
Para uğruna, henüz dünyaya gözlerini açan bebeklerin hayatını hiçe sayan ve onların ölümüne yol açan Yenidoğan Çetesi’nin davası bugün başlıyor. Çetenin, bebeklerin yoğun bakımda ölmesine neden olduğu ve sayısız bebeğin hayatını riske attığı iddiaları, şok edici bir şekilde ortaya çıktı. İstanbul’da görülecek olan bu davada, 47 sanık, 22’si tutuklu olmak üzere, suçlarının hesabını vermek üzere hakim karşısına çıkacak.
Sanıkların, 10 bebekten sorumlu tutulduğu ve bununla birlikte çok sayıda bebeğin ölümüne neden olma riskinin oluşturulduğu belirtiliyor. Çete üyeleri, bebekleri, sadece 8 bin lira gibi düşük bir ücret karşılığında öldürmekle suçlanıyor. Olaylar, bebeklerin yaşamsal tedavilerinin ihmal edilerek yoğun bakıma alınmalarını ve ardından ölümlerini hızlandırarak, maddi çıkar sağlamak amacıyla bir çetenin organize şekilde hareket ettiğini gösteriyor.
Davada, sanıklara yöneltilen suçlamalar oldukça ağır. Çete üyelerinin yanı sıra, 19 özel hastanenin de iddianamede yer aldığı belirtiliyor. Bu hastanelerin, olaylarla ilgili sorumluluk taşıyan kurumlar olarak değerlendirildiği ve sağlık hizmetlerinin bu şekilde suistimallerle kötüye kullanıldığı ortaya çıkmış durumda.
Savcılık, sanıklar hakkında toplamda 17 bin yıl hapis cezası talep ediyor. Bu davada, hem sağlık sektöründe yaşanan skandal hem de küçük bebeklerin hayatını kaybetmesine yol açan çetenin ortaya çıkması, toplumda büyük bir infial yaratmış durumda. Yenidoğan Çetesi’nin faaliyete geçirdiği bu karanlık düzenin, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir iz bıraktığı ifade ediliyor.
Bugün başlayacak olan dava, sadece bir adli süreç değil, aynı zamanda sağlık sektöründeki etik ve güvenlik zafiyetlerinin de sorgulanmasına neden olacak. Çetenin kurduğu bu kirli düzenin deşifre edilmesiyle, daha fazla mağduriyetin önüne geçilmesi bekleniyor.

Yenidoğan Çetesi Davası Başlıyor: Bebeklerin Hayatları Uğruna Yapılan Vicdansızlıklar
Devletten para alabilmek adına, bebeklerin gereksiz yere yoğun bakımda tutulması, bazılarının ölümüne, bazılarının ise kalıcı sakatlıklar yaşamasına yol açtı. Ancak daha da korkunç olanı, ölen bebeklerin, resmi kayıtlarda hâlâ yaşıyormuş gibi gösterilmesiydi. Tüm bunlar yaşanırken, suçlular arasında yapılan konuşmalar, vicdanları derinden sarstı.
Yenidoğan Çetesi olarak bilinen bu şebekenin, 10 bebeğin ölümünden ve sayısız bebeğin hayatının tehlikeye atılmasından sorumlu tutulduğu davanın duruşması, İstanbul’da başlıyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan davada, 22’si tutuklu 42 sanık hakim karşısına çıkacak.

Sanıklar Hangi Suçlamalarla Yargılanıyor?
Davanın temel suçlaması, çete üyelerinin, günlük 8 bin liralık SGK primini paylaşabilmek için yenidoğan bebeklerin sağlığını hiçe saymış olmaları. Bebeklerin sağlığına zarar veren bu şebekenin, bebekleri sahte raporlarla gereksiz yere yoğun bakımda tutup, onlara zararlı ilaçlar verdiği ve anlaşmalı oldukları özel hastanelere sevk ettikleri tespit edildi.

Bebeklerin Sağlığı ve Yaşamı Hiçe Sayıldı
Yenidoğan bebekler, gereksiz yere yoğun bakımda tutuldu. Hâlâ taburcu olabilecek durumda olan bazı bebeklere sahte raporlar düzenlenerek, yoğun bakımda kalmaları sağlandı. Bu bebeklere gereksiz ilaçlar verildi. Şebeke, bebekleri anlaşmalı oldukları özel hastanelere sevk ederek, onlara hiçbir tedavi uygulanmadan hastanelerde tutulmalarını sağladı. Bu süreçte, 9’u İstanbul’da, biri Tekirdağ’da olmak üzere 10 özel hastanenin ruhsatı iptal edildi. Söz konusu hastaneler arasında, Özel Avcılar Hospital, Özel TRG Hospitalist, Özel Birinci Hastanesi ve diğerleri yer alıyor.

Soruşturmada Yer Alan Kan Donduran Konuşmalar
Soruşturma dosyasındaki kan dondurucu konuşmalar, şebekenin ne kadar vicdansız olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle 112 Çağrı Merkezi çalışanlarının da bu şebekenin parçası olduğu ve bu kişilerin ambulansların sefer kayıtlarını gizlemek için çeşitli yöntemler önerdikleri tespit edilmişti. Bir ambulans şoförü, “Ambulans benzin almaya çıktı.” şeklinde bir talimat vermişti.
Bebeklerin tedavisiyle ilgili korkunç bir diğer detay ise, diyaframında gelişimsel bir bozukluk olmayan bir bebekle ilgiliydi. Bu bebek, tedavi ile düzelebilecek basit bir akciğer sorunu yaşarken, tedavi edilmedi. Aileyi bilgilendiren doğum uzmanına karşı şebekenin verdiği tepki ise oldukça endişe vericiydi. Şebeke üyeleri, “Panik yapmayın” diyerek, durumu gizlemeye çalıştılar.
Bir başka çete üyesi, “Dursun Abi bir göbek açamamış, mahvetmiş. Hemşireye vermiş. Aile Suriyeli, herhangi bir şeyleri yok, adli tıp süreci başlatmadılar. Çocuk defnedildi.” şeklinde konuşarak, öldürülen bir bebeği adli tıpa karşı gizlemeye çalıştıklarını ifade etmişti. Bir başka şebeke üyesi de, “O çocuk pnömotoraks. O çocuğa tüp takılsa yaşardı. Bir olay patlayacaktı, ben biliyorum.” diyerek, yaşanan felaketi kabul etmemişti.
Savcıya Ölüm Tehdidi ve Çetenin Yargılanması
Çete üyeleri, sadece bebeklerin sağlığını tehlikeye atmakla kalmadılar, aynı zamanda soruşturmayı yürüten savcıyı da ölümle tehdit ettiler. Savcı, tutuklanan zanlıların tahliye edilmesi için baskı yapıldı.
Çetenin ele başları olarak görülen doktor Fırat Sarı ve İlker Gönen’in savunmaları, davanın en çok merak edilen kısımlarından biri. Bin 400 sayfalık iddianamede, bu kişilerin ne tür savunmalar yapacakları ve sorumluluklarını kabul edip etmeyecekleri büyük bir merak konusu. Bu dava, hem bebeklerin hem de ailelerinin hayatını karartan bir çetenin adalet önünde hesap vermesi adına büyük bir önem taşıyor.
