
Aile hekimliği sisteminin toplum sağlığı açısından kritik bir görev üstlendiğine dikkat çeken Memişoğlu, mevcut sayının nüfus artışı ve hizmet ihtiyacı göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirildiğini söyledi. Bu kapsamda yapılan planlamalar doğrultusunda aile hekimi sayısının 40 ila 45 bin aralığına çıkarılmasının amaçlandığını dile getirdi. Böylece vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerine erişiminin daha hızlı ve etkin hale getirilmesi hedefleniyor.
Canlı yayında gündeme ilişkin farklı başlıklarda da değerlendirmelerde bulunan Bakan Memişoğlu, sağlık çalışanı istihdamının yalnızca sayısal artıştan ibaret olmadığını; aynı zamanda hizmet kalitesini yükseltmeye dönük stratejik bir adım olduğunu vurguladı. Özellikle aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesinin, hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Bakanlık olarak uzun vadeli bir insan kaynağı planlaması yürüttüklerini belirten Memişoğlu, yapılacak atamaların hem mevcut ihtiyacı karşılamaya hem de gelecekte oluşabilecek taleplere yanıt vermeye yönelik tasarlandığını kaydetti. Bu doğrultuda aile hekimi sayısının 40-45 bin bandına çıkarılması için gerekli çalışmaların sürdüğünü ve sürecin planlı bir şekilde ilerlediğini sözlerine ekledi.
Sağlık alanındaki dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Memişoğlu, Türkiye’de birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirildiğini vurguladı. Hâlihazırda yaklaşık 30 bin aile hekiminin görev yaptığını belirten Memişoğlu, bu sayının 40 ila 45 bin aralığına çıkarılması için kapsamlı bir planlama yürütüldüğünü ifade etti. Amaçlarının, koruyucu sağlık hizmetlerini daha da yaygınlaştırarak vatandaşın sağlık sistemine erişimini güçlendirmek olduğunu söyledi.

Aile Hekimliği ve Erken Tanı Çalışmaları
Aile hekimlikleri ile Sağlıklı Hayat Merkezleri üzerinden kapsamlı taramalar gerçekleştirdiklerini aktaran Memişoğlu, son dönemde 15 milyon kişinin aile hekimleriyle yeniden temas kurmasının sağlandığını dile getirdi. Ortalama bir aile hekiminin yaklaşık 3 bin 500 kişilik nüfusa hizmet verdiğini belirten Bakan, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin ve belirli yaş gruplarının düzenli olarak aranması talimatı verildiğini söyledi.
Bu çalışma kapsamında aile hekimlerinin toplamda 32 milyon kişiye ulaştığını belirten Memişoğlu, yaklaşık 8 milyon vatandaşta henüz ciddi hasar oluşmadan kronik hastalık belirtilerinin erken evrede tespit edildiğini ve tedavi süreçlerinin başlatıldığını kaydetti. Böylece hastalıkların ilerlemeden kontrol altına alınmasının hedeflendiğini ifade etti.

Kanser Taramaları ve Sağlıklı Hayat Merkezleri
Kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Memişoğlu, 21 milyon kişiye kanser taraması yapıldığını ve 21 bin kişiye erken evrede kanser tanısı konulduğunu açıkladı. Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde fizyoterapist, psikolog, diyetisyen ve çocuk gelişimci gibi farklı uzmanlık alanlarından profesyonellerin görev yaptığını belirten Bakan, vatandaşlara ücretsiz kanser taraması ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları çağrısında bulundu.

Sigarayı Birlikte Bırakalım Çağrısı
Tütün ve sigara kullanımının toplum sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Memişoğlu, özellikle ramazan ayını bırakmak için bir fırsat olarak değerlendirmeye davet etti. Bakanlık bünyesinde ücretsiz danışma hattı bulunduğunu ve sigarayı bırakmak isteyenlere ücretsiz ilaç desteği sağlandığını hatırlattı.
Türkiye’de sigara kullanım oranının yüzde 32,4 olduğunu, erkeklerde ise bu oranın yüzde 46,1’e ulaştığını belirten Memişoğlu, akciğer kanseri görülme sıklığında Türkiye’nin dünyada üst sıralarda yer aldığını söyledi. Sigaranın yalnızca kanser değil; hipertansiyon, uyku bozuklukları ve birçok kronik hastalık için de risk oluşturduğunu vurguladı. Toplum sağlığını tehdit eden temel risk faktörlerinin kilo sorunu, bağımlılıklar ve hareketsizlik olduğuna dikkat çekti. Bağımlılıkla mücadelede kararlı olduklarını belirten Memişoğlu, sigara ve diğer bağımlılıklardan kurtulmak isteyen vatandaşların Alo 171 ve Alo 191 destek hatlarına başvurabileceklerini ifade etti.

Randevu Sorunu Kalmadı Vurgusu
Türkiye’nin sağlık sisteminin erişilebilirlik açısından dünyada örnek gösterilebilecek bir noktaya ulaştığını belirten Memişoğlu, yılda yaklaşık 1 milyar sağlık hizmeti temasının gerçekleştiğini söyledi. Her bir vatandaşın yılda ortalama 12,2 kez sağlık sisteminden hizmet aldığını ifade eden Bakan, bu rakamın Avrupa ortalamasının (6,5) neredeyse iki katı olduğunu kaydetti.
Randevu sistemine ilişkin sorunların büyük ölçüde giderildiğini dile getiren Memişoğlu, randevu bekleme oranlarının yüzde 86 oranında azaltıldığını açıkladı. Toplam 79 branşın 72’sinde, 81 ilin tamamında aynı gün randevu verilebildiğini belirtti. Sorun yaşanan birkaç branşta da iyileştirme çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Randevu bulmakta zorlanan vatandaşların aile hekimleri aracılığıyla gerekli görülen branşlara yönlendirilebildiğini hatırlatan Memişoğlu, aile hekiminin tıbbi gereklilik kararı doğrultusunda istediği yerden randevu oluşturabildiğini ifade etti.
Sağlık Personeli Alımı Takvimi
Sağlık personeli atamalarıyla ilgili soruları da yanıtlayan Memişoğlu, 2024 KPSS sonuçlarına göre 2025 yılında 37 bin hekim dışı personel alımı yapıldığını belirtti. Son iki yılda iki ayrı alım gerçekleştirildiğini ifade eden Bakan, bir sonraki alımın 2026 KPSS sonuçlarının ardından yapılacağını açıkladı. Böylece yeni mezunların hak kaybı yaşamamasının hedeflendiğini söyledi.
Yerli Sağlık Teknolojisi Hedefi
“Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık sistemi” vizyonuna dikkat çeken Memişoğlu, 2027–2028 yıllarında sağlık teknolojileri ve tıbbi cihaz üretiminde yerli kapasitenin daha da artacağını belirtti. Türkiye’nin sağlık alanında bilimsel ve teknolojik gelişmelere yön veren ülkelerden biri olacağı iddiasını dile getirdi.
Doğum Politikaları ve Ebe Danışmanlığı
Doğum şekline ilişkin tartışmalara da değinen Memişoğlu, tıbbi gereklilik durumunda sezaryenin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu, ancak fizyolojik ve sağlıklı olanın normal doğum olduğunu ifade etti. Türkiye’de sezaryen oranlarının 100 doğumda 50’nin üzerinde olduğunu, ilk doğumlarda ise oranının yüzde 35–40 seviyelerinde bulunduğunu söyledi. Oysa tıbbi gereklilik oranının yaklaşık yüzde 15 olduğunu, geri kalan kısmın tercihe bağlı gerçekleştiğini belirtti.
Bu kapsamda Doğum Eylem Planı’nın hayata geçirildiğini hatırlatan Memişoğlu, ebelerin yetkilendirildiğini, gebe okullarının açıldığını ve mevzuatın güncellendiğini kaydetti. Özellikle ilk kez anne olacak kadınlara, gebeliğin son üç ayında ebe danışmanlığı hizmeti verildiğini belirterek, annenin doğum sürecine bilinçli ve hazırlıklı girmesinin amaçlandığını ifade etti.
Ayrıca “Anne Yolculuğu” adlı mobil uygulamayla annelere, bebeğin iki yaşına kadar bakım ve beslenme süreçlerinde rehberlik edildiğini söyledi. Son bir yıl içinde primer sezaryen oranında yüzde 12,3’lük düşüş sağlandığını açıklayan Memişoğlu, tıbbi zorunluluk olmadığı sürece normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini yineledi.
