
“Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan ve 12 yenidoğan bebeğin ölümüne yol açtığı öne sürülen suç örgütü hakkındaki iddianame, mahkeme tarafından resmen kabul edildi. Örgüt üyeleri hakkında hazırlanan iddianamede, çetenin hastanelerdeki yenidoğan bebekleri hedef alarak çeşitli yasadışı faaliyetler gerçekleştirdiği iddialarına yer verildi. İddianamede yer alan suçlamalar, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, mağdur ailelerin adalet talepleriyle birlikte yargı süreci de başlamış oldu.
Soruşturmayı yürüten savcılık, örgütün uzun süredir çeşitli sağlık kuruluşlarında izini sürdüğü ve yenidoğan bebeklerin tedavi süreçlerinde kasıtlı ihmaller yaparak ölümle sonuçlanan vakalar oluşturduğu iddiasında bulundu. Savcılar, suç örgütünün birçok sağlık çalışanı ve hastane personelini etkisi altına aldığına dair delillerin bulunduğunu belirtti. Ayrıca, bu davada bazı hastane yöneticilerinin ihmallerine de dikkat çekildi.
İddianameye göre, çete üyelerinin kasıtlı olarak hastanelerde sistematik bir şekilde çalıştıkları, yenidoğan birimlerine erişim sağladıkları ve bebeklerin sağlık durumlarını suistimal ederek sonuçları değiştirdikleri iddia ediliyor. Özellikle, kritik bakım gereksinimi olan bebeklerin tıbbi müdahalelerini kasıtlı bir şekilde eksik bıraktıkları ve bu yolla ölüme yol açtıkları öne sürülüyor. İddiaların ağırlığı, kamuoyunda derin bir şok etkisi yaratırken, savcılık, tüm sanıkların gerekli cezayı alması için titizlikle deliller sundu.
Yenidoğan Çetesi’ne karşı açılan davada, sanıkların hakim karşısına çıkacağı tarih büyük bir merakla bekleniyor. Bu dava sürecinde, sanıkların işlediği iddia edilen suçların detayları ve örgütün yapısına ilişkin daha fazla bilgi ortaya çıkması bekleniyor. Aileler, adaletin yerini bulmasını umut ederken, kamuoyu da dava sürecini yakından takip ediyor.
İstanbul, Tekirdağ ve Çorlu’da yaşanan Yenidoğan Çetesi skandalı, Türkiye’yi derinden sarstı. Bu çete, 12 yenidoğan bebeği, maddi kazanç uğruna bile bile ölüme terk etti. Ailelerin yaşadığı acılar ise tarifsizdi. Yapılan operasyon sonucunda çeteden 47 kişi gözaltına alınırken, 22 kişi tutuklandı.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma neticesinde hazırlanan fezleke, Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Şüpheliler, önümüzdeki günlerde mahkeme önüne çıkacak.
İddianamede, hayatını kaybeden 10 bebek “maktul” olarak, 5 kişi “müşteki” sıfatıyla yer alırken, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstanbul İl Müdürlüğü “suçtan zarar gören” taraf olarak tanımlandı. Ayrıca, 19 hastane ve sağlık şirketi “malen sorumlu” olarak gösterildi ve 47 kişi “şüpheli” kategorisine alındı.

Çetenin Elebaşı Fırat Sarı
İddianamede, çetenin lideri olarak tespit edilen doktor Fırat Sarı’nın yanı sıra, suç örgütünün faaliyetlerini yöneten diğer şüpheliler arasında doktor İlker Gönen ve 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir de bulunuyor. Suç örgütünün esas amacının, devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini devre dışı bırakarak doluluk oranını artırmak ve hastaların basamaklarıyla oynayarak SGK’dan en yüksek ödemeyi almak olduğu belirtiliyor.

Talep Edilen Cezalar
İddianamede, Fırat Sarı ve İlker Gönen için, 10 kez kasten öldürme, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve 11 kez resmi belgede sahtecilik gibi suçlamalarla toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Diğer şüpheli Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise kasten öldürmenin ihmali, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarına zarar verme amacıyla dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis cezası isteniyor.
İddianamede, diğer şüpheliler için de benzer suçlamalarla hapis cezaları öngörülüyor. Ayrıca, dolandırıcılık suçu nedeniyle maddi kazanç elde eden hastaneler ve bu hastanelere bağlı şirketler hakkında tüzel kişilere yönelik güvenlik tedbiri uygulanması, bu kuruluşların kapatılması ve mal varlıklarına el konulması gibi talepler de yer alıyor. Bu skandal, sadece bireysel kayıplar değil, aynı zamanda sağlık sisteminin işleyişine dair ciddi sorgulamaları da beraberinde getirdi.
