
İran Savunma Bakanlığı ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun yaptığı ortak açıklamada, “İsrail’in son dönemdeki saldırgan tutumu ve Tahran’a yönelttiği doğrudan tehditler artık kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. Ulusal güvenliğimiz ve halkımızın güvenliği için sessiz kalmamız mümkün değildir. Bu sebeple tarihte eşi benzeri görülmemiş bir füze operasyonuna hazırlanıyoruz” denildi.
İranlı yetkililer, başlatacakları misillemenin İsrail topraklarının tamamını hedef alacağını açık bir dille ifade etti. “Sadece belirli askeri noktalar değil; İsrail’in tüm stratejik altyapısı, askeri üsleri ve kilit şehirleri hedef listemizde. İsrail’i ateş çemberine alacağız” açıklamasıyla tehditlerini netleştiren İran, uluslararası toplumda da yankı uyandırdı.
Açıklamada ayrıca, bu saldırının “bir uyarıdan fazlası” olacağı ve İsrail’in bundan sonraki herhangi bir saldırısının “çok daha büyük bedellerle” karşılık göreceği belirtildi. İran yönetimi, bölgedeki tüm gelişmeleri titizlikle takip ettiklerini ve her türlü senaryoya hazır olduklarını da vurguladı.
İran’ın bu çıkışı, Orta Doğu’daki zaten kırılgan olan dengeyi daha da sarsarken, küresel çapta birçok ülke taraflara itidal çağrısı yapmaya başladı. Özellikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, tırmanan bu krizin diplomatik yollarla çözüme kavuşması gerektiğini dile getiriyor.
Ancak İran’ın kararlılığı ve söylemlerinin sertliği, krizin barışçıl yöntemlerle yatıştırılmasının şu aşamada pek mümkün olmadığını gösteriyor. Gözler şimdi İsrail cephesinden gelecek yanıt ve olası gelişmelere çevrilmiş durumda.
Orta Doğu’da gerilim zirveye ulaştı. İsrail ile İran arasında haftalardır süren çatışmalar, son saatlerde çok daha şiddetli bir hâl aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun son derece sert açıklamalarının hemen ardından, İsrail savaş uçakları İran’ın başkenti Tahran’a yönelik yeni bir hava operasyonu düzenledi. Hava saldırılarının ardından kentte peş peşe patlamalar meydana geldi. Patlamalar, halkta büyük bir paniğe yol açarken bölgedeki tansiyonun kontrolden çıktığı değerlendiriliyor.

İran’dan Gözdağı: İsrail’i Tamamen Yok Edeceğiz
İsrail’in saldırısına yanıt gecikmedi. İran yönetimi, son yılların en ağır tehditlerinden birini kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bu gece tarihin en büyük füze saldırısını başlatıyoruz. İsrail haritadan silinecek. En sert misilleme geliyor, bizi izlemeye devam edin,” denildi. İran’ın farklı askeri kanallarından yapılan ek açıklamalarda ise Tel Aviv’e doğrudan mesaj verildi: “Bu geceki saldırılar çok daha yıkıcı olacak. Tel Aviv halkı derhal kenti terk etsin.”

İsrail Hava Kuvvetleri’ne Ağır Darbe: Tümgeneral Tomer Bar Öldürüldü
İran’ın misillemeleri yalnızca sözde kalmadı. Devrim Muhafızları tarafından yapılan duyuruya göre, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Tomer Bar düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybetti. İran kaynakları, bu operasyonun savaşın başlangıcından bu yana İsrail’e yönelik en stratejik ve etkili darbe olduğunu belirtiyor.

Savaşın Kırılma Noktası: 13 Haziran Saldırıları
Savaşın dönüm noktalarından biri, 13 Haziran’da İsrail tarafından gerçekleştirilen kapsamlı hava operasyonları oldu. İsrail bu saldırılarda İran’ın nükleer tesislerini ve askeri komuta zincirinin üst düzey isimlerini hedef aldı. Resmi kaynaklara göre, İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve birçok üst düzey asker ile birlikte 9 önemli nükleer bilim insanı hayatını kaybetti. Saldırılar sırasında toplam 224 sivilin de yaşamını yitirdiği bildirildi.
İran’ın Misillemesi: İsrail’de Can Kaybı ve Kaos
İran, İsrail’in saldırılarına balistik füzelerle yanıt verdi. İran kaynakları, İsrail topraklarını hedef alan bu misillemede 24 kişinin hayatını kaybettiğini, 500’den fazla kişinin ise yaralandığını açıkladı. Füze saldırıları, İsrail’de hem askeri hem de sivil bölgelerde ciddi hasara yol açtı.
Uluslararası Tepkiler: Türkiye’den Kınama
Yaşanan şiddetli gelişmelere karşı uluslararası tepkiler de gecikmedi. Başta Türkiye olmak üzere birçok ülke İsrail’in saldırılarını sert sözlerle kınadı. Diplomatik girişimlerle çatışmaların durdurulması çağrıları yapılırken, bölgedeki krizin daha geniş çaplı bir savaşa dönüşmesinden endişe ediliyor.
