
Ehliyetsizdi ama haklıydı! Yargıtay’dan emsal karar, Kararda özellikle kusur ilkesine vurgu yapıldı. Türk hukuk sisteminde haksız fiilden doğan sorumlulukta temel ölçüt, zararın meydana gelmesinde kimin kusurlu olduğudur. Ehliyetsiz araç kullanmak idari bir ihlal niteliği taşırken, kazanın oluşumuna doğrudan etkisi bulunmadığı sürece bu durum zarar görenin tazminat talebini engelleyen bir unsur olarak değerlendirilmiyor. Başka bir ifadeyle, sürücünün ehliyetsiz olması ayrı bir hukuka aykırılık teşkil etse de, kazanın oluşumunda kusuru olmayan tarafın uğradığı zarar bakımından hak arama özgürlüğü devam ediyor.
Yüksek Mahkeme’nin bu yaklaşımı, kusur ile zarar arasındaki illiyet bağının esas alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Eğer kazaya neden olan taraf karşı sürücü ise ve ehliyetsiz sürücünün olayın meydana gelmesinde herhangi bir katkısı yoksa, araçta oluşan maddi hasarın tazmini mümkün oluyor. Böylece, sürücünün ehliyetsiz olması nedeniyle idari yaptırımlarla karşılaşması ayrı bir süreç olarak değerlendirilirken, maddi zararın karşılanması konusu farklı bir hukuki zeminde ele alınıyor.
Karar, uygulamada sıkça tartışma konusu olan “ehliyetsiz sürücünün tazminat hakkı” meselesine açıklık getiriyor. Buna göre, ehliyetsiz araç kullanmak hukuka aykırı bir eylem olsa da, bu durum her somut olayda otomatik olarak tazminat talebini ortadan kaldıran bir sonuç doğurmuyor. Esas belirleyici unsur, kazanın oluşumunda kimin kusurlu olduğu ve zararın hangi eylemden kaynaklandığıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin verdiği bu karar, tazminat hukukunda kusur sorumluluğunun temel belirleyici olduğunu bir kez daha teyit ederken; ehliyetsiz sürücünün, kazada kusuru bulunmadığı takdirde, aracına zarar veren kişiden maddi tazminat talep edebileceğini açıkça ortaya koyuyor.

Yargıtay’dan Emsal Niteliğinde Karar: Ehliyetsiz Olmak Tazminat Talebine Engel Değil
Resmi Gazete’de yayımlanan ve Yargıtay kararını içeren ilama göre, sürücünün ehliyete sahip olmaması tek başına maddi zarar talebinde bulunmasına engel teşkil etmiyor. Yüksek Mahkeme, bu durumun idari yaptırım gerektiren bir ihlal olduğunu, ancak meydana gelen zararın tazmin edilmesi bakımından hak kaybına yol açmayacağını vurguladı.

Olayın Geçmişi
Dosyaya yansıyan bilgilere göre, olay 2023 yılında Denizli’de meydana geldi. Trafik kazasında, ehliyeti bulunmayan bir sürücünün kullandığı araca başka bir araç çarptı. Kaza sonrasında zarar gören araç sahibi, aracının hasar alması nedeniyle bir süre kullanılamadığını belirterek, bu süreçte araç kiralamak zorunda kaldığını ileri sürdü. Bu nedenle uğradığı kullanım mahrumiyeti zararının (mahrumiyet bedeli) karşılanması için dava açtı.

Yargılama Sürecinde Ortaya Çıkan Detaylar
Yargılama sırasında dikkat çeken bir başka husus da kazaya karışan aracın ruhsat sahibinin yine ehliyetsiz sürücü olmasıydı. Ancak kaza tutanağında farklı bir ismin yer aldığı anlaşıldı. Davalı taraf, bu durumun evrakta sahtecilik şüphesi doğurduğunu savundu. Ayrıca davacının ehliyetsiz olduğunu belirterek, bu nedenle maddi tazminat talebinde bulunamayacağını ileri sürdü. Davaya bakan Denizli Asliye Hukuk Mahkemesi, davacının ehliyetsiz olması gerekçesiyle talebi reddetti.
Kanun Yararına Temyiz ve Yargıtay’ın İncelemesi
Karar, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edildi. Dosya, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 2025 yılında incelendi. Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulmadı ve bozma kararı verdi. Kararda, sürücü belgesine sahip olmamanın tek başına sürüş kusuru anlamına gelmeyeceği açıkça ifade edildi. Ayrıca bu durumun, zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını ortadan kaldıracak nitelikte değerlendirilemeyeceği belirtildi.
Yargıtay ilamında şu değerlendirmeye yer verildi: “Davacının sürücü belgesinin bulunmaması, sürüş kusuru niteliğinde olmayıp, illiyet bağını kesecek bir hal olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek ve zarar miktarı hesaplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”
Mahkeme ayrıca dosyada, kazada ehliyetsiz sürücünün kusurlu olduğuna dair bilirkişi tarafından yapılmış bir tespit bulunmadığına da dikkat çekti. Kararda, ehliyetsiz araç kullanmanın idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir ihlal olduğu, ancak bu durumun maddi zarar talebini otomatik olarak ortadan kaldırmayacağı açıkça vurgulandı.
Kararın Önemi
Bu karar, ehliyetsiz araç kullanan kişilerin trafik kazalarında uğradıkları maddi zararları talep edip edemeyecekleri konusunda önemli bir içtihat niteliği taşıyor. Yargıtay, idari yaptırımla özel hukuk alanındaki tazminat sorumluluğunu birbirinden ayırarak, kusur ve illiyet bağı esas alınmadan salt ehliyetsizlik nedeniyle tazminat talebinin reddedilemeyeceğini ortaya koymuş oldu. Yüksek Mahkeme, ehliyetsiz sürücünün de, kusuru bulunmaması veya zararla doğrudan bağlantısının kesilmemesi halinde, uğradığı maddi zararın karşılanmasını talep edebileceğine hükmetti.
