DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

İran’a Saldırı: Gayrimeşru Tehditlere Karşı Türkiye Ayakta

Değerli vatandaşlarımız, ekranlardan, radyo yayınlarından ve sosyal medya platformlarından bizleri takip eden kıymetli hemşehrilerim, ayrıca gönül ve kültür coğrafyamızın dört bir yanında onurlu ve haysiyetli bir yaşam mücadelesi veren sevgili kardeşlerime en derin şükranlarımı ve en iyi dileklerimi sunuyorum.

Yayınlanma Tarihi : Google News
İran’a Saldırı: Gayrimeşru Tehditlere Karşı Türkiye Ayakta

İran’a saldırı: Gayrimeşru tehditlere karşı Türkiye ayakta, Konuşmama başlarken belirtmek isterim ki, bugün içinde bulunduğumuz toplumsal ve ahlaki değerler dengesi ciddi bir sınavdan geçmektedir. İnsanî ve vicdani ölçülerimiz, adeta bir piramit gibi ciddi hasar görmüş durumdadır. Bu durumdan kaynaklanan kriz, kaos ve belirsizlik, adeta gökyüzüne çökmüş kara bir bulut gibi tüm dünyayı etkilemektedir.

Irana Saldiri Gayrimesru Tehditlere Karsi Turkiye Ayakta 2

Küresel ve bölgesel ölçekte körüklenen istikrarsızlık alevi, yalnızca belirli coğrafyaların üzerinde etkisini göstermemekte; aynı zamanda gelecek nesillerin önünü de ciddi riskler ve tehlikelerle tehdit etmektedir. Bu tablo, hem toplumsal düzeni hem de bireysel hayatları derinden sarsacak potansiyele sahiptir.

Irana Saldiri Gayrimesru Tehditlere Karsi Turkiye Ayakta 3

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının yarattığı yıkımın etkileri hâlâ tazeliğini korurken, dünya genelinde zincirleme olarak büyüyen yeni savaş ihtimalleri karşısında olası felaketleri öngörmek hiç de kolay değildir. İnsan haklarına, tarih boyunca edinilmiş mirasa ve evrensel değerlere duyulan saygı maalesef büyük ölçüde erozyona uğramıştır. Günümüzde güçsüz olan haklıdır, haksız ise güçlüdür.

Irana Saldiri Gayrimesru Tehditlere Karsi Turkiye Ayakta 4

İran’a Yönelik Saldırı Kabul Edilemez

Küreselleşen etik karmaşa ve hâkimiyet çatışmaları, özlemle beklenen barış, huzur ve istikrar arayışlarını boşa çıkarmaktadır. Geleceğin ahlakından söz etmek imkânsızdır; çünkü her kültür ve etik anlayış geçmişten süzülerek bugüne gelir. Ancak günümüzün barbarlıklarının silah ve zor kullanımıyla geleceğe taşındığı açıkça görülmektedir. Geçmişin değerlerine merhamet ve minnet duymak, sadakat göstermek zaman aşımına uğramadan yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Geleceğe sahip çıkmak ve onu heba etmekten korumak, bugün taşıdığımız en temel sorumluluklardandır.

Böylesi bölgesel ve küresel gerilimin yüksek olduğu bir dönemde Türkiye olarak sağduyuyla hareket etmek, barışçıl girişimleri desteklemek ve teşvik etmek, nitelikli bir politik ve diplomatik tutumdur. Zor ve karanlık zamanlarda duygusal tepkilerden kaçınmak, devlet aklının ve millet hassasiyetinin ortak sorumluluğudur. Bu çerçevede, çevremizdeki gelişmeleri yorumlarken aklıselim bir siyasi ve etik bakış açısı benimsemek zaruridir.

Uluslararası Hukuk Göz Ardı Ediliyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin Siyonist etkilerle İran’a saldırması, bölgesel ve küresel dengeyi derinden sarsacak niteliktedir. Bu saldırı, hem hukuka hem ahlaka hem de meşruiyete aykırıdır. Uluslararası hukuka uyan ve bunu ciddiye alan bir taraf artık yok gibidir; dünyanın hiçbir yerinde “orman kanunlarının geçerli olmadığını” savunacak mantıklı bir akıl bulunamaz.

Hâlâ müzakereler sürüyordu, anlaşmaya yakın olunduğu açıklanıyordu. 26 Şubat 2026’da Cenevre’de yapılan görüşmelerin ardından, Umman Dışişleri Bakanı, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu sıfırlamayı kabul ettiğini açıklamıştı. ABD ve İran eş zamanlı olarak müzakerelerde ilerleme kaydedildiğine dair mesajlar vermiş, görüşmelerin Viyana’da devam edeceği bile duyurulmuştu.

Hamaney’e Yönelik Saldırı Alçaklıktır

28 Şubat 2026 Cumartesi günü, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey yetkililerle yaptığı toplantı sırasında İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı ve toplantıda bulunanların katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır. Casuslar, İran’ın en hassas alanlarına sızmış, içeriden destek almış ve saldırganlar ABD ile koordinasyon içinde saldırıyı gerçekleştirmiştir. Müzakereler kisvesi altında İran’a tuzak kurulmuş, Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanları yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri Netanyahu’nun ofisine göndermiştir. Bu, organize bir saldırının ve stratejik planlamanın açık göstergesidir. İran’ın yönetimi ve askeri altyapısı, bu acımasız operasyonlar karşısında büyük bir sınav vermek zorunda kalmıştır.

İç Cephenin Önemi Net Bir Şekilde Ortaya Çıkmıştır

Amacımız ABD-İsrail saldırısını detaylarıyla anlatmak değil; esas hedefimiz, bu çok boyutlu tehditten çıkarılacak dersleri ve tehlikenin ne denli yakın olduğunu görmektir. İç cephe, milli birlik ve dayanışmanın değeri artık çok daha net anlaşılmıştır. Komşu İran’a yaşatılan felaketleri ülkemizden bağımsız düşünmek imkânsızdır.

Türk-Kürt kardeşliğine yönelik samimi çağrılarımızı çarpıtanlar ve PKK’nın 27 Şubat çağrısına saldıran zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinin farkına varamamaktadır. İç cephemiz sağlam olduğu sürece, Türkiye’nin etrafındaki tehditler bertaraf edilebilir.

Vatan ve millet sevgisi, milli birlik ve kardeşlik konularında bizimle rekabet etmeye çalışanların göz ardı etmesi gereken bir gerçektir. Devlet ve milletin birliği her şeyin önündedir; aksi hâlde siyasi hesaplar, küçük çıkarlar ve kibirli tutumlar hiçbir anlam taşımaz.

Üstümüze Kim Gelirse Azametle Karşılanır

Değerli arkadaşlar, böylesi asil bir millet, haksızlığa karşı durmayı, hukuksuzluğa itiraz etmeyi ve mazlumun feryadına kulak vermeyi şeref bilir. Tel Aviv ve eski İsrail Başbakanı Bennett, Türkiye’yi yeni İran olarak nitelendirmiş; Türk ve Türkiye düşmanları, Ankara ve Tahran örneklerini karşılaştırarak korku salmaktadır. ABD’nin emekli bir albayı da İran’dan sonra sıra Türkiye’de diye tehditler savurmuştur.

Buna karşılık Türkiye’nin duruşu nettir: Ölümden öte köy yoktur. Şehit oluruz, kalırsak gazi. Bu inanç, tarihimiz ve manevi mirasımızın bir parçasıdır. Üstümüze kim gelirse gelsin, kimler gelmeyi düşünürse düşünsün, karşılaşacağı azamet ve direnişle yüzleşmek zorundadır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bir ölürsek bin doğar, bin ölürsek birer birer diriliriz. Bu vatan ve bu millet, sonuna kadar sahiplenilecektir.