DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Ateşkesin Gölgesinde Tırmanan Küresel Hesaplaşma

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD ile İran arasında İslamabad’da yürütülen görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, bölgede sağlanan geçici ateşkesin kalıcı bir barış anlamına gelmediğini vurgulayarak, mevcut tabloya dair temkinli bir yaklaşım ortaya koydu.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ateşkesin Gölgesinde Tırmanan Küresel Hesaplaşma

Bahçeli, 7 Nisan’da savaşın iki haftalık bir ateşkes sürecine bağlanmış olmasının krizin sona erdiği şeklinde yorumlanamayacağını ifade etti. Bölgedeki gerilimin yapısal olarak devam ettiğine dikkat çeken Bahçeli, kalıcı bir çözüm için gerekli olan zeminin oldukça zayıf olduğunu belirtti. Bu çerçevede, barışın tesis edilmesinin şu aşamada ulaşılması güç bir hedef olduğunu dile getirdi.

Ateskesin Golgesinde Tirmanan Kuresel Hesaplasma 2

Açıklamalarında Türkiye’nin görevine de değinen Bahçeli, olası bir barış sürecine katkı sunma konusunda Türkiye’nin sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi. Bölgesel istikrarın sağlanması için Türkiye’nin “elini taşın altına koyabileceğini” ifade etti.

Ateskesin Golgesinde Tirmanan Kuresel Hesaplasma 3

Siyasi gündeme ilişkin değerlendirmelerinde ise CHP’nin ara seçim çağrısına da yanıt veren Bahçeli, Türkiye’de ara seçim yapılmasının söz konusu olmadığını, seçimlerin takvime uygun şekilde zamanında gerçekleştirileceğini kaydetti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısının ardından CHP’nin ara seçim talebine ilişkin soruya verdiği yanıtta, Türkiye’de seçimlerin ancak belirlenen takvim doğrultusunda yapılacağını vurguladı. Bahçeli, CHP’nin iç tartışmalarının ülke gündemini sarsacak bir krize dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek, “ara seçim yoktur, seçimler zamanında yapılır ve bu da Türk milletinin iradesinin bir gereğidir; bu iradeye şimdiden saygı göstermek gerekir” ifadelerini kullandı.

Grup toplantısında ise hem küresel gelişmeler hem de bölgesel güvenlik meseleleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, özellikle Orta Doğu’daki gerilimlere dikkat çekti. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak hava operasyonlarıyla başlayan çatışma sürecinin 7 Nisan itibarıyla iki haftalık bir ateşkesle duraklatılmış gibi görünse de, bunun kalıcı bir barış anlamına gelmediğini ifade etti. Ona göre mevcut tablo, krizin sona ermesinden ziyade yeni bir safhaya geçtiğini gösteriyor.

Ateşkesin Gölgesinde Tırmanan Küresel Hesaplaşma

Bahçeli, ateşkesin sahadaki çatışmaları tamamen bitirmediğini, aksine güç dengelerinin hem diplomatik masada hem de sahada yeniden şekillendiği geçici bir döneme işaret ettiğini söyledi. ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla ateşkesi kabul ettiklerine ve İran’dan çeşitli maddeler içeren bir teklif aldıklarına dair açıklamalarını hatırlatarak, İran’ın da bazı hedeflerine ulaştığını ilan etmesinin, krizin artık diplomatik düzleme taşındığının bir göstergesi olduğunu belirtti.

İslamabad’da yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasına da değinen Bahçeli, kontrolsüz güç rekabetinin ve hızla artan silahlanma yarışının yalnızca Orta Doğu’da değil, Avrupa’dan Asya’ya ve Afrika’ya kadar birçok bölgede yeni çatışma risklerini büyüttüğünü dile getirdi.

Küresel Gerilimden Barış Çağrısına: Türkiye’nin Dünya Barış Konseyi Vurgusu

Bu gidişatın küresel ölçekte daha büyük krizleri tetikleyebileceğini ifade ederek, “üçüncü dünya savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle konuşulduğu bir dönemde” uluslararası bir barış mekanizmasının kurulmasının zorunlu hale geldiğini savundu.

Türkiye’den BM’ye Barış Mekanizması Çağrısı

Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri öncülüğünde; ABD, Rusya, Çin, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin yer alacağı bir “Dünya Barış Konseyi” kurulması gerektiğini dile getiren Bahçeli, Türkiye’nin tarihsel sorumluluğu gereği böyle bir yapıda aktif görev almaya hazır olduğunu belirtti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin bugün de Türkiye’nin dış politika yaklaşımına yön vermesi gerektiğini ifade etti.

İsrail-Lübnan Hattında Artan Gerilim, Küresel Kriz Uyarısı

Bahçeli ayrıca İsrail-Lübnan hattındaki gerilimlere de dikkat çekerek, Lübnan’a yönelik hava saldırılarında yaşanan can kayıplarının bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştirdiğini söyledi. Gazze’de başlayan insani krizin Lübnan’a da yayıldığını ifade eden Bahçeli, İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden saldırılarını sürdürmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Uluslararası sistemin bu saldırılar karşısında yeterli tepkiyi göstermediğini, bunun da küresel adalet mekanizmasındaki çifte standardı ortaya koyduğunu belirtti.

Mescid-i Aksa konusuna da değinen Bahçeli, bu kutsal mekânın kapatılmasının yalnızca fiziksel bir müdahale olmadığını, aynı zamanda inanç değerlerine yönelik bir saldırı niteliği taşıdığını ifade etti. Mescid-i Aksa’nın tarihî ve dini önemine dikkat çekerek, bu tür uygulamaların Müslüman toplumların ortak hafızasını ve manevi değerlerini hedef aldığını söyledi.

Batı dünyasının insan hakları ve demokrasi söylemiyle Orta Doğu’daki pratikleri arasında ciddi bir tutarsızlık bulunduğunu dile getiren Bahçeli, özellikle Filistin meselesi söz konusu olduğunda uluslararası kamuoyunun çoğu zaman sessiz kaldığını veya çifte standartlı bir yaklaşım sergilediğini savundu. Bu durumu “ahlaki körlük” ve “siyasi ikiyüzlülük” olarak nitelendirdi.

Konuşmasının devamında “Terörsüz Türkiye” hedefini de değerlendiren Bahçeli, bu sürecin kararlılıkla sürdürüldüğünü ve ülkenin güvenlik politikasında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Bu süreci eleştiren çevrelerin MHP’nin siyasi duruşunu sorgulamasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, hedeflerinin Türkiye’nin güvenliğini ve istikrarını güçlendirmek olduğunu söyledi.

Gıda güvenliğine de değinen Bahçeli, modern dünyada savaşların yalnızca askeri alanlarda değil, ekonomik ve stratejik alanlarda da yürütüldüğünü belirtti. Gıda üretiminin ve tarımın ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade ederek, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini, gıda arzında dışa bağımlılığın ise ciddi bir beka sorunu oluşturduğunu vurguladı. Ayrıca fırsatçılığa karşı etkin mücadele edilmesi gerektiğini, güvenli gıdaya erişimin toplumun geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.