DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Bakırhan’dan NATO’ya Sert Sözler: Barış Değil Savaş Düzeni

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında hem NATO’nun küresel rolünü eleştiren Bakırhan hem de “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bakırhan’dan NATO’ya Sert Sözler: Barış Değil Savaş Düzeni

Bakırhan, Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ittifaka yönelik sert ifadeler kullandı. NATO’nun dünya barışına katkı sağlamadığını savunan Bakırhan, örgütün güvenliği tesis etmek yerine savaş atmosferini kalıcı hale getirdiğini öne sürdü.

Bakirhandan NATOya Sert Sozler Baris Degil Savas Duzeni 1

NATO Eleştirileri, Güvenlik Politikaları ve Çerçeve Yasa Tartışması: Bakırhan’dan Sert Çıkış

NATO’nun mevcut yapısını “eski bir korku mimarisi” olarak nitelendiren Bakırhan, “NATO dünyayı güvenliğe değil, savaşın gölgesine alıştıran eski bir korku mimarisidir. Bu yüzden halkların geleceği adına tarihin müzesine kaldırılmalı, yerine daha eşitlikçi, daha demokratik, daha barışçıl bir uluslararası düzen kurulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Bakirhandan NATOya Sert Sozler Baris Degil Savas Duzeni 2

Konuşmasında Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı, sürecin ilerleyebilmesi için yasal düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda Meclis’in sorumluluk alması gerektiğini belirten Bakırhan, gerekli hukuki zeminin oluşturulmasının önemine vurgu yaptı.

Bakırhan, sürecin güven ortamı içinde ilerlemesi için kapsamlı bir çerçeve yasanın hazırlanmasının gerekli olduğunu ifade ederek, “Çerçeve yasa gecikmeden, korkmadan, açık ve güven veren bir içerikle artık Meclis’e gelmelidir.” dedi.

NATO Eleştirisinden Çerçeve Yasa Çağrısına: Bakırhan’dan Sert Mesajlar ve Barış Vurgusu

DEM Parti’nin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada hem uluslararası gelişmelere hem de iç siyasete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan’ın açıklamaları, özellikle NATO zirvesi öncesinde yaptığı eleştiriler ve çözüm sürecine yönelik mesajlarıyla dikkat çekti.

Bakırhan, NATO’nun kuruluş amacının savunma ittifakı olduğunu ancak zamanla bu niteliğinden uzaklaşarak bir tür hegemonya aracına dönüştüğünü öne sürdü. NATO’nun güvenlik gerekçesiyle halkların bütçelerini silahlanmaya yönlendirdiğini belirten Bakırhan, bu süreçlerin büyük ölçüde kamuoyunun bilgisi dışında yürütüldüğünü ifade etti. Ona göre, karar alma süreçlerinde şeffaflık bulunmuyor, hesap verebilirlik zayıf ve harcamaların nasıl yapıldığı konusunda toplum yeterince bilgilendirilmiyor.

Bakırhan ayrıca NATO’nun son beş yılda tehdit algısını genişlettiğini, Ukrayna’daki savaşın ittifakın yeniden yapılanma sürecinin merkezine yerleştiğini ve bu dönüşümle birlikte NATO’nun Avrupa sınırlarını aşarak küresel bir güvenlik bloğu haline geldiğini iddia etti. Bu genişlemenin ve dönüşümün maliyetini ise halkların, emekçilerin ve dezavantajlı kesimlerin üstlendiğini savundu.

NATO zirvelerinin halklara barış, özgürlük ve demokrasi getirmekten ziyade daha fazla silahlanma, çatışma, acı ve gözyaşı ürettiğini ileri süren Bakırhan, bu toplantıların sonuçlarını eleştirel bir bakışla değerlendirdi.

NATO Zirvesi Eleştirileri ve Barış Yasası Çağrısı: Bakırhan’dan Sert Çıkışlar

NATO Zirvesi öncesinde alınan güvenlik tedbirlerini de eleştiren Bakırhan, Ankara’nın adeta kapalı ve sıkı kontrol altına alınmış bir şehre dönüştürüldüğünü söyledi. Şehrin bir zirveye değil sanki olağanüstü bir duruma hazırlandığını düşündüklerini belirterek, günlük yaşamın ciddi şekilde kısıtlandığını, bazı bölgelerin kapatıldığını ve insanların nefes almasının bile zorlaştırıldığını ifade etti. Başkentte yolların kapatılmasının, protokol araçlarının rahat geçişi için şehrin işleyişini aksattığını dile getirdi.

Zirve öncesi gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını belirten Bakırhan, bu uygulamaları hukuka aykırı ve keyfi olarak nitelendirdi ve gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması gerektiğini savundu.

Ayrıca yaklaşık 3 bin basın mensubunun zirveyi takip etmek üzere davet edildiğini, ancak muhalif basının sürece yeterince dahil edilmediğini iddia etti. Kamuoyundan bazı bilgilerin gizlendiğini öne sürerek bunun nedenine ilişkin sorular yöneltti.

NATO liderlerinin geçeceği güzergâhlarda estetik bir görünüm oluşturmak amacıyla eski ve bakımsız yapıların afişlerle kapatıldığını söyleyen Bakırhan, bu durumun ülkedeki ekonomik gerçeklerin görünmez kılınmaya çalışılması anlamına geldiğini ifade etti.

NATO Zirvesi, Harcama Eleştirileri ve Barış Süreci: Bakırhan’dan Sert Siyasi Mesajlar

Harcamalara da değinerek, yalnızca iki günlük etkinlik için milyarlarca liralık bütçelerin yollar ve düzenlemeler için harcandığını, ayrıca protokol güzergâhlarının güzelleştirilmesi amacıyla önemli miktarda kaynağın dikey bahçelere ayrıldığını dile getirdi. Bu harcamaların gerekliliğini sorgulayarak, söz konusu yatırımların ancak böyle büyük bir zirve nedeniyle gündeme gelmesini eleştirdi.

NATO, Güvenlik ve Barış Tartışmaları: Bakırhan’dan Sert Eleştiriler ve Meclis’e Çerçeve Yasa Çağrısı

Bakırhan, halkların güvenliğinin silahlanma üzerinden değil, eşitlikçi ve demokratik bir yaşam düzeniyle sağlanabileceğini vurguladı. NATO’yu, dünyayı güvenlik yerine savaş tehdidiyle yaşamaya alıştıran eski bir güvenlik anlayışının temsilcisi olarak tanımladı ve bu yapının tarihin ilerleyişi içinde geride bırakılması gerektiğini savundu. Yerine daha adil, daha demokratik ve barışçıl bir uluslararası düzen kurulması gerektiğini ifade etti.

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında gündeme gelen “çerçeve yasa” tartışmalarına da değinen Bakırhan, Türkiye’nin önemli bir tarihsel fırsatla karşı karşıya olduğunu söyledi. Barış ve demokratik toplum sürecinin ikinci yılına yaklaşırken bazı adımların atıldığını, silahların bırakılması, Meclis’te komisyon kurulması ve komisyonun İmralı’ya giderek rapor hazırlaması gibi gelişmeleri tamamen reddetmediklerini, aksine bunları önemli gördüklerini belirtti. Ancak bu adımların daha güçlü ve kalıcı bir demokratik yapı ile desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Yüzyıllık bir meselenin şiddet zemininden çıkarılarak hukuk zeminine taşınmasının kolay olmadığını ifade eden Bakırhan, hazırlanacak çerçeve yasanın da bu büyüklüğe uygun, cesur ve kapsamlı olması gerektiğini söyledi. Yasanın dar kapsamlı veya belirsiz olmaması, toplumda güven oluşturması gerektiğini belirtti. Bu yasal düzenlemenin ertelenmemesi gerektiğini, sonbahara bırakılmadan gecikmeden Meclis gündemine gelmesinin önem taşıdığını ifade etti.