
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu için kurulan sandıklarda oy verme işlemi sabahın erken saatlerinde başladı. Yaklaşık 218 bin kayıtlı seçmen, ülkenin kaderini etkileyecek bu önemli demokratik süreçte tercihini yapıyor.
Bu seçim, yalnızca bir lider belirleme yarışı olarak görülmüyor. Kıbrıs Türk halkı, oylarıyla iki farklı vizyon arasında tercih yapacak: Bir yanda, iki devletli çözümü savunarak KKTC’nin bağımsızlığını ve Türkiye ile stratejik bağlarını güçlendirmeyi hedefleyen mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar; diğer yanda ise federasyon temelli bir birlik anlayışını benimseyerek Rum tarafı ve Avrupa Birliği ile ortak bir gelecek arayışında olan Tufan Erhürman bulunuyor.
Siyasi gözlemcilere göre bu seçim, “Kıbrıs Türkü’nün özgürlük tercihi” olarak da nitelendiriliyor. Bir taraf “egemen eşitlik ve bağımsızlık” çizgisinde ısrar ederken, diğer taraf “federal ortaklık ve AB entegrasyonu” hedefiyle seçmene sesleniyor. Sandıklarda hareketlilik sabah saatlerinden itibaren yoğun. Oy verme işlemi gün boyunca sürecek, akşam saatlerinde ise sonuçların gelmesiyle birlikte Ada’da yeni bir dönemin kapıları aralanacak.
Uzmanlar, bu seçimin sonucunun sadece Lefkoşa’daki siyasi dengeleri değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesini, enerji politikalarını ve Türkiye-KKTC ilişkilerinin yönünü de etkileyeceğini vurguluyor. Kıbrıs Türk halkı bugün, bir anlamda “özgürlük ve egemenlik” ile “federasyon ve entegrasyon” arasında tarihi bir tercih yapıyor.

Tarihi Seçin Başladı: Ada’da Kader Günü
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) halk, bugün ülkenin geleceğini belirleyecek sandık başında. Sekiz adayın yarıştığı cumhurbaşkanlığı seçiminde gözler, mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman arasında geçecek yarışa çevrildi. Tatar, “iki devletli çözüm” vizyonuyla bağımsızlık çizgisini sürdürürken; Erhürman, “Rumlarla federasyon” modelini yeniden gündeme taşıyor. Ulusal Birlik Partisi (UBP) Meclis Üyesi Özgür Yeleğen, bu seçimin sadece bir lider seçimi olmadığını, aynı zamanda Doğu Akdeniz’in stratejik geleceğini şekillendirecek tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti.

Rum İsrail Kuşatması Yeniden Devrede
Yeleğen’e göre Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Avrupa Birliği’nin desteğini arkasına alarak yeni bir çevreleme planını devreye sokmuş durumda: “Rum tarafı, İsrail ve Yunanistan’la birlikte Doğu Akdeniz enerji koridorunu yeniden dizayn ediyor. Tel Aviv–Lefkoşa–Atina hattında kurulan bu stratejik ağ, Kıbrıs Türk halkını enerji denkleminden dışlamak amacını taşıyor. Ancak bu planın önündeki en güçlü engel, Kıbrıs Türklerinin iradesi ve Sayın Tatar’ın kararlı duruşudur.” Yeleğen, Tatar’ın vizyonunun yalnızca Kıbrıs Türklerinin değil, Türkiye’nin ve Türk dünyasının güvenlik çıkarlarını da temsil ettiğini vurguladı: “Kıbrıs sadece bir ada değil; Türk milletinin denizlerdeki egemenlik hakkının sembolüdür.”

AB Fonlarıyla Federasyon Propagantası
Seçim sürecinde, CTP ve Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) çevrelerinin, Avrupa Birliği destekli fonlarla “federal çözüm” kampanyası yürüttüğü iddia ediliyor. Yeleğen, bu girişimlerin 2004 Annan Planı sürecinde yaşanan hataları tekrarlama riski taşıdığına dikkat çekerek şu uyarıyı yaptı: “Eşit yurttaşlık söylemi, Rum egemenliğini meşrulaştırmanın aracı haline geliyor. Bu maskeli propaganda, Kıbrıs Türk halkını statüsüz bırakma girişiminden başka bir şey değildir.”

Tatar’a Karşı Algı Operasyonu Sürüyor
Yeleğen’e göre Rum ve İsrail lobileri, Avrupa Parlamentosu ve sosyal medya üzerinden Tatar karşıtı psikolojik bir operasyon yürütüyor. “Özellikle gençler arasında ‘federasyon romantizmi’ aşılanıyor. Bu da Türkiye ile olan bağlarımızı zayıflatma ve ulusal iradeyi gölgeleme çabasıdır.”

Türk Dünyasının Kapısı Lefkoşa’dan Açıldı
KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) gözlemci üye olarak kabul edilmesi, iki devletli çözüm politikasının en somut kazanımı olarak değerlendiriliyor. Yeleğen, bu gelişmenin Kıbrıs Türk halkının yalnızca kendi geleceğini değil, Türk dünyasının ortak vizyonunu da etkilediğini ifade etti: “KKTC artık yalnızca Lefkoşa’nın değil, Türk dünyasının siyasi bilincinin de bir parçası haline gelmiştir. Seçmen sandığa giderken bu sorumluluğu unutmamalıdır.” Yeleğen, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Her oy, devletin bekasına, Akdeniz’deki Türk varlığının devamına ve milli iradenin sürekliliğine verilmiş bir onay olacaktır.”
Doğu Akdeniz’in Dengelerini Belirleyecek Seçim
Bugün KKTC’de yapılan seçim, yalnızca Ada’nın değil, Doğu Akdeniz’in enerji, güvenlik ve dengelerinin geleceğini de belirleyecek nitelikte. Kıbrıs Türk halkı, bugün sandıkta iki farklı gelecek arasında tercih yapacak: Ya bağımsızlık ve iki devletli çözüm çizgisini sürdürecek, ya da AB–Rum–İsrail ekseninin vesayet planlarına kapı aralayacak.
