DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

MS Alarmı: Genç Yaşta Gelen Nörolojik Tehdit

Türkiye’de 95 binden fazla kişinin mücadele ettiği Multiple Sclerosis, son yıllarda görülme sıklığındaki artış nedeniyle dikkat çeken hastalıklar arasında yer alıyor. Özellikle genç kadınlarda daha yaygın şekilde ortaya çıkması, hastalığın toplumsal açıdan önemini daha da artırıyor.

Yayınlanma Tarihi : Google News
MS Alarmı: Genç Yaşta Gelen Nörolojik Tehdit

Hastalığın en kritik noktalarından biri, başlangıç döneminde ortaya çıkan belirtilerin çoğu zaman günlük yaşamda karşılaşılan basit sağlık problemleriyle karıştırılması. Bu durum, tanının gecikmesine ve hastalığın fark edilmeden ilerlemesine neden olabiliyor. Erken dönemde görülen şikâyetler genellikle hafif ve geçici olduğu için kişiler tarafından önemsenmeyebiliyor.

Multiple Sclerosis bazı kişilerde farklı seyirler gösterebiliyor. Özellikle erkeklerde görülen bazı tiplerde hastalık daha hızlı ilerleme eğilimi gösterirken, kadınlarda ve bireyler arasında hastalığın gidişatı değişkenlik gösterebiliyor. Bu farklılıkta yaşam tarzı, çevresel etkenler ve bireysel sağlık durumu önemli rol oynayabiliyor.

Bu nedenle, özellikle genç yaş grubunda ortaya çıkan ve uzun süre devam eden nörolojik şikâyetlerin hafife alınmaması büyük önem taşıyor. Erken farkındalık ve doğru yönlendirme, hastalığın yönetiminde kritik bir görev alıyor.

Türkiye’de 95 binden fazla kişiyi etkilediği belirtilen Multipl Skleroz (MS), son yıllarda hem farkındalığın artması hem de vaka sayılarındaki yükselişle daha fazla gündeme gelmeye başladı. Özellikle kadınlarda daha sık görülmesi ve günlük hayatta sık karşılaşılan bazı şikâyetlerle kendini göstermesi nedeniyle, hastalık çoğu zaman erken dönemde fark edilmeden ilerleyebiliyor. Uzmanlar, birçok kişinin sıradan sağlık problemleriyle karıştırdığı belirtilerin aslında daha ciddi bir nörolojik tablonun habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.

MS Alarmi Genc Yasta Gelen Norolojik Tehdit 2

Tanı Yöntemlerindeki Gelişmeler Vaka Sayısını Artırıyor

Nöroloji alanında görev yapan Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, MS’in merkezi sinir sistemini etkileyen, bağışıklık sistemi kaynaklı kronik bir hastalık olduğunu belirterek son yıllarda görülen artışın farklı nedenleri bulunduğunu ifade ediyor.

Yalın’a göre bu artışın en önemli sebeplerinden biri, tanı teknolojilerindeki ilerlemeler. Özellikle manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi yöntemlerin yaygınlaşması sayesinde, geçmişte teşhis edilemeyen birçok hastalık artık erken evrede tespit edilebiliyor. Bu durum hem gerçek vaka artışını hem de daha fazla hastanın tanı almasını beraberinde getiriyor.

MS Alarmi Genc Yasta Gelen Norolojik Tehdit 3

Yaşam Tarzı ve Çevresel Faktörler de Etkili

Uzmanlar, yalnızca tanı imkanlarının gelişmesinin değil, yaşam koşullarındaki değişimlerin de MS riskini etkileyebileceğini belirtiyor. Şehirleşme, hareketsiz yaşam tarzı, D vitamini eksikliği, sigara kullanımı, obezite ve çeşitli çevresel etkenlerin hastalığın ortaya çıkma ihtimalini artırabileceği düşünülüyor. Bu nedenle gözlenen artışın bir kısmı gerçekten yeni hastalardan oluşurken, bir kısmı da daha önce tanı konulamamış vakaların tespit edilmesinden kaynaklanıyor.

Genç Kadınlar Daha Yüksek Risk Grubunda

MS’in özellikle 20–40 yaş aralığında daha sık görüldüğünü belirten uzmanlar, kadınların erkeklere kıyasla yaklaşık iki ila üç kat daha fazla risk altında olduğunu ifade ediyor. Doç. Dr. Yalın, bu durumun kesin nedeninin henüz net olarak bilinmediğini ancak hormonal faktörlerin önemli görev aldığının düşünüldüğünü aktarıyor. Özellikle östrojen ve progesteron gibi hormonların bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin bu farklılıkta etkili olabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca kadınlarda otoimmün hastalıkların genel olarak daha sık görülmesi de bu tabloyu açıklayan bir diğer önemli unsur olarak öne çıkıyor.

Erkeklerde de Görülebiliyor

MS yalnızca kadınlara özgü bir hastalık değil; erkeklerde de ortaya çıkabiliyor ancak görülme sıklığı daha düşük. Hastalık çoğunlukla genç yetişkinlik döneminde başlarken, ileri yaşta ilk kez tanı konulması daha nadir görülüyor. Bazı araştırmalar, erkeklerde ortaya çıkan MS türlerinin daha hızlı ilerleyebildiğini gösteriyor. Son yıllarda erkek hastalarda da bir artış olduğu ancak bu artışın kadınlardaki kadar belirgin olmadığı ifade ediliyor.

MS’in Belirtileri Kişiden Kişiye Değişebiliyor

MS, beynin veya omuriliğin etkilenen bölgesine bağlı olarak farklı belirtilerle kendini gösterebiliyor. En sık görülen şikâyetler arasında şunlar yer alıyor: Tek gözde ani görme kaybı veya bulanıklık, Çift görme, Kol ve bacaklarda uyuşma veya karıncalanma, Kas güçsüzlüğü, Denge kaybı ve yürüme zorluğu, Baş dönmesi, Yoğun yorgunluk hissi, İdrar kontrol problemleri, Konsantrasyon ve hafıza güçlükleri

Ancak uzmanlar, MS’i tek bir belirtiyle tanımlamanın mümkün olmadığını özellikle vurguluyor. Özellikle genç bireylerde birkaç gün süren tek taraflı görme kaybı, açıklanamayan uyuşma veya güç kaybı gibi durumlarda mutlaka nörolojik değerlendirme yapılması gerektiği belirtiliyor.

Başka Hastalıklarla Karıştırılabiliyor

MS’in belirtilerinin oldukça geniş bir yelpazeye yayılması, farklı hastalıklarla karıştırılmasına yol açabiliyor. Bu nedenle yanlış değerlendirme riski de bulunuyor. Benzer belirtiler şu durumlarda da görülebiliyor: Boyun fıtıkları, B12 vitamini eksikliği, Migren, İç kulak rahatsızlıkları, Beyin damar hastalıkları, Lupus gibi otoimmün hastalıklar, Bazı enfeksiyonlar, Anksiyete ve panik bozukluklar, Özellikle uyuşma, baş dönmesi ve yorgunluk gibi şikâyetlerin tek başına MS anlamına gelmediği, detaylı nörolojik muayene ve görüntüleme yöntemlerinin tanıda kritik görev aldığı ifade ediliyor.

Ölümcül Bir Hastalık Değil Ama

MS’te kanserlerde olduğu gibi bir evreleme sistemi bulunmuyor. Bunun yerine hastalığın tipi ve seyri değerlendiriliyor. En yaygın form, ataklarla seyreden ve ataklar arasında kısmi ya da tam düzelme görülebilen tip olarak biliniyor. Bazı hastalarda ise zaman içinde daha ilerleyici bir seyir ortaya çıkabiliyor.

Günümüzde MS, doğrudan ölümcül bir hastalık olarak kabul edilmiyor. Erken tanı konulan ve düzenli tedavi alan hastalarda yaşam süresinin genel nüfusa oldukça yakın olduğu belirtiliyor. Ancak ileri dönemlerde gelişebilecek hareket kısıtlılığı, enfeksiyonlar ve çeşitli komplikasyonların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceği de vurgulanıyor.

Kesin Tedavi Yok Ancak Kontrol Mümkün

MS’i tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi yöntemi henüz bulunmuyor. Buna rağmen son 20 yılda tedavi alanında önemli ilerlemeler kaydedilmiş durumda. Tedavide temel hedefler şunlar: Atakların sıklığını azaltmak, Yeni hasar oluşumunu önlemek, Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, Yaşam kalitesini korumak

Atak dönemlerinde genellikle yüksek doz kortizon tedavisi uygulanırken, uzun vadeli kontrol için bağışıklık sistemini düzenleyici ilaçlar kullanılıyor. Düzenli tedavi ile birçok hastanın uzun yıllar aktif ve üretken bir yaşam sürdürebildiği belirtiliyor. Bu nedenle MS, geçmişe kıyasla artık daha yönetilebilir bir hastalık olarak değerlendiriliyor.

Risk Nasıl Azaltılabilir?

MS’in tamamen önlenmesini sağlayan kesin bir yöntem olmasa da risk faktörlerini azaltmaya yönelik bazı yaşam tarzı önerileri öne çıkıyor. Uzmanların önerileri arasında: Sigara kullanımından kaçınmak, Düzenli egzersiz yapmak, Sağlıklı kiloyu korumak, D vitamini seviyelerini takip etmek, Düzenli ve kaliteli uyku, Stresi yönetebilmek

Beslenmede ise Akdeniz tipi diyetin faydalı olabileceği belirtiliyor. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, zeytinyağı ve omega-3 içeren balıkların tüketimi önerilirken; işlenmiş gıdalar, aşırı şekerli ürünler ve trans yağlardan uzak durulması tavsiye ediliyor. MS’i tamamen engellediği kanıtlanmış özel bir beslenme modeli bulunmasa da sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hem bağışıklık sistemi hem de sinir sistemi sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığı ifade ediliyor.

Kaynak: Hürriyet