Etkinliğin genel amacına da değinen Bakırhan, barışçıl bir toplum düzeninin ancak hakikatle yüzleşme, adaletli tutum ve samimi siyasi mücadele ile mümkün olabileceğini vurguladı. DEM Parti olarak her türlü anti-demokratik uygulamaya karşı durmaya devam edeceklerini belirten Bakırhan, “Demokrasi, yalnızca sandıkta değil; yargıda, sokakta, cezaevinde, toplumun vicdanında yaşatılır” dedi.
Bakırhan: Üç günde itirafçı olacaklar, 33 yıl cezaevinde kalanları sorguluyor
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, uzun yıllardır cezaevlerinde kalan mahkûmların tahliye edilmeleri üzerine kamuoyunda yapılan eleştirilere sert tepki gösterdi. Bu eleştirilerin büyük bir adaletsizlik içerdiğini ifade eden Bakırhan, kısa süreli gözaltı süreçlerine bile dayanamayan bazı kişilerin, onlarca yıl boyunca direnen insanları yargılamaya kalktıklarını belirtti.
“33 yıl boyunca içeride kalanlara neden tahliye ediliyorlar deniliyor. Peki ama bu ceza sistemi o insanlara zaten 33 yıl boyunca bedel ödetti” diyen Bakırhan, üç ay gibi kısa sürede ruhsal çöküş yaşayanların, üç gün bile içeride kalsalar itirafçı olmaya meyilli olduklarını söyledi. Bu kişilerin “beni kurtarın” diyerek ağlayacağını öne süren Bakırhan, bu bağlamda 33 yıl boyunca içeride onuruyla kalan insanlara yönelik yöneltilen eleştirilerin samimiyetsizliğine dikkat çekti.
Barışa karşı çıkmak, en büyük ayıptır
Bakırhan açıklamalarının devamında, barış talebinin kriminalize edilmesine ve toplumun bir kesimi tarafından dışlanmasına da değindi. Dünyada insanlık adına en utanılacak şeyin barışa karşı durmak olduğunu belirten Bakırhan, bunun ahlaki bir çöküşü de beraberinde getirdiğini vurguladı.
“Barışa karşı durmaktan daha utanç verici ne olabilir?” sorusunu yönelten Bakırhan, özellikle iktidar medyasının bu konuda üstlendiği rolü de eleştirdi. Medyanın söyleminde bir değişim olmadığını, sürekli aynı kalıpların tekrarlandığını ve halkın barışa olan talebinin görmezden gelindiğini söyledi. “Yeni bir şey anlatıyorlar gibi yapıyorlar ama biz bile ne demeye çalıştıklarını anlamakta zorlanıyoruz” ifadeleriyle, mevcut medya dilinin gerçeklikten koptuğunu savundu.
Kürtlerin dışında barış için çaba gösteren yok
Sözlerinin sonunda savaş yanlısı söylemlere de dikkat çeken Bakırhan, Türkiye’de barışın sanki sadece Kürtlerin talebiymiş gibi lanse edilmesini eleştirdi. Toplumun geniş kesimlerinin, özellikle de siyaset ve medya çevrelerinin, barış inşası konusunda yeterince sorumluluk almadığını belirtti.
“Sahada bizim dışımızda barış için kafa yoran kimse yok. Bu konuyu dert edinenler parmakla sayılacak kadar az” diyen Bakırhan, özellikle ekranlarda sürekli olarak savaş çağrıları yapılmasının rahatsız edici olduğunu söyledi. Ortadoğu’daki gelişmelerin bile Kürtlerin statü kazanma ihtimali üzerinden değerlendirildiğini ifade ederek, “Suriye’de, Süveyda’da yaşanan gelişmeler bile burada Kürtler lehine bir sonuç doğurabilir mi diye kaygıyla izleniyor” dedi.
Türkiye’de Kürtlerin kazanım elde etmesinden rahatsızlık duyulan bir ortam yaratıldığını vurgulayan Bakırhan, “Varlığımız, yokluğumuz sadece Kürtlerin elde edeceği haklara indirgenmiş bir şekilde tartışılıyor. Böyle garip bir ülkede yaşıyoruz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
