
İstanbul’da yakın zamanda meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, hem halkta tedirginlik yarattı hem de deprem bilimciler arasında farklı görüşlerin yeniden gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Marmara Bölgesi’nde büyük bir depremin yaklaştığına dair yıllardır süren uyarılar, bu son sarsıntıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Ancak uzmanlar, bu depremin Marmara fay hattındaki gerilimi ne ölçüde etkilediği konusunda ikiye bölünmüş durumda.
Bazı deprem uzmanları, yaşanan 6.2’lik depremin bölgede biriken enerjinin önemli bir kısmını boşalttığını savunuyor. Bu görüşe göre, Marmara’da uzun süredir beklenen büyük depremin tehlikesi azalmış olabilir. “Deprem oldu ve bu büyük kırılmayı önlemiş olabilir” diyen bilim insanları, fay hattının belirli segmentlerinde enerjinin kısmen boşaldığını ve bu durumun büyük bir sarsıntının gerçekleşme olasılığını düşürebileceğini ileri sürüyor.
Ancak diğer bir grup uzmana göre ise bu yorumlar oldukça erken ve iyimser. Onlara göre, Marmara Denizi’nin altındaki ana fay hattı hala büyük bir risk taşıyor ve 7.0 ile 7.5 arasında bir büyüklükteki bir depremin meydana gelmesi an meselesi olabilir. Bu bilim insanları, son yaşanan depremin ana fay üzerinde değil, ikincil kırıklar üzerinde gerçekleşmiş olabileceğini, dolayısıyla esas tehlikenin hâlâ ortada durduğunu ifade ediyor.
Jeologlar ve sismologlar, Marmara bölgesinde geçmişte meydana gelen büyük depremlere bakarak, bölgede her 250-300 yılda bir büyük kırılmaların yaşandığını hatırlatıyor. Bu bağlamda, 1766’daki büyük İstanbul depreminin üzerinden geçen sürenin tehlikenin yaklaştığını gösterdiğini vurguluyorlar.
Deprem uzmanlarının bu iki zıt görüşü, İstanbul ve çevresinde yaşayan milyonlarca kişi için kafa karışıklığı yaratıyor. Ancak her iki tarafın da üzerinde hemfikir olduğu bir konu var: Hazırlıklı olmak. Bilimsel belirsizlikler devam etse de, yapı stokunun yenilenmesi, afet bilincinin artırılması ve acil durum planlarının geliştirilmesi gibi önlemler, büyük bir depremin etkilerini azaltmak için hayati önem taşıyor.

Silivri Açıklarındaki Deprem Sonrası Uzmanlardan Uyarılar: Artçılar Devam Edebilir
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Silivri açıklarında meydana gelen depremin ardından toplam 184 artçı sarsıntının kaydedildiğini duyurdu. Bu artçıların yedisinin 4.0 ve üzeri büyüklükte olduğu bildirildi. Uzmanlar, bölgedeki artçı hareketliliğin önümüzdeki günlerde de sürebileceğini belirtiyor.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy: Marmara’daki Depremler Sona Erdi
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’a göre Marmara Denizi’nde 1894 yılında yaşanan büyük depremin ardından o bölgedeki stresin tükendiği, 1912’de ise Tekirdağ-Silivri hattının kırıldığı belirtiliyor. Üşümezsoy, bu kırılmanın ardından oluşan çukur alandaki gerilimin de sona erdiğini ifade ediyor. Son gerçekleşen deprem ise, onun yıllardır kitaplarında vurguladığı, fay hattının henüz kırılmamış ucunda meydana geldi. Bu nedenle, depremin tahmin ettiği noktada olduğunu belirtiyor.
Üşümezsoy, İstanbul’daki deprem algısının temelinde 17 Ağustos 1999 depremini oluşturan fayın Marmara Denizi’nin kuzey kenarından Adalar’a ve Çekmece’ye kadar devam ettiği düşüncesi olduğunu belirtiyor. Oysa ona göre burada iki büyük yanlış söz konusu: Birincisi, bu fay hattı Kuzey Anadolu Fayı’nın doğrudan bir uzantısı değil. İkincisi ise, bu fay 1766 yılında zaten kırılmış durumda. Dolayısıyla “250 yıldır stres birikti, yeni büyük deprem yaklaşıyor” tezi hatalıdır.

Prof. Dr. Ziyadin Çakır: Deprem, Büyük Marmara Depremi’ni Öne Çekmiş Olabilir
Prof. Dr. Ziyadin Çakır, depremin Marmara Ereğlisi açıklarından başlayıp İstanbul Boğazı önlerine kadar uzanan Orta Marmara Fayı üzerinde meydana geldiğini aktarıyor. Bu hareket, uzun süredir beklenen Marmara Depremi’ni zaman bakımından daha da yaklaştırmış olabilir.
Silivri merkezli 6.2 büyüklüğündeki depremin İstanbul şehir merkezine yaklaşık 70 km uzaklıkta olması, etkisinin sınırlı kalmasına neden oldu. Ancak Çakır’a göre eğer bu deprem Adalar Fayı üzerinde meydana gelseydi, sonuçlar çok daha yıkıcı olabilirdi. Ayrıca bu tür bir deprem artçı olarak 6 büyüklüğünde bir sarsıntıya neden olabileceği gibi, daha da büyük bir artçı ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle özellikle hasar almış binalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.

Prof. Dr. Celal Şengör: İstanbul Depremine Hazırlıkta Geç Kaldık
Prof. Dr. Celal Şengör, Silivri ve Büyükçekmece çevresinde 6.2 büyüklüğündeki depremin 5 şiddetinde, diğer ilçelerde ise 4 şiddetinde hissedildiğini belirtiyor. İstanbul açıklarından geçen ve yaklaşık 130 kilometre uzunluğundaki fay hattının tek seferde kırılma olasılığının yüksek olduğunu vurgulayan Şengör, bu durumda ortaya çıkacak depremin büyüklüğünün 7.2 olabileceğini ifade ediyor. Bu da 6.2 büyüklüğündeki depremin yaklaşık 30 katı enerjiye karşılık geliyor. “İstanbul’u büyük depreme hazırlamak için artık çok geç” diyen Şengör, 1999’dan bu yana yeterli önlem alınmadığını savunuyor.

Prof. Dr. Hasan Sözbilir: Fay Kısmen Kırıldı, Ucuz Atlatıldı
Prof. Dr. Hasan Sözbilir ise, bu depremin Kuzey Anadolu Fayı üzerinde gerçekleştiğini, ancak tüm fayın değil sadece bir bölümünün kırıldığını belirtiyor. Fay hattının tamamının kırılması durumunda ortaya çıkabilecek depremin büyüklüğü 7.4-7.5 seviyelerinde olabilirdi. Bu nedenle, parçalı bir kırılmanın gerçekleşmesi bir avantaj olarak değerlendiriliyor. “Ucuz atlatıldı, geçmiş olsun” diyen Sözbilir, bu kırılmanın potansiyel olarak daha büyük bir felaketi önlediğini ifade ediyor.

Prof. Dr. Ahmet Övgün Ercan: Trakya Kolu Kırıldı, Tehlike İstanbul’un Önüne Sıçramadı
Prof. Dr. Ahmet Övgün Ercan’a göre, 6.2 büyüklüğündeki bu deprem, Kuzey Marmara’daki Trakya kolunun Büyükçekmece-Kumburgaz-Silivri arasındaki yaklaşık 25 kilometrelik kısmında sağ yönlü bir doğrultu atımıyla meydana geldi. Bu kırılma, İstanbul önüne sıçramadan Trakya yönünde ilerlediği için can güvenliği açısından olumlu bir tablo ortaya koydu. Depremin meydana geldiği 23 Nisan günü, öğleden sonra gerginliğin hızla azaldığını ve sistemin sönüme geçtiğini belirten Ercan, açığa çıkan enerjinin, birikmiş potansiyel enerjinin sadece küçük bir kısmını (yaklaşık 22’de 1’i) temsil ettiğini ifade ediyor. Ercan, gelecekte benzer şekilde parçalı ve yıkımsız kırılmalarla sürecin tamamlanmasını temenni ediyor.

Prof. Dr. Okay Tüysüz: Marmara’da 7’nin Üzerinde Deprem Potansiyeli Var
Prof. Dr. Okay Tüysüz, Marmara Denizi içerisindeki fay hatlarının genel yapısına bakıldığında, 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin potansiyel olarak mümkün olduğunu söylüyor. Her ne kadar farklı bilim insanları tarafından çeşitli görüşler öne sürülse de, Tüysüz’e göre bilim dünyasında yaygın olarak kabul gören görüş, bu büyük depremin olasılığının oldukça yüksek olduğu yönünde.
