
Meydana gelen depremlerin ardından bilim insanları bölgedeki hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Bektaş, art arda yaşanan sarsıntıların yakından izlenmesi gerektiğini belirterek, “Önümüzdeki 4-5 saatlik süreç büyük önem taşıyor. Bu zaman diliminde artçı ya da daha güçlü bir sarsıntı olup olmayacağı dikkatle takip edilmeli” uyarısında bulundu.
Bir diğer uzman Prof. Dr. Tüysüz ise sabah yaşanan 4,3 büyüklüğündeki deprem ile Serik’te meydana gelen 4,9’luk sarsıntının aynı fay hattı üzerindeki tek bir kırılmanın devamı olmadığını ifade etti. Tüysüz’e göre iki deprem birbirinden bağımsız gelişmiş olabilir, ancak bölgedeki genel sismik hareketlilik dikkat çekici bir noktaya ulaşmış durumda.
Prof. Dr. Özçelik ise Antalya ve çevresinde yer alan diri fay hatlarına vurgu yaparak, bölgenin uzun süredir sismik açıdan aktif bir kuşak üzerinde bulunduğunu hatırlattı. Özçelik, bu tür orta büyüklükteki depremlerin, fay hatlarının gerilim boşaltma süreçlerinin bir parçası olabileceğini ancak riskin tamamen ortadan kalktığını göstermediğini dile getirdi.
Uzmanlar, son yaşanan sarsıntıların ardından vatandaşların tedbiri elden bırakmaması, resmi kurumların açıklamalarını yakından takip etmesi ve özellikle hasarlı binalardan uzak durması gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi. Bölgedeki sismik hareketliliğin bir süre daha sürebileceğine dikkat çekilirken, deprem gerçeğine karşı hazırlıklı olmanın hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Antalya’da gece saatlerinde yaşanan deprem hareketliliği, gün içerisinde beklenmedik şekilde artarak bölge halkında tedirginliğe yol açtı. Saat 03.31’de Konyaaltı açıkları merkezli meydana gelen 4.3 büyüklüğündeki ilk sarsıntının ardından artçıların görülebileceği belirtilirken, yaklaşık 10 saat sonra bu beklentinin aksine daha şiddetli bir deprem kaydedildi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), saat 13.21 sularında Serik ilçesinde, yerin 28 kilometre derinliğinde ve 4.9 büyüklüğünde ikinci bir depremin meydana geldiğini açıkladı. Kandilli Rasathanesi ise aynı sarsıntının büyüklüğünü 5.2 olarak duyurdu. Deprem birçok ilçede hissedilirken, gelişme üzerine uzman isimler art arda değerlendirmelerde bulundu.

Önümüzdeki Saatler Kritik
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Antalya’nın hem doğu hem de batı yönünden aktif tektonik hatlarla çevrelenmiş bir bölgede bulunduğuna dikkat çekti. Bölge faylarının 6 ile 6.5 büyüklüğünü aşabilecek sarsıntılar üretme kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Bektaş, özellikle Kıbrıs Yayı üzerinde gelişen hareketliliğin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti.
Sabah yaşanan depremin ardından gerçekleşen ikinci sarsıntının artçı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Bektaş, şu sözlerle uyarıda bulundu: “Sabah meydana gelen kırılmayı takip eden bu ikinci deprem bizi endişelendirdi. Bu sarsıntı artçı değil. Dileriz daha büyük bir deprem yaşanmaz. Ancak özellikle yumuşak zeminlerde depremin etkisi daha hissedilir hale gelebilir. 4.9 büyüklüğündeki bu depremin ciddi bir hasara yol açtığını düşünmüyorum fakat önümüzdeki 4 ila 5 saatlik süreç önemli. Panik yapılmamalı, ancak temkinli olunmalı.”
İki Deprem Birbiriyle Bağlantılı Değil
Yer bilimci Prof. Dr. Okan Tüysüz ise sabah ve öğle saatlerinde meydana gelen depremler arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını ifade etti. Antalya Körfezi çevresinde geçmişte de benzer sarsıntıların yaşandığını hatırlatan Tüysüz, bölgenin sıkışmalı tektonik rejim altında ters faylanmaya bağlı depremler ürettiğini söyledi.
Tüysüz değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Antalya Körfezi’nde bu tür sarsıntılara yabancı değiliz. Bunlar genellikle sıkışma sonucu oluşan ters faylara bağlı depremler. Tarihsel verilere baktığımızda bölgede geçmişte hem yıkıcı depremlere hem de tsunamilere rastlanmıştır. Eğer bu hatta 7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelirse, ciddi yıkım ve tsunami riski söz konusu olur. Bugünkü 4.9’luk deprem, 4.3’le doğrudan bağlantılı değil. Ayrıca 4 büyüklüğüne varan artçıların görülmesi mümkündür.”
Tehlike Merkezde Değil, Çevrede
Akdeniz Üniversitesi Deprem Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ramazan Özçelik de bölgedeki fay hatlarına yönelik teknik değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın büyük bölümünün yüksek risk kategorisinde yer aldığını hatırlatan Özçelik, ülke genelinin önemli bir kısmının kırmızıyla işaretli alanlardan oluştuğunu vurguladı.
Özçelik, “Haritaya baktığımızda yüksek deprem tehlikesi taşıyan bölgeleri oldukça net görebiliyoruz ve bu alanlar Türkiye’nin büyük bir bölümünü kapsıyor. Deprem beklenmesi kaçınılmazdır; asıl mesele bunun zamanlamasının bilinemez oluşudur” dedi. Antalya kent merkezinin aktif bir ana fay üzerine kurulmadığını belirten Özçelik, asıl riskin çevredeki fay segmentlerinden kaynaklandığını söyledi: “Tehdit oluşturan fay hattı özellikle Fethiye’den başlayarak Burdur ve Isparta yönüne uzanan yapılardır. Bunun dışında Aksu ve Kırka bölgelerinde varlığı bilinen, aktifliği kesinleşmemiş faylar bulunmaktadır. Ve en önemli kaynaklardan biri de Akdeniz’deki dalma-batma kuşağıdır.”
Zemin Yapısı Riski Artırabilir
Konyaaltı bölgesinin yer yapısına ayrıca dikkat çeken Prof. Dr. Özçelik, zeminin özelliklerinin deprem dalgalarının büyümesine neden olabileceğini belirtti. Özçelik, şu ifadeleri kullandı: “Konyaaltı’nın bazı bölgelerindeki zemin özellikleri, depremin etkisini diğer alanlara kıyasla daha fazla artırabilecek niteliktedir. Bu nedenle bu bölgelerdeki yapı stokunun acilen değerlendirilmeye alınması şarttır. Konutların depreme dayanıklılığı mutlaka teknik analizlerle ortaya konmalıdır. Bir yapının deprem riskinin belirlenmesi için uygulanabilecek iki farklı yöntemimiz bulunmaktadır.”
Büyük Bir Deprem Beklemiyorum
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise yaşanan sarsıntıları Afrika levhasının kuzeye doğru Anadolu’ya ilerleyişine bağladı. Dalma-batma kuşağı üzerinde biriken gerilimin küçük çaplı bir boşalması yaşandığını kaydeden Ercan, şunları söyledi: “Afrika levhasının Anadolu’ya doğru hareketi, bölgede gerilim oluşturmaktadır. Bu sarsıntılar bu birikimin küçük ölçekte açığa çıkmasıdır. Antalyalılar depremi hissetti ancak bu süreçte daha büyük bir deprem olmasını beklemiyorum; olursa şaşırırım.”
Şimdilik Olasılık Düşük
Deprem uzmanı Dr. Bülent Özmen de mevcut verilerin büyük bir depremin yakın vadede olasılığının düşük olduğuna işaret etti. Ancak gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Özmen, şu bilgiyi paylaştı: “Şu an için daha büyük ölçekli bir depremin meydana gelme ihtimali düşük görünüyor. Buna rağmen süreç izlenmeli. Depremin hangi fay üzerinde gerçekleştiğini ve kırılma mekanizmasının ayrıntılarını henüz net olarak ortaya koyabilmiş değiliz.”
