
Prof. Dr. Özel, geliştirilen erken uyarı mekanizmasının, depremin oluşturduğu ilk sismik dalgaları algıladığını ve bu veriler ışığında ana sarsıntı hissedilmeden önce kritik uyarılar iletebildiğini ifade etti. Yapılan açıklamaya göre sistem, depremi ortalama 8.4 saniye önceden haber verebiliyor. Bu süre her ne kadar kısa görünse de, özellikle metro hatları, doğalgaz dağıtım merkezleri, elektrik santralleri ve endüstriyel tesisler gibi stratejik bölgelerde otomatik güvenlik protokollerinin devreye girmesi için son derece değerli bir zaman dilimi sunuyor.
Yeni sistem sayesinde, sarsıntı başlamadan önce vatandaşların kısa da olsa hazırlık yapabilmesi, kritik altyapıların kendini koruma moduna alması ve olası ikincil afet risklerinin azaltılması hedefleniyor. Kandilli Rasathanesi, bu teknolojiyle Türkiye’nin deprem konusunda daha etkin bir risk yönetimi aşamasına geçtiğini vurguluyor.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, kurumda görev yapan akademisyenlerle birlikte düzenlediği basın toplantısında Deprem Erken Uyarı Sistemi’nde ulaştıkları mevcut seviyeyi, kullanılan yeni teknik yaklaşımları ve yürütülen operasyonel hizmetleri kamuoyuyla paylaştı.

1998’de Başlayan Çalışmalar Sistemin Temelini Oluşturdu
Özel, Enstitü’nün erken uyarı konusundaki adımlarını 1998 yılında attığını hatırlatarak, 2001’de Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda Marmara Bölgesi’nde 10 istasyonlu Erken Uyarı Sistemi ile 110 istasyonlu Hızlı Hasar Tespiti Sisteminin kurulduğunu aktardı. Bu altyapının 2012 yılında İstanbul Valiliği’nin desteğiyle önemli ölçüde yenilendiğini de belirtti.

Deprem Başlar Başlamaz en Yakın İstasyon Verisi İşleniyor
Günümüzde gelinen noktada yalnızca sensörlerin değil, veri iletim ağının da modernize edildiğini söyleyen Özel, bir depremin ilk anlarında faya en yakın istasyonun gönderdiği sismik bilgilerin anında işlenerek sisteme dâhil edildiğini vurguladı.
Erken uyarı sisteminin başarısının büyük ölçüde altyapının sağlamlığına dayandığını ifade eden Özel, şunları ekledi: “Cihazların daha hızlı ve daha modern hâle getirilmesi işlem süresini ciddi anlamda düşürdü. Bugün elimizde yüksek hızda veri aktarabilen iletişim sistemleri ve yeni nesil yazılımlar var. Bu sayede aldığımız bilgilerin hem hızlı hem doğru olmasını, ayrıca sistemin yanlış alarm üretmemesini test ediyoruz. Amacımız sistemin güvenilirlik aralığını net biçimde tanımlamak, sınır koşullarını ve toleranslarını belirlemek. Çünkü halkı ‘deprem oluyor’ diye uyarabileceğimiz her sinyalin son derece güvenilir olması gerekiyor. Bu nedenle kritik kurumların, altyapıların ve bakanlıkların ihtiyaç duyduğu eşik değerleri esas alarak sistemimizi mühendislik parametreleri üzerinden kalibre etmeye çalışıyoruz.”

5 Büyüklüğündeki Marmara Depremi 8.4 Saniye Önceden Sinyal Verdi
Faya olan uzaklığın uyarı süresini doğrudan etkilediğini hatırlatan Özel, 2 Ekim’de Marmaraereğlisi açıklarında meydana gelen 5 büyüklüğündeki depremin 8.4 saniye önce algılandığını açıkladı. Bu sürenin, erken uyarı sistemi açısından oldukça önemli bir gösterge olduğunu dile getirdi.
Özel, yürütülen çalışmaların kritik altyapılar üzerinde sağlayacağı etkilere de değinerek: “Bu sistem; acil durum mekanizmalarının devreye girmesi, otomatik gaz ve su vanalarının kapatılması, Marmaray ve Avrasya Tüneli gibi yapılar ile metro sistemlerinin güvenli bir şekilde durdurulması gibi çok önemli süreçleri tetikleyebilir. Aynı zamanda deprem sonrası oluşabilecek yangınlar ve diğer ikincil afetlerin önüne geçilmesinde de hayati görev alır. Bu nedenle bu kritik altyapıların sistem için birer müşteri kurum hâline gelmesi gerekiyor. Onların güvenlik eşiklerine uygun mühendislik kalibrasyonlarını sistemimizle bütünleştiriyoruz.” dedi.

Mobil Erken Uyarı Uygulaması Kandilli Uyarı Test Ediliyor
Özel, erken uyarı sinyallerini halka iletmek amacıyla KRDAE’nin bir yazılım şirketiyle birlikte iOS tabanlı bir mobil uygulama geliştirdiğini ve bu uygulamanın şu anda yaklaşık 2 bin 500 test cihazında denenmekte olduğunu söyledi. Uygulamanın adının “Kandilli Uyarı” olduğunu belirten Özel, test grubunun büyük bölümünü bilim insanlarının oluşturduğunu ve kullanıcılardan çok değerli geri dönüşler aldıklarını ifade etti. Uygulamanın yalnızca yıkıcı dalga ulaşmadan önce uyarı yapmakla kalmayıp, aynı zamanda depremin tahmini şiddetini de belirlediğini, kullanıcıların depremi nasıl hissettiklerine dair bilgilerin de toplandığını anlattı. Şu ana kadar sistemin hiç yanlış alarm vermediğini özellikle vurguladı. Bir yandan da en hızlı, en güvenilir bilgi outputunu sağlayacak yeni algoritmaların denenmeye devam ettiğini söyledi.
Yeni İstasyonlar Uyarı Süresini Daha da Azaltacak
Marmara Denizi tabanından gerçek zamanlı veri aktarılmasını sağlayacak altyapıların kurulmasının erken uyarı süresini belirgin biçimde azaltacağını aktaran Özel, bu alandaki yatırımların kritik önem taşıdığını dile getirdi. Sismik istasyon ağının hem modernize edilmesi hem de sıklaştırılması gerektiğini belirterek:
“Bu mevcut ağı güçlendirerek ve iletişim hızını artırarak Erken Uyarı Sistemi’ni ülke genelinde operasyonel hâle getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. Ayrıca deniz tabanından veri aktarımı sağlayan teknolojilerin dünya genelinde çok hızlı geliştiğini, bu nedenle Marmara’ya kurulacak yeni istasyonların uyarı süresine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
