
Yapılan açıklamada, söz konusu davanın doğrudan parti içinden gelen başvurular sonucunda gündeme taşındığına dikkat çeken Gürlek, yargının önüne gelen her dosyada olduğu gibi bu süreçte de hukuki çerçevede hareket edildiğini söyledi. Gürlek, mahkemenin verdiği kararın vatandaşların demokrasiye ve hukuk sistemine duyduğu güveni güçlendirdiğini dile getirdi.

Kurultay sürecine ilişkin tartışmaların uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer aldığını belirten Gürlek, yargının bağımsız şekilde karar verdiğini vurguladı. “İrade delegelerindir” ifadesini kullanan Gürlek, siyasi partilerde asıl söz hakkının delegelerde olduğuna işaret ederek, demokratik mekanizmaların işletilmesinin önemine dikkat çekti.

Açıklamasında hukuk yollarının açık olduğunu da hatırlatan Gürlek, verilen kararın kesinleşmediğini ve ilgili tarafların temyiz hakkını kullanabileceğini söyledi. Böylece sürecin üst yargı mercilerinde yeniden değerlendirilebileceğini belirten Gürlek, hukukun öngördüğü tüm aşamaların işletileceğini ifade etti.

Mahkeme kararının ardından siyasi kulislerde ve kamuoyunda farklı değerlendirmeler yapılırken, Gürlek’in açıklamaları özellikle demokratik temsil ve hukuk devleti vurgusuyla öne çıktı. Sürecin yargı denetimi içerisinde ilerlediğini belirten Gürlek, tartışmaların hukuk zemini dışına taşırılmaması gerektiğini kaydetti.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile ilgili açılan ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği süreci hedef alan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kurultayın “mutlak butlan” gerekçesiyle hukuken geçersiz olduğuna karar vererek iptaline hükmetmiştir. Karar doğrultusunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile mevcut parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılmıştır. Bu gelişmenin ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek, “mutlak butlan” kararına ilişkin bir basın açıklaması yapmıştır.
Demokrasinin Temeli Millet İradesidir
Adalet Bakanı, açıklamasına Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu vurgulayarak başlamış, demokrasinin esas unsurunun millet iradesi olduğunu ifade etmiştir. Bu iradenin ister sandıkta, ister parti kongrelerinde ya da kurultaylarda olsun, özgür biçimde ortaya çıkmasının demokratik düzen açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtmiştir.
Delegelerin İradesine Müdahale Kabul Edilemez
Bakan açıklamasında, hangi siyasi parti olursa olsun delege ve üyelerin iradesinin baskı, çıkar ilişkisi veya yönlendirme yoluyla sakatlanmasının kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir. Mahkemenin değerlendirmesinin de bu ilke çerçevesinde şekillendiğini vurgulamıştır.
Süreç CHP’li Delegelerin Başvurularıyla Başladı
Söz konusu yargı sürecinin, Cumhuriyet Halk Partisi delegelerinin başvuruları ile başladığını belirten Bakan, yine aynı delegelerin beyanları ve tanıklıkları doğrultusunda dosyanın ilerlediğini söylemiştir. Yargı mercilerinin, iddiaları, delilleri ve ifadeleri titizlikle değerlendirerek bağımsız bir karar verdiğini dile getirmiştir.
Karar Demokrasiye Güveni Güçlendiriyor
Değerlendirmeler sonucunda, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay sürecinde delege iradesinin sonucu etkileyebilecek biçimde sakatlandığı yönünde kanaate varıldığı ifade edilmiştir. Bazı delegelere menfaat sağlandığı ya da vaatlerde bulunulduğu iddialarının seçim sürecinin serbestliğini ve eşitliğini zedelediği değerlendirilmiştir.
Bakan, seçim güvenliğinin yalnızca genel seçimlerde değil, siyasi partilerin iç işleyişinde de geçerli olduğunu vurgulayarak, partilerin demokrasinin temel yapı taşlarından biri olduğunu ve bu yapıların zarar görmesinin demokratik düzeni de etkileyeceğini ifade etmiştir. Bu çerçevede verilen kararın, vatandaşların demokrasiye olan güvenini artıran ve demokratik mekanizmaların işlediğini gösteren bir nitelik taşıdığını belirtmiştir.
Temyiz Yolu Açıktır
Adalet Bakanı, söz konusu kararın yargı yolunun açık olduğunu, temyiz sürecinin devam edeceğini hatırlatmıştır. Herkesin süreci hukuk çerçevesinde değerlendirmesi ve itirazlarını yargı düzeni içinde sürdürmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bakan, temel ilkenin millet iradesi olduğunu ifade ederek, delege ve üyelerin iradesini gölgeleyen her türlü durumun karşısında hukuk devletinin kararlılıkla duracağını söylemiş; Türkiye’nin demokrasisini hukuk ve adalet temelinde güçlendirmeye devam edeceğini belirtmiştir.
