
Bu durum, sağlık sistemindeki denetim eksikliklerini ve yolsuzluk iddialarını bir kez daha gündeme getiriyor. Kapatılan hastanedeki bu gelişmeler, kamuoyunda büyük bir infial yarattı. İlgili sağlık otoriteleri, meslekten men edilen bir doktorun nasıl oluyor da bir ameliyat gerçekleştirebildiğine dair açıklama yapmaya çağrıldı.
Yenidoğan Çetesi’nin varlığı ve çetenin sağlık sektöründeki etkileri, hem hastalar hem de sağlık çalışanları için ciddi tehditler oluşturuyor. Uzmanlar, bu tür skandalların önüne geçmek için daha sıkı denetim ve düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Bu olay, sadece bir skandal değil, aynı zamanda sağlık sistemine dair daha derin sorunların bir yansıması olarak da değerlendiriliyor. Kamuoyunun bu duruma tepkisi merakla takip edilirken, emniyetin ve sağlık bakanlığının konuya dair atacağı adımlar büyük önem taşıyor.
Türkiye, 12 bebeğin ölümüne neden olan Yenidoğan Çetesi ile sarsılmaya devam ediyor. Soruşturma kapsamında gün geçtikçe yeni konuşma kayıtları ortaya çıkarken, sağlık alanında yaşanan başka skandallar da dinleme kayıtlarına yansıdı.

Doktorluk İzni Olmadan Ameliyatlara Girdi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, meslekten men edilen bir doktorun yasadışı bir şekilde ameliyatlara katıldığı tespit edildi. Dinleme kayıtlarında, tüp mide ameliyatları gerçekleştiren Dr. E.V’nin, ruhsatı iptal edilen Bağcılar Özel Şafak Hastanesi’nde 18 Aralık 2023’te gerçekleştirdiği ameliyat sonucu S.A. isimli hastanın hayatını kaybettiği belirlendi.
Soruşturma kapsamında dinlenen şüpheli Murat Mantuş’un bazı görüşmelerinde dikkat çeken ifadeler yer aldı. “Dün mide ameliyatında birisi ölmüş. İki gün önce ameliyat olmuş,” diyen bir başka kişi, hastanın ameliyattan sonra yaşadığı bulantı ve kusma şikayetleri nedeniyle hastaneye geri getirildiğini ve durumunun kritikleştiğini aktardı. Bu sırada Dr. E.V’nin hastaya yönelik ilgisinin yetersiz olduğunu vurgulandı.

Hastane Yönetimi Bilgiyi Gizlemiş
İddianamede, Bağcılar Özel Şafak Hastanesi’nde çalışan işletme müdür yardımcısı M.K’nın, Dr. E.V’nin bir hasta getireceğini, bu işlem için de A.F.Y. isimli cerrahı bin lira karşılığında ameliyata katılmaya ikna etmeye çalıştığı ifade edildi. Ancak A.F.Y, bu teklifi kabul etmedi. M.K’nın, Dr. E.V’nin hastane kayıtlarında başka bir doktorun kaşesini kullanarak ameliyat yaptığına dair konuşmaları, hastanenin sorumluluğunu da ortaya koyuyor.
İddianamede, Dr. E.V’nin diplomasının askıda olduğu, fakat hastaneye para ödemesi nedeniyle amacının ileride yaşanacak sorunlardan sıyrılmak olduğu vurgulandı. Ameliyat kaydında, Dr. E.V’nin değil, “Şaban” isimli bir doktorun imzasının bulunduğu belirtildi.
Kamera Kayıtları Kayboldu mu?
Hastanedeki kamera görüntülerinin gizlenmeye çalışıldığı yönünde bulgular da yer alıyor. S.A’nın ölüm tarihiyle ilgili düzenlenen evrakın Yüzyıl Polis Merkezine iletildiği, ancak hastane yetkililerinin “kamera görüntüsü yok” yanıtını verdiği kaydedildi. Bu durum, hastanede yaşanan usulsüzlüklerin ve hasta güvenliğinin hiçe sayıldığını gözler önüne seriyor.
Savunmada Tuhaf Gelişmeler
Dr. E.V, ifadesinde, meslekten men cezasının ardından aktif olarak çalışmadığını, sadece izleyici olarak hastaların durumlarıyla ilgilendiğini öne sürdü. Ancak, 26 yıllık meslek hayatında hastaları, güvendiği cerrahlar aracılığıyla yönlendirdiğini belirtmesine rağmen, yaptığı iddiaların soruşturmanın seyrini değiştirebileceği şüpheyle karşılanıyor.
Bu olaylar, Yenidoğan Çetesi soruşturmasının derinleşmesine ve sağlık alanındaki usulsüz uygulamaların daha geniş bir yelpazede incelenmesine neden olmaktadır. Soruşturmanın seyrinin, hastaların güvenliği açısından nasıl bir sonuç doğuracağı merakla bekleniyor.
