
MALATYA’nın Battalgazi ilçesinde sabah saat 09.00’da meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki deprem, bölgede yaşayan vatandaşlarda büyük endişe yarattı. Yaşanan sarsıntının ardından gözler yeniden Doğu Anadolu Fay Hattı ve özellikle uzmanların uzun süredir dikkat çektiği Yedisu Fayı’na çevrildi. Türkiye’nin önde gelen deprem bilimcilerinden Prof. Dr. Süleyman Pampal ile Prof. Dr. Okan Tüysüz, yaptıkları değerlendirmelerde aynı noktaya dikkat çekerek kritik uyarılarda bulundu.

Her iki uzman da Yedisu Fayı’nın uzun yıllardır büyük bir enerji biriktirdiğini belirterek, fayın kırılma zamanının geciktiğini ifade etti. Uzmanlara göre söz konusu fay hattı, olası bir kırılma durumunda 7.4 büyüklüğüne ulaşabilecek şiddetli bir deprem üretme potansiyeline sahip. Yapılan açıklamalarda, geçmişte büyük depremler üreten bu segmentin uzun süredir sessiz kalmasının riskin ortadan kalktığı anlamına gelmediği, aksine tehlikenin daha da arttığı vurgulandı.

Deprem uzmanları özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bazı iller için dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Risk altında olduğu belirtilen iller arasında Tunceli, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Erzurum öne çıkıyor. Uzmanlar, bu bölgelerde yaşayan vatandaşların deprem gerçeğini göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek, yapı stoklarının mutlaka kontrol edilmesi ve gerekli önlemlerin vakit kaybetmeden alınması çağrısında bulundu.

Prof. Dr. Süleyman Pampal yaptığı değerlendirmede, Yedisu Fayı’nın tarihsel süreçte belirli aralıklarla büyük depremler ürettiğini ve mevcut verilere göre yeniden kırılma ihtimalinin ciddi şekilde gündemde olduğunu söyledi. Pampal, bölgedeki gerilimin arttığını ve bu durumun bilim insanları tarafından yakından takip edildiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Okan Tüysüz ise Yedisu segmentinin uzun süredir kırılmayan önemli fay parçalarından biri olduğuna dikkat çekerek, bu tür sessizliğin yanıltıcı olmaması gerektiğini ifade etti. Tüysüz, deprem riskinin yalnızca fay hattına yakın illeri değil, çevre bölgeleri de etkileyebileceğini belirtti.
Uzmanların ortak görüşü, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmesi gerektiği yönünde oldu. Özellikle Doğu Anadolu’daki aktif fay hatlarının dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, olası büyük depremlere karşı hem bireysel hem de kurumsal hazırlıkların artırılması gerektiğinin altını çizdi.
Malatya’da meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki depremin ardından kamuoyunda oluşan “Daha büyük bir deprem olur mu?” ve “Bu sarsıntı olası büyük depremin habercisi mi?” soruları, uzmanların değerlendirmeleriyle yeniden gündeme geldi. Deprem sonrası televizyon yayınlarına katılan yer bilimciler Okan Tüysüz ve Süleyman Pampal, hem depremin karakterine hem de Doğu Anadolu’daki daha büyük risklere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Uzmanlara göre vatandaşların büyük bölümünün “Deprem açıklanan büyüklükten daha şiddetliydi” ve “Sarsıntı çok uzun sürdü” şeklindeki yorumlarının temelinde iki önemli neden bulunuyor: depremin yüzeye çok yakın gerçekleşmesi ve toplumda 6 Şubat depremlerinin ardından oluşan yüksek hassasiyet.
Depremin Şiddetli Hissedilmesinin Nedeni: Sığ Odak
Prof. Dr. Okan Tüysüz, Battalgazi merkezli depremin yaklaşık 7 kilometre derinlikte meydana geldiğini belirterek, bu kadar sığ depremlerin yer yüzeyinde çok daha sert hissedildiğini ifade etti. Depremin derinliğinin az olması nedeniyle sarsıntının oluşturduğu ivmenin arttığını, bu yüzden vatandaşların depremi büyüklüğünden daha yüksekmiş gibi algıladığını söyledi.
Tüysüz’e göre yaşanan bu deprem, bağımsız şekilde gelişen yeni bir büyük depremin öncüsü değil. Aksine, bölgede uzun süredir devam eden tektonik hareketlerin ve özellikle 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından oluşan stres transferinin doğal bir sonucu niteliğinde.
Uzman isim, Doğanşehir’den başlayıp Çığlık Fayı sistemi boyunca uzanan bölgede enerji birikiminin sürdüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu bölgede sıkışma devam ediyor. Fay hatları üzerinde zaman zaman 5 ve 6 büyüklüğünde depremler meydana gelmesi şaşırtıcı değil. Burada biriken stresin boşalmasıyla mevcut bir fay kırıldı.”
Bu Depremi Öncü Olarak Değerlendirmek Doğru Değil
Prof. Dr. Süleyman Pampal da benzer görüşleri paylaşarak Malatya’daki sarsıntının, 2020 Elazığ depremi ve 2023’te yaşanan büyük Kahramanmaraş depremlerinin ardından bölgede oluşan devasa gerilim değişimlerinin etkisiyle meydana geldiğini söyledi. Pampal’a göre bu depremi “öncü deprem” şeklinde yorumlamak bilimsel açıdan doğru değil. Uzman isim, yaşanan sarsıntının daha çok devam eden artçı ve stres uyum sürecinin bir parçası olduğunu vurguladı.
Uzmanların Asıl Kaygısı: Yedisu Fayı
Her iki uzmanın değerlendirmesinde de en dikkat çekici bölüm, Malatya’daki son depremden çok Doğu Anadolu’daki kırılması beklenen büyük fay hatları oldu. Özellikle Bingöl ile Erzincan arasında bulunan Yedisu segmenti, bilim insanlarının en fazla dikkat çektiği bölgelerin başında geliyor.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın doğu ucunda yer alan Bingöl-Yedisu Fayı’nın yaklaşık 250 yıldır büyük bir kırılma üretmediğini belirtti. Tarihsel kayıtlara göre bu fayın en son 1784 yılında büyük bir deprem oluşturduğunu söyleyen Pampal, o depremde büyüklüğün yaklaşık 7.4 seviyesinde olduğunu ifade etti. Pampal, yapılan istatistiksel çalışmaların bu segmentteki tekrarlanma periyodunun dolduğunu gösterdiğini belirterek, bölgede büyük bir depremin bilim dünyası tarafından zaten beklendiğini söyledi.
Ne Zaman Olacağını Kimse Bilemez
Prof. Dr. Okan Tüysüz ise Doğu Anadolu’nun çok sayıda aktif fay hattını barındırdığına dikkat çekerek özellikle Bingöl, Palu ve Yedisu çevresinde uzun süredir kırılmamış fay segmentlerinin bulunduğunu ifade etti.
Ancak uzmanlara göre en kritik nokta, depremin zamanının önceden bilinememesi. Tüysüz, “Bugün olabilir, yarın olabilir ya da onlarca yıl sonra meydana gelebilir. Kesin zamanı söylemek mümkün değil. Ancak her an olacakmış gibi hazırlıklı olmak gerekiyor” diyerek risk yönetiminin önemine işaret etti.
Risk Altındaki İller Hangileri?
Uzman değerlendirmelerine göre olası bir Yedisu Fayı kırılması ya da Malatya-Ovacık hattında meydana gelebilecek büyük bir depremden doğrudan etkilenebilecek iller arasında:
Malatya
Elazığ
Bingöl
Tunceli
Erzurum yer alıyor.
Bunun yanında uzun yıllar boyunca deprem açısından daha güvenli görülen Bayburt ve Gümüşhane illerinin de olası büyük kırılmalardan ciddi şekilde etkilenebileceği vurgulanıyor.
Erzincan İçin Ayrı Bir Parantez
Uzmanlar, Erzincan’ın da riskli bölgeler arasında bulunduğunu belirtirken, kentin geçmişte yaşadığı büyük depremler sonrası önemli ölçüde yenilendiğine dikkat çekiyor. Özellikle 1992 Erzincan depreminden sonra Dünya Bankası destekli yeniden yapılandırma çalışmaları sayesinde şehirdeki yapı stokunun büyük bölümünün modernleştirildiği ifade ediliyor. Bu nedenle Erzincan’ın, yüksek riskli fay zonunda yer almasına rağmen Türkiye’de depreme hazırlık açısından görece daha güçlü illerden biri olduğu değerlendiriliyor.
