
PKK tarafından yapılan açıklamada, artık yeni bir döneme girildiği belirtilerek, örgütün varlığına son verildiği ifade edildi. Açıklamada, Türkiye’de barış ortamının tesis edilmesi ve toplumsal uzlaşının sağlanması adına bu kararın önemli bir adım olduğu vurgulandı. Ayrıca, sürecin sağlıklı ilerlemesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) büyük sorumluluk düştüğünün altı çizildi. “Bu aşamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihî sorumluluk bilinciyle hareket etmesi ve sürece yapıcı katkı sağlaması hayati önemdedir.” denildi.
Bu gelişme, Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu karar, yalnızca güvenlik açısından değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal düzlemde de yeni bir sayfa açma potansiyeline sahip. PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi, yıllardır süren çatışma sürecinin sonlanması yönünde atılmış en somut adım olarak görülüyor.
Söz konusu açıklama, kamuoyunda ve siyasi çevrelerde büyük yankı uyandırdı. Pek çok kişi bu kararın, bölgesel barışın sağlanmasına katkı sağlayacağı yönünde umutlu açıklamalarda bulunurken, sürecin nasıl şekilleneceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

Terörsüz Türkiye Yolunda Tarihi Adım: PKK’dan Fesih ve Silah Bırakma Kararı
Türkiye’nin demokratikleşme ve toplumsal barış hedefi doğrultusunda tarihi bir gelişme yaşandı. Terör örgütü PKK, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli çağrısı doğrultusunda uzun süredir beklenen kararını açıkladı. Örgütün 12. Kongresi kapsamında alınan kararla, PKK’nın örgütsel yapısının feshedildiği ve silahlı mücadele döneminin sona erdiği duyuruldu.

Kritik Kongre: Çift Noktada Eş Zamanlı Toplantı
5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 12. PKK Kongresi, örgüt tarihinde bir ilk olarak iki farklı noktada eş zamanlı şekilde düzenlendi. Toplamda 232 delegenin katılımıyla yapılan bu kongre, tarihi nitelikteki kararların alındığı bir platform oldu.
Kongre sonrası yayımlanan sonuç bildirgesinde, alınan kararların Abdullah Öcalan’ın sunduğu perspektifler çerçevesinde şekillendiği ifade edildi. Açıklamada, “27 Şubat tarihinde Önder Abdullah Öcalan tarafından başlatılan süreç, çok yönlü değerlendirme ve önerileriyle birlikte 5-7 Mayıs’ta tamamlanan 12. Parti Kongremizde nihayete ermiştir” ifadeleri kullanıldı.

Silahlı Mücadeleye Son: Örgüt Yapısı Feshedildi
Kongre sonuç bildirgesinde, “Tarihi kararlar aldık” vurgusuyla şu ifadeler yer aldı: “PKK’nın örgütsel yapısı, Önder APO’nun yönetiminde pratikleşme sürecine geçilerek feshedilmiş ve silahlı mücadele yöntemi sonlandırılmıştır. Artık PKK ismi altında sürdürülen faaliyetler sona erdirilmiştir.”
Kürt-Türk İlişkilerinde Yeni Dönem
Açıklamada, Cumhuriyet dönemi boyunca yaşanan Kürt isyanlarına ve 1000 yıllık Kürt-Türk ilişki tarihine değinilerek, 52 yıllık mücadele sürecinin gösterdiği gerçeklere dikkat çekildi. Metinde, Kürt sorununun ancak “Ortak Vatan” ve “Eşit Yurttaşlık” ilkeleri temelinde çözülebileceği vurgulandı. Aynı zamanda Ortadoğu’da 3. Dünya Savaşı kapsamında yaşanan gelişmelerin, Kürt-Türk ilişkilerini yeniden yapılandırma gerekliliğini ortaya koyduğu belirtildi.
PKK’nın fesih kararıyla birlikte halkın bu süreci doğru anlayacağına olan inanç vurgulanarak, “Kadınlar ve gençlerin öncülüğünde, Kürt halkının yaşamın her alanında öz örgütlenmesini gerçekleştirmesi, kendi dil, kimlik ve kültürünü esas alan örgütsel yapılar oluşturması, kendini savunur hale gelmesi ve komünal bir demokratik toplum kurması yaşamsal önemdedir” denildi.
Kürt Demokrasi Güçlerine Çağrı
Kürt siyasi partilerine, demokratik sivil yapılar ile kanaat önderlerine yönelik yapılan çağrıda, Kürt demokrasisinin gelişimi ve demokratik ulus inşasında aktif rol üstlenmeleri istendi. Açıklamada, bu kesimlerin, barış sürecine katkı sunmalarının tarihi bir sorumluluk olduğu belirtildi.
TBMM ve Türkiye Kamuoyuna Tarihi Sorumluluk Çağrısı
Sonuç bildirgesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ve diğer toplumsal aktörlere de önemli çağrılar yer aldı. “Kongremizin aldığı fesih ve silahlı mücadeleyi sona erdirme kararları, kalıcı barışın ve demokratik çözümün önünü açan güçlü bir temel teşkil etmektedir” denilen bildirgede, bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için Abdullah Öcalan’ın süreci yönlendirme rolünün kabul edilmesi, demokratik siyaset hakkının tanınması ve hukuki güvenliğin sağlanması gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda, TBMM başta olmak üzere hükümete, ana muhalefet partisine ve tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, dini ve inanç gruplarına, basın kuruluşlarına, kanaat önderlerine, akademisyenlere, sanatçılara, emek örgütlerine, kadın ve gençlik hareketlerine ve çevreci yapılara barış sürecine katkı sunma çağrısı yapıldı.
