DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

SDG Feshedildi: Terörsüz Bölge İçin Kritik Eşik

Suriye’de güvenlik dengelerini yakından ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı. SDG’nin feshedilmesi ve bünyesinde yer alan bağlı yapıların Suriye devletinin çatısı altında entegre edilmesi, bölgedeki güvenlik yapılanması açısından yeni bir dönemin kapısını araladı.

Yayınlanma Tarihi : Google News
SDG Feshedildi: Terörsüz Bölge İçin Kritik Eşik

Söz konusu gelişme, Ankara tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve ülke genelinde merkezi devlet otoritesinin güçlendirilmesi bakımından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda Türkiye’nin güney sınırında uzun süredir güvenlik riski oluşturan silahlı yapılanmaların sona erdirilmesi yönündeki hedef açısından da kritik bir gelişme niteliği taşıyor.

SDG Feshedildi Terorsuz Bolge Icin Kritik Esik 2

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce dikkat çektiği “Terörsüz Bölge” vizyonu kapsamında değerlendirilen süreç, yalnızca Suriye’nin iç dengeleri açısından değil, Türkiye’nin sınır güvenliği bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

SDG Feshedildi Terorsuz Bolge Icin Kritik Esik 3

SDG’nin feshedilmesi ve buna bağlı unsurların Suriye devlet yapısına dahil edilmesiyle birlikte, bölgede ayrı bir silahlı yapılanmanın varlığının sona erdirilmesi hedefleniyor. Böylece Suriye’nin siyasi ve coğrafi bütünlüğünün güçlendirilmesi, güvenlik alanında ise merkezi yapının daha etkin hale gelmesi amaçlanıyor.

SDG Feshedildi Terorsuz Bolge Icin Kritik Esik 4

Ankara açısından gelişmenin en önemli boyutlarından biri ise Türkiye’nin güney sınırında faaliyet gösteren silahlı yapıların ortadan kaldırılması. Bu yönüyle Suriye’de atılan adımın, Türkiye’nin uzun süredir gündeminde bulunan “Terörsüz Türkiye” hedefinin bölgesel ölçekte desteklenmesine katkı sağlaması bekleniyor.

SDG Feshedildi Terorsuz Bolge Icin Kritik Esik 5

Bölgedeki güvenlik mimarisini doğrudan etkileyebilecek bu gelişme, Suriye’nin geleceği açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Silahlı yapıların merkezi devlet bünyesine entegre edilmesi, hem Suriye’nin toprak bütünlüğünün pekiştirilmesi hem de sınır hattındaki güvenlik risklerinin azaltılması açısından stratejik önem taşıyor.

Bu çerçevede SDG’nin feshi ve bağlı unsurların Suriye devletine entegrasyonu, Ankara’nın savunduğu güvenlik yaklaşımıyla da örtüşen bir gelişme olarak dikkat çekiyor. Sürecin ilerlemesi halinde, Suriye’deki güvenlik dengelerinin yeniden şekillenmesi ve Türkiye’nin güney sınırında daha istikrarlı bir ortamın oluşması gündeme gelebilecek.

Yaşanan gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Terörsüz Bölge” vizyonu açısından önemli bir eşik olarak öne çıkıyor. Suriye’de merkezi devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve silahlı yapıların devlet çatısı altında toplanması, bölgesel güvenlik açısından yeni bir dönemin kapısını aralarken, Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefinin Suriye sahasındaki yansımalarını da güçlendirebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren silahlı yapıların tasfiyesine yönelik süreçte kritik bir aşamaya ulaşıldı. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bağımsız askeri yapılanmasına son verdiğini ve yapının feshedildiğini duyurması, Ankara’da bölgesel güvenlik bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Sınır Hattındaki Yapılanma Yıllar İçinde Genişledi

Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından ülkenin kuzeyinde ortaya çıkan yapılanmalar, zaman içerisinde Türkiye sınırı boyunca genişleyen bir güvenlik meselesine dönüştü. PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak değerlendirilen PYD, 2014 yılında ülkenin kuzeyindeki Cezire, Kobani ve Afrin bölgelerinde kanton yapılanmalarının oluşturulduğunu ilan etti.

Bu bölgelerin birbirine bağlanmasıyla Türkiye’nin güney sınırı boyunca kesintisiz bir yapılanma oluşturulmasının hedeflendiği değerlendirilirken, 2016 yılında Menbiç’in SDG tarafından ele geçirilmesi sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Türkiye, sınır güvenliğini güçlendirmek ve terör tehdidini kaynağında bertaraf etmek amacıyla 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattı. Bu operasyonun ardından Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik politikası farklı harekatlarla devam etti. Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekatları da bu kapsamda gerçekleştirildi.

SDG’ye Ait Yapılar Şam Yönetimine Devredildi

Suriye’de 8 Aralık 2024’te Esad yönetiminin sona ermesinin ardından ülkedeki siyasi ve askeri dengeler yeniden şekillenmeye başladı. Bu yeni dönemde Şam yönetimi ile SDG arasında 10 Mart 2025 tarihinde bir mutabakata varıldı.

29 Ocak 2026’da imzalanan Ateşkes ve Entegrasyon Anlaşması ise SDG’nin mevcut yapılanmasının Suriye devlet sistemine dahil edilmesine yönelik sürecin önünü açtı. Anlaşmanın ardından yürütülen çalışmaların son aşamasında, 25 Ağustos 2026 tarihinde SDG’nin feshedildiği açıklandı.

Bu gelişmeyle birlikte SDG bünyesinde bulunan askeri, güvenlik ve idari yapıların Suriye devlet kurumlarıyla bütünleştirildiği bildirildi. Bunun yanı sıra sınır kapıları, havalimanları ve petrol sahaları gibi stratejik öneme sahip noktaların da Şam yönetiminin kontrolüne geçtiği belirtildi.

Yürütülen süreç yalnızca askeri ve güvenlik başlıklarıyla sınırlı kalmadı. Suriye’de yaşayan Kürtlerin anayasal hakları, siyasi temsil imkanları ve ana dilde eğitim gibi konuların da müzakerelerin önemli başlıkları arasında yer aldığı ifade edildi.

Ankara Açısından Kritik Bir Eşik

Ankara’da yapılan değerlendirmelerde SDG’nin feshedilmesi, Suriye krizinin başladığı dönemden bu yana ortaya çıkan en önemli gelişmelerden biri olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin Suriye politikasındaki temel hedeflerden biri, ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve Türkiye sınırı boyunca merkezi yönetimden bağımsız bir silahlı yapılanmanın kalıcı hale gelmesinin önlenmesi oldu.

SDG’nin bağımsız askeri yapısına son verilmesi ve bünyesindeki yapıların Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi, Ankara’nın uzun süredir savunduğu bu yaklaşım açısından önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. Böylece sınır hattında merkezi otoriteden bağımsız silahlı bir yapılanmanın varlığının sona erdirilmesine yönelik hedefte önemli bir mesafe alınmış oldu.

Terörsüz Bölge Hedefinin Önemli Bir Parçası

SDG’nin feshedilmesi, yalnızca “Terörsüz Türkiye” hedefi çerçevesinde değil, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel ölçekte ortaya koyduğu “Terörsüz Bölge” vizyonunun bir unsuru olarak değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce çeşitli açıklamalarında vurguladığı bölgesel güvenlik ve kalıcı barış hedefleri doğrultusunda, Türkiye’nin güney sınırının Suriye ve Irak’ın kuzeyine karşılık gelen yaklaşık 1.255 kilometrelik bölümünde güvenlik risklerinin azaltılması amaçlanıyor.

Bu çerçevede Ankara’nın öncelikleri arasında, Suriye’de merkezi devlet otoritesinin güçlendirilmesi, ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve merkezi yönetim dışında faaliyet gösteren silahlı yapıların tamamen tasfiye edilmesi bulunuyor.

SDG’nin feshiyle birlikte Suriye’nin kuzeyindeki askeri ve idari yapılanmanın Şam yönetimiyle bütünleştirilmesi, Türkiye’nin bu hedefleri açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Önümüzdeki süreçte ise alınan kararların sahada ne ölçüde uygulanacağı, merkezi yönetimin otoritesinin ne kadar güçleneceği ve silahlı yapıların tasfiye sürecinin nasıl ilerleyeceği, bölgesel güvenlik açısından belirleyici başlıklar olacak.

Bu gelişmelerin Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik ortamına yansıması da Ankara’nın “Terörsüz Türkiye” hedefinin bölgesel boyutunun şekillenmesinde önemli görev alacak. Türkiye, sınırlarının hemen ötesinde kalıcı güvenliğin sağlanmasını, merkezi devlet yapılarının güçlendirilmesini ve silahlı unsurların devlet dışı bir güç olarak varlık göstermesinin önüne geçilmesini bölgesel istikrarın temel şartlarından biri olarak değerlendiriyor.