
İstanbul’da yürütülen “Yenidoğan çetesi” soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 13 şüpheli hakkında yeni bir iddianame düzenlendi. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede şüphelilere “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek” ve “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik yapmak” suçlamaları yöneltildi.
İddianameye göre, söz konusu şüphelilerin, örgütün faaliyetlerine dolaylı ya da doğrudan katkı sundukları ve suç gelirlerinin aklanmasında görev aldıkları öne sürüldü. Ayrıca, şüphelilerin kamu kurumlarını yanıltmaya yönelik sahte belgeler düzenledikleri ve bu belgeleri farklı işlemlerde kullandıkları da tespitler arasında yer aldı.
Yapılan incelemelerde, sahte belgelerin organize bir yapının kontrolünde üretildiği, bu belgelerin kullanımıyla bazı yasal süreçlerin usulsüz şekilde yönlendirildiği ve bu durumun kamu düzenini tehdit eder nitelikte olduğu vurgulandı. Savcılık, şüphelilerin eylemlerinin sistematik ve planlı olduğuna dikkat çekerek zincirleme suç işlendiği kanaatine vardı.
Dosya kapsamında, daha önce gözaltına alınan bazı isimlerin tutuklandığı, bazı şüphelilerin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı belirtildi. Yeni iddianamenin, ana dava dosyasına eklenmesi bekleniyor. Şüphelilerin ilerleyen günlerde mahkemeye çıkarılmaları öngörülüyor.
Bu gelişmeyle birlikte, “Yenidoğan çetesi” soruşturmasında yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. Yargı sürecinde ortaya çıkacak yeni detayların, çete yapılanmasının boyutunu daha net şekilde ortaya koyması bekleniyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “yenidoğan çetesi”ne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 13 kişi hakkında yeni bir iddianame düzenledi. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezleke doğrultusunda oluşturulan 57 sayfalık bu iddianamede, Sosyal Güvenlik Kurumu “suçtan zarar gören” olarak yer alırken, 13 şahıs da “şüpheli” sıfatıyla listelendi.
Hazırlanan yeni iddianamenin, Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ana dava dosyasındaki bilirkişi raporları, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun incelemeleri, şüpheli ifadeleri ve tape kayıtları doğrultusunda şekillendiği belirtildi. Dosyada ismi geçen, ancak ana davada yer almayan bazı kişiler hakkında yeni soruşturma başlatıldığı, bu kapsamda 17 şüphelinin belirlendiği aktarıldı. Ayrıca, savcı Yavuz Engin’i makamında tehdit ettiği iddia edilen Mustafa Kemal Zengin’in, suç örgütü ile bağlantılı olup olmadığının tespiti amacıyla soruşturmanın sürdüğü kaydedildi.

Savcıyı Tehdit Soruşturması Derinleşiyor
İddianamede yer alan bilgilere göre, Mustafa Kemal Zengin, savcı Engin ile yaptığı görüşmede Tuğçe Toptemel’in tahliyesini talep etmiş ve bu talebi tehditkâr bir dille dile getirmişti. HTS kayıtları incelendiğinde, Zengin’in, Beylikdüzü Medilife Hastanesi’nin mesul müdürü olan ve ana davada sanık konumunda bulunan Ahmet Atilla Yılmaz ile 138 kez, avukat Aylin Arslantatar ile 1320 kez, Toptemel’in üvey babası Yavuz Çelik ile de 110 kez telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ortaya çıktı.
Zengin’in tehdit eyleminden önce de bu kişilerle sürekli iletişimde olduğu belirtilerek, suç örgütüne doğrudan dahil olmasa da, eylemleriyle örgüte bilerek ve isteyerek destek verdiğine dair kuvvetli şüphe oluştuğu vurgulandı.

Şüpheli İhmaller ve Usulsüzlükler
İddianamede birçok şüphelinin ihmali ya da yasaya aykırı işlemleri detaylı şekilde ele alındı: Dr. Zeki Ötünç’ün, Avcılar Hospital’da yaşamını yitiren Kerem Muhammet Tokluoğlu adlı bebekle ilgili ihmalkâr davrandığı, hastaya uygun canlandırma uygulamadığı ve solunum cihazı ayarlarında yetersiz kaldığı, surfaktan tedavisi uygulamadığı tespit edildi.
Hemşire Aslı Alemdağ, Esenyurt Reyap Hastanesi’nde Yünaçtı isimli vefat eden bir bebeğin dosyasına başka bir bebeğin (Kuşlu bebek) akciğer grafisini ekleyerek gerçeğe aykırı epikriz oluşturdu. Alemdağ’ın, örgüt yapısı içinde talimatla hareket ettiği öne sürüldü.
Remzi Karaca, Çorlu Reyap Hastanesi’nde hasta bebeklerin sevk süreçlerini koordine ederken, 112 sisteminden bilgi alarak bebekleri tanıdığı hastanelere yönlendirdi. Bu kişilere örnek olarak Gıyasettin Mert Özdemir ve Fırat Sarı gösterildi.
Senanur Ünlü, TRG Hospitalist Hastanesi’nde tıbbi sekreter olarak görev yaparken sahte epikriz hazırlığına katkıda bulundu. Ünlü’nün sanık Fırat Sarı ile mali ilişkileri olduğu belirtildi.
Gözde Polat, Avcılar Hospital’da sekreter olarak görev yaptığı dönemde sahte epikriz düzenledi ve Hasan Basri Gök ile irtibatlı çalıştı.
Bener Mahmut Mansuroğlu, Silivri Kolan Hastanesi’nin başhekimi ve mesul müdürü olarak, Medisense isimli şirkete hastanedeki işletmeyi hukuka aykırı şekilde kiraya verdi. Bu nedenle “nitelikli dolandırıcılık” ve usulsüz işlem suçlamalarıyla karşı karşıya.
İbrahim Oktay (başhekim) ve Hilal Vatansever (başhemşire) hakkında da sanık Fırat Sarı ile olan iletişim kayıtlarına dayanarak soruşturma yürütüldü.
Meryem Küçükoğlu, hastaneye ait curosurf ilaçlarını şahsen talep etti. Ana davanın sanığı Hüseyin Gündüz ile benzer pozisyonda olduğu bildirildi.
Serenay Şenkalaycı, Avcılar Hospital’daki görevinde Tokluoğlu bebeğin ölümüne sebep olan ihmallerde yer aldı. Hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunuyor.

Ceza Talepleri ve Yargı Süreci
İddianamede, bazı şüpheliler hakkında soruşturma izni alınamadığı için dosyalarının ayrıldığı belirtildi. Bu isimler arasında Hilda Keykubad, Dursun Eryılmaz, Seher Çuhadar, Şeyhmus Çelik ve Songül Kaloğlu bulunuyor.
Mustafa Kemal Zengin için “örgüte yardım” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Serenay Şenkalaycı hakkında “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar ceza talep ediliyor.
Bener Mahmut Mansuroğlu için ise “örgüte üyelik” ve “kamu kurumlarını dolandırma” suçlarından 12 yıldan 39 yıla kadar hapis isteniyor.
Diğer 10 şüpheli hakkında da değişen suçlamalara göre farklı sürelerde hapis cezaları öngörülüyor.

Olayın Geçmişi
Soruşturmanın başlangıcı, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından organize suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen Dr. Fırat Sarı ve beraberindeki kişilerin, acil durumdaki yenidoğan bebekleri anlaşmalı özel hastanelere yönlendirerek hem ölümlere sebebiyet verdikleri hem de haksız kazanç sağladıkları yönündeki iddialarla ortaya çıktı. 4 Aralık’ta gerçekleştirilen operasyonla 14 kişi gözaltına alınmış, ilerleyen süreçte şüpheli sayısı 18’e yükselmişti. Yeni hazırlanan iddianamenin, Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden ana dava dosyasıyla birleştirilmesi talep edildi.
