
Konuşmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bölgede barışı ve diyaloğu baltalayan bir strateji izlediğine dikkat çeken Erdoğan, “Netanyahu ve çevresindeki savaş yanlısı grup, diplomasi ve müzakereye kapılarını tamamen kapatmış durumda. Bu yapı, gerilimi sadece Gazze ile sınırlı tutmak istemiyor, savaşı tüm bölgeye yayma niyetinde. İsrail’in bu saldırgan tutumu yalnızca Filistin halkını değil, tüm İslam dünyasını tehdit eder nitelikte,” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Türkiye’nin çatışmaların sona ermesi ve barışın sağlanması adına aktif bir görev almaya hazır olduğunun altını çizerek, “Bugün buradan bir kez daha yüksek sesle ifade ediyorum: Çözümün anahtarı diyalog ve diplomasidedir. Biz Türkiye olarak, barışın tesisi adına her türlü kolaylaştırıcı görevi üstlenmeye, üzerimize düşeni yerine getirmeye hazırız,” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları, bölgede kalıcı barışın sağlanması yönündeki diplomatik çabaların devam edeceği mesajını verirken, İsrail’in saldırgan politikalarının uluslararası toplum tarafından daha güçlü şekilde sorgulanması gerektiğine işaret ediyor.
İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 51. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in saldırgan politikalarına karşı sert ifadeler kullandı. İran ile İsrail arasında süregelen gerilimde İran’ın yanında olduklarını vurgulayan Erdoğan, Netanyahu hükümetini bölgesel istikrarı tehdit eden bir yapı olarak tanımladı.

İsrail Ortadoğu’yu Ateşe Atmaya Çalışıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Haziran’da gerçekleşen İsrail saldırılarının barış müzakerelerini doğrudan hedef aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “İsrail, bölgeyi kaosa sürüklüyor. Netanyahu ve etrafındaki çete diplomasi istemiyor, savaş istiyor. Amaçları çok açık: Bölgesel çatışmayı yaymak, yangını büyütmek.”

Filistin Vurgusu: Kardeşlerimizin Acısı Bizim Acımızdır
Filistin halkının yaşadığı olaylara özel bir yer ayıran Erdoğan, Türkiye’nin her zaman Filistin’in yanında olduğunu vurgulayarak, “Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı zulmü yüreğimizde hissediyoruz. Zafer sonunda inananların olacaktır. Umudumuz, barışın konuşulduğu günlerin çok uzak olmadığı yönünde” dedi.
Son iki yılda İsrail’in saldırılarının dozunun arttığını belirten Erdoğan, ibadethanelere, eğitim kurumlarına ve yardım merkezlerine yapılan saldırıların altını çizerek Gazze’deki insanlık dramına dikkat çekti: “Gazze’de 2 milyon insan 21 aydır yaşam savaşı veriyor. Camiler, kiliseler, okullar hedef alındı; yardım kuyruklarındaki masum insanlar katledildi.”

İsrail’in Eylemleri Haydutluktur
İsrail’in yalnızca Filistin değil, Lübnan, Yemen ve Suriye gibi bölge ülkelerini de hedef aldığını belirten Erdoğan, bu saldırıların ardındaki gerçek niyete işaret etti: “İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını en güçlü ifadelerle kınıyoruz. Bu eylemler doğrudan devlet terörüdür. Komşumuz İran’a yapılan saldırılar da aynı vahşetin parçasıdır.”

Diplomasi İstemeyen Bir Hükümetle Karşı Karşıyayız
İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin hızlandığı bir dönemde gerçekleştirilen saldırıların tesadüf olmadığını söyleyen Erdoğan, Netanyahu yönetimini barışa kasteden bir zihniyetle suçladı: “İsrail, bağımsız Filistin devletiyle barış içinde yaşamak istemiyor. Aksine, savaşın sınırlarını genişletmek istiyor. Bu zihniyet, 90 yıl önce Avrupa’yı ateşe atan faşist emellerin bugünkü versiyonudur.”

Yeni Bir Sykes-Picot’a İzin Vermeyiz
Ortadoğu’nun yeniden kanla çizilen haritalarla şekillendirilmesine Türkiye’nin asla izin vermeyeceğini vurgulayan Erdoğan, “Yeni bir Sykes-Picot düzeni kurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Gazze halkını açlıkla, Batı Şeria’yı terörle cezalandırmak isteyenlere karşı dimdik duracağız. Kudüs’ün tarihi statüsünü bozmaya çalışanlara asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Bölge Yeni Bir Savaşı Kaldıramaz
Netanyahu hükümetinin savaş yanlısı söylemlerine karşı uluslararası topluma çağrıda bulunan Erdoğan, özellikle İsrail üzerinde etkisi olan ülkeleri uyardı: “Bu savaş çığırtkanlığına kimse prim vermemeli. Bölgenin yeni bir savaşı kaldıracak gücü yok. Diplomasi ve diyalog dışında çözüm yolu yok. Türkiye olarak kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazırız.”
İstanbul’un Kaderi Kudüs’ten Ayrı Değil
Konuşmasının ilerleyen bölümünde Erdoğan, ümmetin ortak kaderine dikkat çekerek, coğrafi farklılıkların ötesinde bir birliktelik ruhunun gerekliliğine işaret etti: “İstanbul’un kaderi Tahran’dan, Şam’dan, Bağdat’tan, Kudüs’ten ayrı düşünülemez. Ortak davamız söz konusu olduğunda, ayrılıkları bir kenara bırakıp birlikte hareket etmek zorundayız.”
İslam Dünyası Daha Fazla Sorumluluk Üstlenmeli
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, İsrail’in saldırgan politikalarına karşı net ve kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini belirten Erdoğan, İslam dünyasının daha fazla sorumluluk üstleneceği yeni bir döneme girildiğini söyledi: “Hoşgörü alanlarımızı genişletmeli, ittifakımızı sağlamlaştırmalıyız. Şiddet ve kaos ortamında kenetlenerek zorlukların üstesinden birlikte gelebiliriz.”
Suriye’ye Desteğimiz Sürecek
Erdoğan, Suriye’nin yeniden İİT bünyesine dahil edilmesini olumlu karşıladıklarını ifade ederek şu sözlerle desteğini yineledi: “Suriye’nin uluslararası topluma entegrasyonu yönünde atılan adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye olarak Suriye’nin toprak bütünlüğü, milli birliği ve kalıcı istikrarı için desteğimizi sürdüreceğiz. Bu süreçte tüm İslam dünyasına büyük görev düşüyor.”
