
MHP’den infaz sisteminde köklü reform çağrısı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye’de infaz sistemiyle ilgili yaşanan adaletsizlikler ve uygulamadaki eşitsizliklere dikkat çekerek, mevcut infaz kanununun ciddi bir şekilde yenilenmesi gerektiğini belirtti. Yıldız, infaz mevzuatının “yamalı bohça” haline geldiğini ifade ederek, bu karmaşanın giderilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.
Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, infaz hukukunda yapılacak reformların sadece hukuki bir gereklilik değil, aynı zamanda toplumun temel hak ve özgürlüklerinin korunması adına da büyük önem taşıdığını vurguladı. Özgürlük ve güvenlik hakkının dengeli bir biçimde sağlanması gerektiğinin altını çizen Yıldız, bu doğrultuda kapsamlı ve sistematik bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
İnfaz Sisteminde Köklü Değişim Zorunluluğu
Yıldız’ın açıklamaları, infaz sistemindeki eksikliklerin giderilmesi ve adaletin tüm taraflar için eşit şekilde tesis edilmesi yönünde güçlü bir çağrı niteliği taşıyor. Mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz ve parçalı yapısının, hem mahkumlar hem de toplum açısından ciddi sorunlara yol açtığına işaret eden Yıldız, reformun kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
MHP’nin infaz hukukunda yapmayı önerdiği köklü reformun, özgürlük ile güvenlik dengesini gözeten, adil ve etkili bir sistem kurma hedefiyle hareket ettiği görülüyor. Yıldız’ın açıklamaları, bu alandaki yasal mevzuatın yenilenmesi sürecinde önemli bir perspektif sunuyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, infaz sisteminde kapsamlı ve köklü bir dönüşümün zaruri olduğunu vurgulayarak, “Özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında mevcut mevzuat ve uygulamalarda birçok reform gerçekleştirildi; ancak önümüzde hala çözülmesi gereken önemli sorunlar bulunuyor. İnfaz hukuku, ceza yargılamasının sona erdiği noktada başlar ve bu alanda yapılacak düzenlemeler hem toplum hem de bireyler açısından büyük önem taşır. Yakın gelecekte en çok konuşacağımız konuların başında infaz ve infaz hukuku olacaktır. Bugüne kadar yamalı bohçaya dönüşmüş infaz kanununu tamamen yeniden ele alıp, modern ve işlevsel bir yapıya kavuşturmamız gerekiyor” dedi.
Yeni İnfaz Yasası Şart
Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, infaz sisteminde radikal değişikliklerin yapılması gerekliliğine dikkat çeken Yıldız, “Mevcut infaz yasası artık ihtiyaçları karşılayamıyor, bu nedenle yeni bir infaz yasasının çıkarılması şarttır” ifadelerini kullandı.
Yıldız, cezanın esas amacının toplumu suçtan korumak olduğunu, ıslah sürecinin ise hükümlü ya da tutuklunun suç işlemeye devam etmesini engellemek amacı taşıdığını belirterek, “Ceza ve ıslah fonksiyonlarının birlikte ele alınması gerekir. İnfazın temel ilkeleri arasında, ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulanmasında hiçbir ayrımcılığa yer verilmemesi esastır. Hükümlüler, ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum yeri, felsefi inanç, sosyal veya ekonomik statüleri ya da siyasi görüşleri gibi herhangi bir farklılık gözetilmeksizin eşit muamele görmelidir” dedi.
Tutuklamanın ağır ve istisnai bir tedbir olduğunu hatırlatan Yıldız, bunun masumiyet karinesini ortadan kaldırmadığını belirtti ve “Tutuklama, geçici bir araçtır; orantılılık ve gereklilik ilkeleri çerçevesinde uygulanmalıdır” diye ekledi.
Özgürlük ve güvenlik haklarına ilişkin mevzuatta ve uygulamada birçok reformun hayata geçirildiğini ancak halen önemli eksiklikler olduğunu söyleyen Yıldız, “İnfaz hukuku, ceza yargılamasının tamamlandığı yerde başlar. Önümüzdeki süreçte en çok duyacağımız kelimeler infaz ve infaz hukuku olacaktır. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, yamalı bohçaya dönmüş infaz kanununu tamamen baştan yazmak zorundayız. Bu yeni düzenleme, sade ve anlaşılır olmalı; infaz eşitliğini ve adaletini sağlamalı; aynı zamanda hükümlülerin ıslah edilmesine yönelik fonksiyonları ön planda tutmalıdır” şeklinde konuştu.
31 Temmuz Düzenlemesi ve Getirdiği Adaletsizlikler
31 Temmuz 2023 tarihinde yapılan düzenlemelerin uygulamada farklı infaz rejimlerine yol açtığını belirten Yıldız, “Suç tarihlerinin aynı olmasına rağmen, Yargıtay, istinaf ve ilk derece mahkemelerinin farklı tarihlerde verdiği kararlar nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı şekilde farklı infaz uygulamaları ortaya çıkmıştır. Bu durum, anayasal eşitlik ilkesine ters düşmekte ve büyük adaletsizliklere sebep olmaktadır” dedi.
Yıldız, dünya genelinde infaz uygulamalarından da örnekler vererek, bazı ülkelerde hapis cezasının yarısının cezaevinde, kalan kısmının ise topluma uyum sağlama amacıyla denetimli serbestlik gibi uygulamalarla dışarıda infaz edildiğini ifade etti. Türkiye’de ise genellikle hapis cezalarının yarısı, bazı suçlarda ise üçte ikisi ya da dörtte üçü cezaevinde infaz edilmektedir. Bu uygulamanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, “Türkiye’nin infaz sisteminde köklü reformlara ihtiyaç duyduğu açıktır” diyerek sözlerini tamamladı.
