
Muğla’da vahşice katledilen Pınar Gültekin davasında yeni bir hukuki süreç başladı. Genç kadını öldüren Cemal Metin Avcı hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Yargıtay tarafından bozulmuştu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın Pınar Gültekin’i “canlı canlı yakarak öldürmesinin” canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmetmişti. Bu karar büyük tepki çekerken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti.

Başsavcılıktan Karara Tepki
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Cemal Metin Avcı’nın işlediği suçun vahşiliğine dikkat çekerek, kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu. Başsavcılık, sanığın işlediği eylemin canavarca his ve eziyet çektirme unsurlarını barındırdığına vurgu yaparak, verilen bozma kararının adalet duygusunu zedelediğini belirtti.

Başsavcılığın itirazı, davanın yeniden Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda ele alınmasını sağlayabilir. Eğer Genel Kurul, Başsavcılığın görüşünü haklı bulursa, Cemal Metin Avcı’nın yeniden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alması gündeme gelebilir.

Kamuoyunun Tepkisi ve Adalet Arayışı
Yargıtay’ın bozma kararı, kadın hakları savunucuları, hukukçular ve toplumun geniş kesimlerinde büyük yankı uyandırmıştı. Birçok kişi, Pınar Gültekin’in maruz kaldığı vahşetin canavarca hisle öldürme kapsamına girmediği yönündeki değerlendirmenin hukuk ve vicdanla bağdaşmadığını savundu.

Özellikle kadın cinayetlerine karşı daha caydırıcı cezalar verilmesi gerektiğini düşünen kesimler, davanın adaletli bir şekilde sonuçlanması için hukuki sürecin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun vereceği nihai karar, benzer davalarda emsal teşkil edebilir. Türkiye’de kadın cinayetleriyle mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak görülen bu davanın nasıl sonuçlanacağı, toplumun adalet beklentisini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.
2020 yılında Pınar Gültekin’in korkunç bir cinayete kurban gitmesi, Türkiye’nin gündeminde geniş yankılar uyandırmıştı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi olan Pınar Gültekin, 16 Temmuz 2020’de kaybolmuş ve beş gün sonra cesedi bulunmuştu. Yapılan soruşturma neticesinde, Pınar’ın eski sevgilisi Cemal Metin Avcı tarafından öldürüldüğü anlaşılmıştı. Avcı, Pınar’ı, aralarındaki bir tartışma sırasında boğarak öldürdüğünü ve cesedini bağ evindeki bir varile koyup yaktığını, üzerine de beton dökerek izlerini silmeye çalıştığını itiraf etmişti. Yapılan kazı sonucu, Avcı’nın gösterdiği yerde, Gültekin’in kısmen yanmış cesedi bulunmuştu.
Cemal Metin Avcı, olayın ardından tutuklanmış ve yargı süreci başlamıştı. Avcı’ya, “Canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Ancak, Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu kararı bozdu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’nin verdiği 10 Mart 2023 tarihli hükmü, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğnamesine aykırı olarak bozuldu. Bu durum, büyük bir tepkiye yol açtı.
Bozma kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazda bulundu. Başsavcılığın itirazında, sanık Cemal Metin Avcı ile Pınar Gültekin arasında evlilik dışı bir ilişki bulunduğu, Avcı’nın bu ilişkilerinin açığa çıkmasından korktuğu ve bu sebeple Gültekin’i öldürme kararı aldığı vurgulandı. Ayrıca, Avcı’nın eyleminin “tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme” suçunu oluşturduğuna dair delillerin mevcut olduğu belirtildi. Başsavcılık, bu sebeple Avcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasını talep etti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne gönderildi. Daire, Cemal Metin Avcı’nın eyleminin tasarlayarak işlendiğine ve canavarca hisle gerçekleştirildiğine karar verirse, bozma kararını iptal edip Avcı hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onaylayacak. Bu gelişme, mağdurun ailesi tarafından da yakından takip ediliyor.
Pınar Gültekin’in babası Sıddık Gültekin, verilen bozma kararına büyük tepki gösterdi. Olayın vahametini dile getirirken, “Bir insan daha nasıl ölsün?” diyerek isyan etti. Pınar’ın vücudunun, diri diri yakılmasının yanı sıra, adli tıp raporunun net olduğunu ve 11 profesörün imzasıyla bu raporun desteklendiğini belirtti. Sıddık Gültekin, “Diri diri yakılmış bu kızcağız. Canavarca hisle değil de nasıl? Artık bizim hiçbir güvencemiz kalmadı,” diyerek adaletin sağlanması konusunda büyük bir umutsuzluk içinde olduğunu ifade etti. Aile, verilen bozma kararını kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Gültekin ailesi ve toplumsal kesimler, Pınar’ın katilinin hak ettiği cezayı alması için adaletin yerini bulması yönünde baskı yapmaya devam ediyor. Bu trajik olay, Türkiye’de kadın cinayetleri ve şiddetle mücadeleye yönelik daha güçlü bir sesin yükselmesine neden olmuş ve hukuki sürecin tüm halk tarafından izlenmesine yol açmıştır.
