
CHP, 81 ilde sandık kurarak, cumhurbaşkanı adayını belirlemek için sözde bir ön seçim yapmaya karar verdi. Ancak, bu süreç tek adaylı bir seçim oyunu haline geldi ve adeta bir tiyatroya dönüştü. CHP’nin bu hamlesi, partinin geleceği açısından önemli bir dönemeç olabilir, zira ön seçimde tek bir adayın öne çıkması, partisinin yönetiminden kaynaklanan bazı stratejik hesaplar hakkında çeşitli soru işaretleri oluşturuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hakkındaki yolsuzluk ve terörle bağlantılı soruşturmalar nedeniyle tutuklanması an meselesiyken, CHP’nin bu hamlesi, partinin arka planda başka bir hedef güttüğünü düşündürüyor.
Bu durum, CHP’nin seçim stratejisinin ne kadar kontrollü ve hesaplı olduğunu gösteriyor. İmamoğlu’nun büyük olasılıkla Cumhurbaşkanı adayı olmaktan uzak durması beklenirken, partinin arkasındaki strateji, Türkiye’nin geleceği için oldukça kritik.
Öte yandan, CHP’nin bu seçim hamlesi, Mansur Yavaş’ın adaylığını garantileme amacı taşıyor olabilir. Yavaş, son yıllarda siyasetteki yükselişiyle dikkat çekerken, partinin ön seçimde tek aday çıkarması, Yavaş’ın arka planda belirlenen adaylığının bir sonucu gibi görünüyor. Bu, bir yandan da CHP’nin içinde gizli bir güç mücadelesinin ve çeşitli ittifakların göstergesi olabilir.
CHP’nin 81 ildeki sandık kurma kararının arkasında yatan strateji, sadece bir ön seçimden ibaret olmayıp, Türkiye’yi kaosa sürüklemeyi ve İmamoğlu’nu kurtarmayı hedefleyen bir hamleyle de bağlantılı olabilir. Aynı zamanda, Mansur Yavaş’ın arka planda garantiye alınan adaylığı, partinin geleceği için önemli bir adım olabilir.
Bugün, 23 Mart 2025 Pazar günü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), cumhurbaşkanlığı adayını belirlemek için 81 ilde sandık kurdu. Ancak bu ön seçimde tek bir aday öne çıkıyor: Ekrem İmamoğlu. Bu durum, partinin demokrasi söylemi ile gerçeklik arasında büyük bir uçurum yaratarak, ciddi eleştirilere neden oluyor.
Tek Adaylı Seçim: CHP’nin Demokrasi Maskesi
Saat 08:00’de başlayan ve akşam 17:00’ye kadar sürecek olan bu seçimde, 5 bin 600 sandıkta 1 milyon 750 binden fazla CHP üyesinin oy kullanması bekleniyor. Fakat, seçimde gerçek bir rekabet yok, çünkü tek bir aday var: İmamoğlu.
CHP, bu gösteri seçimle halka demokrasiyi sunduğunu iddia ederken, aslında hiçbir seçimsel seçenek sunmuyor. Dahası, “dayanışma sandığı” adı altında partiye üye olmayan kişilerin de oy kullanabilmesi sağlanmış durumda. Bu çağrı, halkı bir tür gösteriye davet etmekten başka bir şey değil.
İmamoğlu’nun Adaylık Hamlesi: Yargıdan Kaçış mı?
İmamoğlu’nun bu adaylık süreciyle aslında başka bir amaca hizmet ettiği iddiaları kulislerde konuşuluyor. İBB’deki yolsuzluk ve terörle bağlantılı soruşturmalar nedeniyle sıkıntı yaşayan İmamoğlu, bu süreçten kurtulmak için adaylık yolunu seçtiği düşünülüyor.
MASAK raporları, İmamoğlu’nun şirketinin 3 yılda milyarlarca TL’lik 117 taşınmazı nasıl edindiğini gündeme taşırken, operasyon görüntüleri de ofislerde bulunan paraları gözler önüne serdi. Yargı süreciyle boğuşan İmamoğlu, bu seçimle hem kendini aklamak hem de yargı sürecini gölgeleme peşinde olabilir mi? CHP, İmamoğlu’nu adeta bir kurtarıcı ilan ederek hukukun üstüne mi çıkmaya çalışıyor?
Mansur Yavaş’ın Adaylık Planları
Ön seçime katılmayı reddeden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın durumu ise farklı bir tartışmaya yol açtı. Yavaş, “Diğer partililerin ve halkın görüşü alınmadan yapılan bir seçimde yer almam” diyerek, bu süreçte kendine yer bulmamayı tercih etti. Ancak kulislerde, eğer İmamoğlu yargıdan beraat edemezse, Yavaş’ın adaylığının garanti altına alınacağı konuşuluyor. CHP, İmamoğlu’nu aday gösterip Yavaş’ı bir nevi yedekte tutuyor olabilir mi?
Gezi’ye Benzeyen Provokasyon: CHP Türkiye’yi Karıştırmak mı İstiyor?
CHP’nin bu ön seçimi bir sivil itaatsizlik hareketine dönüştürme niyetinde olduğu da iddialar arasında. Parti, özellikle konut projelerinden villa sitelerine kadar çeşitli alanlardan gelen çağrılarla halkı sandığa gitmeye davet ediyor.
Bu durum, Gezi Parkı olaylarını anımsatacak bir kaos ortamı yaratma çabası olarak yorumlanıyor. Sezgin Tanrıkulu’nun “Yargıdan kaçış için Türkiye’yi karıştıralım” şeklindeki sözleri, CHP’nin gizli planını ifşa ediyor. İmamoğlu’nun tutuklanması halinde sokakları hareketlendirme planı yapıldığı iddiaları, partiye yönelik tepkileri artırıyor.
CHP’nin Çelişkisi: Demokrasi mi, Kaos mu?
Parti üyesi olmayan kişilerin de oy kullanabilmesi, CHP’nin demokrasi iddialarını büyük bir çelişkiye düşürüyor. Gerçekten halkın iradesi mi, yoksa yalnızca bir manipülasyon mu söz konusu? CHP, demokrasi şovuyla halkı kandırmaya çalışırken, parti içindeki demokrasiyi yok saymakta.
Bu ön seçim, sadece İmamoğlu’nu kurtarma operasyonu mu, yoksa Yavaş’ı gizlice adaylaştırma provası mı? Bu skandal hamlelerin, demokrasiye veya Türkiye’ye hiçbir faydası olmadığı açık. Tam tersine, kaos ve belirsizlik yaratmaktan başka bir işe yaramıyor.
