
Saldırıların ilk günlerinden itibaren İran’ın farklı bölgelerinde askeri ve stratejik hedefler vurulurken, ülkedeki siyasi ve askeri yönetim ciddi bir sarsıntı yaşadı. Ancak beklenenin aksine, yaşanan gelişmeler İran toplumunda büyük bir çözülmeye yol açmadı. Aksine, birçok kesimde saldırılara karşı güçlü bir tepki ve birlik duygusu ortaya çıktı.

Saldırılar Beklenen Sonucu Vermedi
ABD ve İsrail’in koordineli operasyonlarıyla başlayan çatışmalar, bölgedeki tansiyonu hızla yükseltti. İran’daki bazı kritik noktaların hedef alınması ve üst düzey isimlerin öldürülmesi ülke yönetiminde şok etkisi yarattı. Özellikle İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi, hem siyasi hem de toplumsal açıdan büyük bir kırılma noktası olarak değerlendirildi.

Dış Müdahale İran’da Birlik Dalgası Yarattı
Buna rağmen İran toplumunda beklenen kaos ortamı oluşmadı. Birçok şehirde halkın önemli bir bölümü, saldırıları ülkenin egemenliğine ve bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak gördü. Bu durum, siyasi görüşleri farklı olsa bile geniş bir kesimin ortak bir tepki göstermesine neden oldu.

Tahran Yönetimi Kontrolü Bırakmadı
Sokaklarda ve sosyal medyada ortaya çıkan söylemler, halkın önemli bir kısmının saldırıları gerçekleştiren güçlere karşı büyük bir öfke duyduğunu ortaya koydu. Özellikle ülkeyi zayıflatmaya, parçalamaya ve yönetimi devirmeye yönelik bir girişim olarak algılanan bu saldırılar, İran içinde milliyetçi ve savunmacı bir refleksin güçlenmesine yol açtı.

Sokaklarda ABD ve İsrail Karşıtı Protestolar
Uzmanlara göre savaşın ilk haftasında ortaya çıkan en dikkat çekici gelişmelerden biri de bu toplumsal kenetlenme oldu. Normal şartlarda iç politikada ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğu İran’da, dış saldırı algısı farklı kesimleri aynı çizgide buluşturdu. Bu durum, saldırıların kısa vadede beklenen siyasi sonuçları üretmesini zorlaştırabilecek bir tablo ortaya çıkardı.

Rejim Değişikliği Hedefi Şimdilik Tutmadı
Öte yandan askeri operasyonların sürmesi ve bölgedeki gerilimin artması, savaşın nasıl bir seyir izleyeceği konusunda belirsizliği de beraberinde getiriyor. Bölgedeki birçok analist, çatışmanın sadece iki ülke arasındaki bir mücadele olarak kalmayabileceğini ve daha geniş bir jeopolitik krize dönüşme riskinin bulunduğunu ifade ediyor.

Savaşın İlk Haftasında Beklenmeyen Tablo
Savaşın ikinci haftasına girilirken hem İran’daki iç gelişmeler hem de bölgesel aktörlerin atacağı adımlar, çatışmanın yönünü belirleyecek en önemli unsurlar arasında görülüyor. İlk haftanın ortaya koyduğu tablo ise, savaşın beklenenden çok daha karmaşık ve öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
İran Yönetiminde Çatlak Yok
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarla başlayan savaşın ilk haftası, bölgedeki güç dengeleri açısından birçok gözlemciyi şaşırtan bir tablo ortaya çıkardı. Saldırıların ardından İran’da siyasi yönetimin zayıflayacağı ya da iç karışıklıkların artacağı yönünde beklentiler dile getirilirken, sahadaki gelişmeler bu öngörülerin tam tersine işaret etti.
Sivillerin Ölümü Tepkiyi Büyüttü
Ülkede yönetimin ciddi biçimde sarsıldığına dair bir tablo ortaya çıkmadığı gibi, geniş halk kesimlerinin dış saldırılara karşı yönetime destek verdiği görüldü. Özellikle dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İranlıların önemli bir bölümü, ülkenin parçalanmaya çalışıldığı ve dış müdahaleyle rejimin devrilmek istendiği düşüncesi etrafında birleşti.
Washington’un Savaş Maliyeti Hızla Artıyor
Saldırıların ardından gerçekleştirilen ilk cuma namazı sonrasında İran’ın birçok kentinde geniş katılımlı protesto gösterileri düzenlendi. Sokaklara çıkan kalabalık grupların ABD ve İsrail’e karşı sert tepki gösterdiği bildirildi. Gösterilerde hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney’in fotoğraflarını taşıyan İranlılar, sık sık “Kahrolsun ABD” sloganları attı.
Bölge Ülkeleri Temkinli Pozisyon Alıyor
Gözlemciler, bu protestoların sadece siyasi bir tepki değil, aynı zamanda ülkenin dış müdahaleye karşı birlik mesajı verdiği bir gösteriye dönüştüğünü belirtti. ABD ve İsrail’in saldırılarının arkasındaki hedeflerden birinin İran’da rejim değişikliğini tetiklemek olduğu yönünde değerlendirmeler yapılırken, saldırıların ardından halkın önemli bir kesiminde yönetime verilen desteğin artması dikkat çekti.
Azerbaycan’dan Savaşa Dahil Olmayacağız Mesajı
Bu süreçte İran’daki yönetim yapısının durumuna ilişkin uluslararası basında da çeşitli değerlendirmeler yer aldı. ABD merkezli Washington Post gazetesi, bir haftadır devam eden askeri operasyonlara ve Hamaney’in öldürülmesine rağmen İran’da devlet yapısının çöktüğüne ya da ciddi bir kırılma yaşandığına dair bir işaret bulunmadığını yazdı. Gazeteye konuşan Avrupalı ve Arap yetkililer de benzer bir tablo çizdi.
Tahran’dan Uzun Süreli Savaş Sinyali
Yetkililere göre ABD ve İsrail’in İran’ın farklı noktalarına koordineli saldırılar düzenlediği günlerden bu yana Tahran yönetiminin kontrolünü kaybettiğine dair somut bir gelişme yaşanmadı. İsmini açıklamak istemeyen üst düzey bir Avrupalı yetkili, İran’daki mevcut durumu değerlendirirken yönetim sisteminde herhangi bir çatlak ya da kopuş görülmediğini vurguladı. Yetkili, “Sistemin içinde en küçük bir kırılma işareti bile yok. Hiçbir şey. Sıfır. Yönetim kontrolü tamamen elinde tutuyor” sözleriyle mevcut tabloyu özetledi.
Savaşın insani boyutuna dikkat çeken açıklamalardan biri de İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’den geldi. Erakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden bir anne ile çocuğunun tabutlarının yer aldığı bir fotoğrafı yayımladı.
Paylaşımında duygusal bir mesaj veren Erakçi, “Bu anne öteki dünyaya giderken bile çocuğunun yanındaydı. Ordumuz, hayatını kaybeden her İranlı anne, baba ve çocuğun intikamını alacaktır” ifadelerini kullandı. Bu paylaşım, İran yönetiminin saldırılarda hayatını kaybeden sivilleri ulusal birlik ve direniş söyleminin bir parçası haline getirdiğini gösteren mesajlardan biri olarak yorumlandı.
Öte yandan savaşın mali boyutuna ilişkin veriler de dikkat çekici rakamlar ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a kara birlikleri göndermenin şu aşamada zaman kaybı olacağını ifade ederken, İran Devrim Muhafızları Ordusu ise uzun süreli bir çatışmaya hazır olduklarını duyurdu.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) hesaplamalarına göre ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının ilk 100 saatlik maliyeti yaklaşık 3,7 milyar dolar oldu. Bu rakam, günlük ortalama maliyetin yaklaşık 891,4 milyon dolar seviyesinde olduğunu gösteriyor.
Bölgedeki diğer ülkeler de gelişmeleri yakından takip ederken, bazı devletler olası bir yayılma riskine karşı önlem almaya başladı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nahçıvan’da yaşanan bir insansız hava aracı saldırısının ardından yaptığı açıklamada Bakü yönetiminin savaşa doğrudan müdahil olmayacağını duyurdu.
Bununla birlikte Azerbaycan yönetimi, güvenlik gerekçesiyle İran’daki diplomatik temsilciliğini tahliye etme kararı aldığını açıkladı. Bu adım, çatışmaların bölgesel istikrara etkisinin giderek daha fazla hissedildiğine dair önemli bir işaret olarak değerlendirildi.
