
Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in 2022 yılında gerçekleştirilen cinayetiyle ilgili davanın gerekçeli kararı, nihayet kamuoyu ile paylaşıldı. Sinan Ateş, 30 Aralık 2022 tarihinde Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Olay, ülkücü camiada büyük bir şok etkisi yaratmış ve cinayetle ilgili soruşturma başlatılmıştı.

Cinayet sonrası gerçekleştirilen adli süreçte, olayın arka planına dair pek çok detay ortaya çıkarken, ilgili davada sanıklar ve suçun işlenme şekli üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapıldı. Mahkeme, gerekçeli kararında, olayın planlı bir şekilde işlendiğini ve cinayetin ardında farklı kişiler ve grupların yer aldığını belirtti. Ateş’in öldürülmesinin ardındaki motive yönelik yapılan tespitler, cinayet ile siyasi ve kişisel çıkarların iç içe geçtiğini gösteriyor.

Gerekçeli kararda, sanıkların Sinan Ateş’i hedef alan saldırıyı önceden tasarladıkları, belirli bir plan dâhilinde hareket ettikleri vurgulandı. Olayın detaylarına girilerek, kullanılan silahın tespiti, suçluların kimlikleri ve cinayet sonrası izledikleri yollar üzerinde derinlemesine analizler yapıldı. Mahkeme, cinayetin sadece bir bireysel husumetten kaynaklanmadığını, daha geniş bir planın parçası olduğunu ifade etti.
Ayrıca, Sinan Ateş’in öldürülmesinin ülkücü hareket içerisindeki farklı hiziplerin çatışmalarıyla bağlantılı olabileceği, bu cinayetin sadece bir bireysel intikam meselesi olmaktan öte, daha büyük bir güç mücadelesinin yansıması olduğu belirtildi. Cinayetin işlenme şekli ve arka planı, bu noktada özellikle dikkat çekici bir hal aldı.
Davanın gerekçeli kararında, cinayetin işlendiği koşullar, sanıkların eylemlerinin hukuki değerlendirmesi ve suçun toplumsal etkileri üzerinde duruldu. Mahkeme, sanıklara verilen cezaları gerekçelendirerek, olayın Türkiye’deki adli süreçler açısından nasıl bir öneme sahip olduğunu da vurguladı. Bu dava, sadece bir cinayet davası olmanın ötesine geçerek, ülkenin toplumsal dinamiklerini ve siyasal ortamını derinden etkileyen bir olay olarak tarihe geçti.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, büyük bir dikkatle takip edildi ve sonuçları, cinayetle ilgili önemli bilgiler ortaya koydu. Dava, Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili olarak tetikçi Eray Özyağcı, motosiklet sürücüsü Vedat Balkaya ve olay yerinde keşif yapan Suat Kurt’un “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına yol açtı. Ayrıca, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş, “tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme” suçlarından yine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Diğer yandan, 5 sanık 2 ila 18 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılırken, 10 sanık hakkında beraat kararı verildi. 2 sanığın dosyası ise ayrı olarak incelendi.
Mahkemenin gerekçeli kararında, azmettiriciler Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş’ın, Sinan Ateş’i öldürmek amacıyla 8 ay öncesinden plan yapmaya başladıkları ifade edildi. Bu süreçte, cinayet için hangi araçların kullanılacağı, hangi zaman diliminde ve hangi kişilerle birlikte hareket edileceği gibi her detaya varan bir planlama yapıldığına vurgu yapıldı. Planın, sadece cinayetin gerçekleşeceği yer ve zamanla sınırlı kalmayıp, maktulün günlük yaşamı, ofisi, mesleki ve özel hayatına dair ayrıntılı araştırmalarla desteklendiği belirtildi. Sinan Ateş’in evinin konumunun Burak Kılıç tarafından Tolgahan Demirbaş’a, telefon ve adres bilgilerinin ise Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde komiser olarak görev yapan Mustafa Ensar Aykal tarafından gönderildiği kaydedildi. Cinayet sonrası, Tolgahan Demirbaş’ın, tetikçi Eray Özyağcı ve onun motosikletle olay yerinden kaçıran Vedat Balkaya’yı, Gölbaşı ilçesinde beklediği ve onları beyaz renkli bir araçla kaçırdığı bilgisi verildi.
Gerekçeli kararda, Doğukan Çep’in suçun diğer azmettiricisi olduğu ve cinayeti gerçekleştirecek olan şüphelileri azmettirdiği de detaylandırıldı. Eray Özyağcı’nın silah kullanma konusunda deneyimli olduğu, Vedat Balkaya’nın ise motokurye olarak iyi bir motosiklet sürücüsü olduğu, olayın öncesinde ve sonrasında motosikletin, olay yerine hızlıca ulaşmak ve olay yerinden hızlıca uzaklaşmak amacıyla tercih edildiği ifade edildi. Ayrıca, olay öncesinde ve sırasında Suat Kurt’un, cinayet için yoğun şekilde keşif yapıp gözcülük görevini üstlendiği ve şüpheliler arasında bilgi alışverişi yaptığı belirtildi. Bu şekilde, Eray Özyağcı, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un, Sinan Ateş’i öldürme eylemi ve müşteki Selman Bozkurt’a yönelik öldürme teşebbüsü üzerinde ortak bir hakimiyet kurdukları vurgulandı.
Olaydan önce, şüphelilerin çoğunun Ankara dışında oldukları, Doğukan Çep’in ise onları Ankara’ya göndermek için İstanbul’daki polis memurları Aşkın Mert Gelenbey ve Murat Can Çolak’ı görevlendirdiği ifade edildi. Bu polis memurları, şüpheli Eray Özyağcı’yı 27 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’dan Ankara’ya getirdi ve onu, aynı şehirde kalacağı Zekeriya Asarkaya’nın evine bıraktıktan sonra tekrar İstanbul’a döndüler. Olaydan sonra ise şüphelilerin kaçmaya başladığı bilgisi verildi.
Bu dava, tüm detaylarıyla, azmettiricilerin ne kadar titiz ve uzun vadeli bir planla hareket ettiklerini, cinayet sürecinde yer alan kişilerin rollerini ve suçun işlenme şeklini ortaya koymuştur. Mahkemenin kararları, cinayetin ardındaki planlı ve organize yapıyı gözler önüne sermiştir.
