
Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü vurgulayan Cansu, elde edilen yeni bulguların dosyanın seyrine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğunu söyledi. Dosyada hem teknik hem de saha çalışmalarıyla delil toplama sürecinin aralıksız devam ettiği aktarıldı.

Dosyada Kritik İzler
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için farklı ihtimallerin değerlendirildiği, ilgili kurumlarla koordineli bir çalışma yürütüldüğü belirtildi. Soruşturmanın hassasiyetle ele alındığı ve elde edilen her yeni bilginin ayrıntılı biçimde incelendiği kaydedildi.

Dijital İzlerde Şok Çelişki
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, 6 yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyasına ilişkin yürütülen çalışmalarda sürecin nasıl ilerlediğini ve yeni elde edilen bulguları TRT Haber’e anlattı. Cansu, soruşturmanın farklı aşamalardan geçerek derinleştirildiğini ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sürece verdiği destekten dolayı teşekkür ettiğini ifade etti.
Kayıp Dosyada Yeni Çelişkiler
Soruşturmanın başlangıç noktasında dikkat çeken kritik verilerden birinin SIM kart hareketliliği olduğunu belirten Cansu, kartın başka bir ilde baz verdiğinin tespit edilmesiyle dosyanın yeniden ele alındığını söyledi. Bu tespitin ardından zincirleme bir inceleme sürecine geçildiğini aktaran Cansu, “SIM kartın yalnızca hangi cihaza takıldığı bilgisi dosyada vardı.
Ancak bu cihazı daha önce kimlerin kullandığı, SIM kartın kim tarafından ve hangi koşullarda takıldığı yönünde derinlemesine bir araştırma yapılmamıştı. Bu boşluğu doldurmaya yönelik incelemeler yaptığımızda bizi farklı bir şüpheliye götüren verilere ulaştık” dedi. Cansu, özellikle dijital izlerin yeniden analiz edilmesiyle soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, elde edilen bulguların dosyanın seyrini değiştirdiğini ifade etti.
Arama çalışmalarının yalnızca masa başı incelemelerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Başsavcı Cansu, Tunceli’nin coğrafi şartları nedeniyle oldukça zorlu bir saha çalışması yürütüldüğünü anlattı. Dağlık ve ormanlık alanların tamamının titizlikle tarandığını belirten Cansu, “Olayın gerçekleşmiş olabileceği değerlendirilen tüm bölgeleri tek tek inceledik. Sığınaklar, mağaralar ve ulaşılması güç noktalar dahil olmak üzere her ihtimali göz önünde bulundurduk. Gece gündüz demeden, kış şartlarında bile arama faaliyetleri sürdürüldü” ifadelerini kullandı.
Saha çalışmalarında kendisinin de jandarma ekipleriyle birlikte bulunduğunu söyleyen Cansu, Ankara’dan destek amacıyla özel bir JASAT ekibinin ve gelişmiş teknik ekipmanların bölgeye sevk edildiğini belirtti. Şu anda yaklaşık 30 kişilik uzman bir ekibin hâlâ aktif olarak sahada görev yaptığını da ekledi.
Soruşturma kapsamında dijital delillerin yeniden değerlendirildiğini ifade eden Cansu, şüphelilere ait tüm elektronik materyallerin incelemeye alındığını ve siber suçlar alanında uzman ekipler tarafından detaylı analizlerin sürdüğünü söyledi. Dosyada mevcut olan HTS ve PTS kayıtlarının yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan kişiler için ek taleplerde bulunulduğunu, bu verilerin de sürece dahil edildiğini aktardı.
Cansu ayrıca, polnet kayıtları ile hastane giriş belgeleri arasında dikkat çeken bir tutarsızlık tespit edildiğini belirtti. Hastaneden temin edilen evraklardaki tarih bilgileri ile sistem kayıtlarının örtüşmediğini ifade eden Cansu, “Polnet kayıtlarında görünen hastane giriş tarihi ile bize sunulan tedavi evrakındaki tarihler arasında uyumsuzluk vardı.
Bu durum bizim için şüpheli bir veri oluşturdu” dedi. Bu çelişkinin ardından Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin de devreye girdiğini söyleyen Cansu, hastanede gerekli incelemelerin başlatıldığını ve sürecin çok yönlü olarak sürdürüldüğünü ifade etti.
