
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgede yaşanan hareketlilikle ilgili önemli bilgiler paylaştı. Üşümezsoy, hem vatandaşların merakını gidermeye hem de bilimsel çerçevede durumu açıklığa kavuşturmaya yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Büyük Bir Deprem Bekleniyor mu?
Ünlü profesör, kamuoyunun en çok merak ettiği soruya yanıt vererek yaşanan depremlerin ne anlama geldiğini yorumladı. Depremlerin sıklaşmasının her zaman büyük bir depremin habercisi olmadığını belirten Üşümezsoy, bölgedeki fay yapısının özelliklerini hatırlatarak mevcut hareketliliğin doğasını bilimsel veriler ışığında değerlendirdi.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yaşanan sarsıntılar bölge halkını endişelendirmeye devam ediyor. Gece boyunca 5 saat arayla meydana gelen 4.5 büyüklüğündeki iki depremin ardından, sabah saat 09.41’de 4.4 büyüklüğünde yeni bir deprem daha kaydedildi. 10 Ağustos’tan bu yana bölgede gerçekleşen toplam 15 bin 300 artçı hareketlilik, uzmanlar tarafından “deprem fırtınası” olarak tanımlanıyor.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yaşanan Süreci Değerlendirirken Şu Noktalara Dikkat Çekti
Üşümezsoy’a göre, deprem fırtınası olarak adlandırılan bu durum sanıldığı kadar tehlikeli değil. Dünyanın farklı bölgelerinde örneğin Santorini ve Bodrum açıklarında benzer süreçlerin yaşandığını hatırlatan uzman, ana fay hattının kırılmamasının önemli olduğunu vurguluyor. Çok sayıda küçük kırığın oluşturduğu bu hareketlilik, enerjinin büyük bir parça halinde değil, küçük sarsıntılar şeklinde boşalmasına neden oluyor. Bu nedenle bölgede 6 veya 6.5 büyüklüğünde bir depremi işaret eden bir durum bulunmadığını belirtiyor.

Üçüncü Büyük Deprem Gelir mi?
Üşümezsoy, 5 büyüklüğündeki bir depremin bile yalnızca yaklaşık 10 kilometrekarelik bir alanı etkileyen sınırlı bir kırılma yarattığını söylüyor. Bölgedeki çok sayıda küçük fayın hareketliliği, enerji boşalmasının parçalı bir şekilde devam ettiğini gösteriyor. Bu nedenle “üçüncü bir deprem olur mu?” sorusuna ilişkin önceki endişelerinin zaman içinde azaldığını ifade ediyor.
Bölgedeki depremlerin aynı kırılmış fay dizisi üzerinde gerçekleştiğini, bu yüzden yeni bir büyük deprem ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. Sarsıntıların dağılımına baktığımızda, hepsinin benzer bir alan içinde kaldığı görülüyor. Bu durum da enerjinin kontrollü ve düzenli bir şekilde boşaldığını gösteriyor.
Öncü Deprem Değil
Uzman, artçıların fazlalığının tek başına bir tehlike göstergesi olmadığını da vurguluyor. Eğer hareketlilik güneyde yeni bir fay hattına doğru ilerleyen bir yayılma gösterseydi, bu durum daha farklı bir risk değerlendirmesi gerektirebilirdi. Ancak mevcut süreçte tüm sarsıntılar aynı bölge içinde sınırlı kalıyor. Bu nedenle yaşananların büyük bir kırılmanın habercisi olmadığı ifade ediliyor.
