
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri, Dünya Mirası Komitesi’nin Genişletilmiş 45. Oturumu’nda, “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne dahil edilmesi önerisi, birçok ülkenin karşı oyu ile reddedildi.
Umman, Mısır, Katar, Nijerya, Rusya Federasyonu, Güney Afrika, Japonya, Hindistan, Meksika, Saint Vincent ve Grenadinler, Arjantin, Mali, Zambiya, Tayland, Suudi Arabistan ve Etiyopya’nın karşı oylarına dayanarak, Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı’nın “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne eklenme teklifi kabul edilmedi.
Bu karara rağmen, Surlar ve Hevsel Bahçeleri’yle ilgili hazırlanan rapor önümüzdeki yıl komite tarafından yeniden gözden geçirilecek.

NE OLMUŞTU?
Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri, tarihsel ve kültürel önemi nedeniyle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almaktadır. Ancak, 2015’te Diyarbakır’ın merkez ilçesi Sur’da meydana gelen hendek ve çukur terör olayları ve bunun sonucunda yapılan güvenlik operasyonları, bu mirasın korunma durumunu gündeme getirmiştir.
UNESCO, Diyarbakır’da yaşanan bu olayların ve operasyonların tarihi ve kültürel mirasa olan etkisini değerlendirmek amacıyla şehre iki ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaretlerin ardından hazırlanan taslak raporda, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne alınması önerildi.
Bu öneri, UNESCO Dünya Mirası Komitesi Genişletilmiş 45. Oturumu’nda görüşüldü. Ancak, birçok ülkenin karşı oyu ile “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne dahil edilme teklifi kabul edilmedi.

Diyarbakır Surları’nda Hendek/Çukur Terörü Sonrası Tarihe Dokunuş
Diyarbakır Surları, Anadolu’daki en etkileyici ve en iyi korunmuş surlardan biri olarak bilinir. Ancak son yıllarda yaşanan terör olayları, bu tarihi yapının bazı bölümlerinde ciddi hasarlara yol açtı. Bu nedenle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan bu tarihi mirasın eski ihtişamına kavuşması için son üç yılda büyük bir restorasyon süreci başlatıldı.
Bu süre zarfında, bugüne kadar ayakta kalabilen 98 burçtan 70’inin restorasyonu tamamlandı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bu restorasyon sürecini “Surlarda Diriliş” mottosuyla başlattı. Belediyenin Genel Sekreteri Abdullah Çiftçi, bu restorasyon çalışmasının, son üç yüz yılın ve aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin en büyük restorasyon süreci olduğuna dikkat çekiyor.
Bu restorasyon süreci, sadece tarihi ve kültürel mirasın korunması açısından değil, aynı zamanda şehrin toplumsal hafızasının ve kimliğinin yeniden inşa edilmesi açısından da büyük bir öneme sahip. Surların restore edilmesi, şehrin tarihine, kültürüne ve sanatına olan saygıyı ve bu değerlere sahip çıkma kararlılığını gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde, geriye kalan 28 burcun da restorasyon sürecine dahil edilmesi planlanıyor. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, Diyarbakır Surları’nın eski ihtişamına tam anlamıyla kavuşması ve gelecek nesillere en iyi şekilde aktarılması hedefleniyor.

Diyarbakır Surları Yeniden Hayat Buluyor
Diyarbakır Surları, tarihi ve kültürel zenginliğiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli miraslarından biridir. Son dönemde yapılan restorasyon çalışmaları, surların sadece fiziksel olarak restore edilmesiyle kalmayıp, aynı zamanda fonksiyonel olarak da yeniden hayat bulmasını hedefliyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Abdullah Çiftçi’nin açıklamalarına göre, sur içerisinde bulunan 27 burç, ilgili idarelere teslim edildi. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ile Diyarbakır Valiliği’nin koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, bu burçların turizme kazandırılması planlanıyor. Burçların turizm endeksli fonksiyonlandırılmasıyla, surlarda sadece tarihi bir yapı olarak değil, aynı zamanda canlı ve dinamik bir sosyo-kültürel mekan olarak da yaşamın süreceği belirtiliyor.
Bu yenilikçi yaklaşım, tarihi surların sadece korunmasını değil, aynı zamanda bölgesel kalkınmaya, turizmin canlandırılmasına ve şehrin sosyo-ekonomik yapısının geliştirilmesine de katkıda bulunmayı hedefliyor. Çiftçi’nin de belirttiği gibi, tamamlanan bu projenin ardından, surların içinde bir yaşamın olması ve bu eserin dünya çapında bir ilgi odağı haline gelmesi bekleniyor.