
Uzmanların uzun süredir uyarılarını sürdürdüğü İstanbul, fay hatlarına yakınlığı nedeniyle olası büyük bir depremin etkisi altındaki illerin başında geliyor. Özellikle bazı ilçeler, zemin yapısı, yapı stoğunun durumu ve nüfus yoğunluğu gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda daha yüksek risk grubunda değerlendiriliyor.
İstanbul genelinde yapılan jeolojik ve yapı denetim analizlerine göre, depremden en fazla etkilenme riski taşıyan ilçeler arasında Avcılar, Küçükçekmece, Zeytinburnu, Bakırköy ve Fatih ilk sıralarda yer alıyor. Bu bölgeler, hem geçmişte yaşanan depremlerden ciddi şekilde etkilenmiş olmalarıyla hem de zayıf zemin yapılarıyla dikkat çekiyor.
Öte yandan, Silivri, Büyükçekmece ve Beylikdüzü gibi Marmara Denizi’ne kıyısı olan ilçeler de fay hatlarına yakınlıkları nedeniyle yüksek risk taşıyan alanlar arasında bulunuyor. Depreme dayanıklı yeni yapıların inşası ve kentsel dönüşüm çalışmaları bu ilçelerde büyük önem arz ediyor.
Yetkililer, İstanbul’da yaşayan vatandaşların deprem konusunda bilinçlenmesi, acil durum hazırlıklarını yapması ve riskli yapılarda oturanların gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguluyor. Özellikle İstanbul’un bazı bölgelerinde yapıların depreme karşı yeterince dayanıklı olmaması, olası bir afette büyük kayıplara yol açabileceği endişesini artırıyor. Son yaşanan Silivri merkezli depremin ardından hem uzmanlar hem de vatandaşlar, İstanbul’un depreme ne kadar hazır olduğu sorusuna yanıt aramaya devam ediyor.
Silivri açıklarında yaşanan ve İstanbul’un pek çok bölgesinde hissedilen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından, megakentteki deprem riski yeniden mercek altına alındı. Deprem uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, özellikle fay hatlarına olan yakınlık ve zeminin jeolojik yapısı gibi kritik etkenler doğrultusunda İstanbul’un risk profiline dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Fay Hatlarına Yakın ve Birinci Derece Deprem Riski Taşıyan İlçeler
Deprem riski açısından en yüksek seviyede yer alan ilçeler, aktif fay hatlarına olan yakınlıklarıyla dikkat çekiyor. Bu bölgelerde olası büyük depremlerde ciddi hasar riski bulunuyor.

Avrupa Yakası’nda Riskli Olarak Belirlenen İlçeler
Avcılar
Küçükçekmece
Bakırköy
Beylikdüzü
Güngören
Zeytinburnu
Bahçelievler
Fatih

Anadolu Yakası’ndaki Yüksek Riskli İlçeler
Kadıköy
Üsküdar
Ataşehir
Ümraniye
Maltepe
Kartal
Pendik
Sultanbeyli
Sancaktepe
Tuzla
Adalar

Zemin Kalitesi Düşük, Depreme Karşı Daha Savunmasız Bölgeler
Bazı ilçelerdeki zemin yapısı, sarsıntıların daha yıkıcı olmasına neden olabilecek nitelikte. Bu tür zeminler, özellikle sıvılaşma riski taşıyan, gevşek yapılı veya suya doygun alanları kapsıyor. İşte bu tür zemin özelliklerine sahip ve dolayısıyla depremde ağır hasar görme ihtimali yüksek olan ilçeler:
Büyükçekmece
Küçükçekmece
Avcılar
Zeytinburnu
Esenler
Bağcılar
Fatih
Beylikdüzü
Bakırköy
Güngören
Esenyurt

Daha Sağlam Zemine Sahip ve Görece Güvenli İlçeler
Uzmanlara göre, bazı ilçeler hem fay hatlarına uzaklıkları hem de zemin yapılarının görece daha sağlam olması nedeniyle daha az riskli kategoride yer alıyor. Ancak bu değerlendirmeler ilçelerin tümünü kapsamaz; özellikle kıyı bölgelerinde tehlike artabiliyor.
Göreceli Olarak Daha Güvenli Kabul Edilen İlçeler
Çekmeköy, Beykoz, Şile, Üsküdar, Ümraniye, Kadıköy, Ataşehir
Bu ilçelerdeki iç ve yüksek kesimler daha avantajlı kabul edilirken, sahil şeridine yakın olan bölgeler yine de risk taşıyabiliyor. Örneğin, Maltepe, Kartal ve Pendik’in denize yakın kesimleri, zeminin daha zayıf olması nedeniyle daha savunmasız olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Sultanbeyli ve Sancaktepe’nin yüksek bölgeleri daha emniyetli kabul edilmekte.
Uyarı: İlçe Bazlı Değerlendirmeler Yanıltıcı Olabilir
Prof. Dr. Şükrü Ersoy, her ne kadar genel bir değerlendirme yapılabilse de, asıl güvenliğin veya riskin belirlenmesinde parsel bazında yapılan zemin etütlerinin esas alınması gerektiğini belirtiyor. “Sağlam zeminde oturuyorum” gibi genellemelerin çoğu zaman yanıltıcı olabileceğine dikkat çekerek, vatandaşlara oturdukları yapıların taşıyıcı sistemlerinin mutlaka uzmanlar tarafından kontrol ettirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca, 1999 Marmara Depremi sonrasında birçok bölgede yapı stoğunun yeterince yenilenmemiş olması da İstanbul için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durum, sadece zeminden kaynaklı değil, yapısal güvenlik açısından da büyük bir riskin habercisi.
