DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Metiner’den Tepki: Dokunulmazlık Zırhı Kaldırılmalı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) gönderilen ve Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yayınlarda sansür uygulanmasını talep eden resmi yazışmanın basına yansımasının ardından, CHP’li milletvekillerinden dikkat çeken bir eylem geldi.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Metiner’den Tepki: Dokunulmazlık Zırhı Kaldırılmalı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) gönderilen ve Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yayınlarda sansür uygulanmasını talep eden resmi yazışmanın basına yansımasının ardından, CHP’li milletvekillerinden dikkat çeken bir eylem geldi. CHP’li vekiller, İstanbul’un sembol yapılarından biri olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne “Free İmamoğlu” (İmamoğlu’na Özgürlük) yazılı bir pankart astı.

Metinerden Tepki Dokunulmazlik Zirhi Kaldirilmali 2

Söz konusu pankartın asılması kısa sürede kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili derhal soruşturma başlattı. Eylemin, yargı süreciyle ilgili bir müdahale niteliği taşıyıp taşımadığı ise tartışma konusu oldu.

Metinerden Tepki Dokunulmazlik Zirhi Kaldirilmali 3

Bu gelişmeler üzerine AK Parti’nin eski milletvekillerinden Mehmet Metiner’den sert bir çıkış geldi. Metiner, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP’li milletvekillerinin gerçekleştirdiği bu eylemin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu. Eylemin, yargı sürecini etkilemeye yönelik bir girişim olduğunu belirten Metiner, söz konusu vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Metiner, paylaşımında şu görüşlere yer verdi

“CHP’li vekiller, hukuk devletine meydan okumaktadır. Yargıya baskı kurmak amacıyla yapılan bu tür eylemler sadece siyasi değil, aynı zamanda hukuki bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Bu milletvekilleri hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması için gereken adımlar atılmalıdır.” CHP cephesinden ise eylemin, demokratik bir protesto hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulurken, yaşanan gelişmelerin siyasi atmosferi daha da gerdiği görülüyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’na yönelik dikkat çeken bir karar aldı. Başsavcılık, İmamoğlu’nun görüntülerinin fotoğraf, video ve ses kayıtları dahil olmak üzere İstanbul’daki toplu taşıma araçlarında (metro, metrobüs, otobüs, vapur vb.) kullanılmasını yasakladı. Karar, hem kamuoyunda hem de siyasette büyük yankı uyandırdı.

Bu yasağı protesto etmek amacıyla CHP lideri Özgür Özel’in öncülüğünde bir eylem organize edildi. Sosyalist Enternasyonal üyelerinin de katılım gösterdiği bir boğaz tekne turu sırasında, CHP’li altı milletvekili dikkat çeken bir pankart eylemine imza attı. Milletvekilleri Suat Özçağdaş, Ali Gökçek, Mahmut Tanal, Nimet Özdemir, İlhami Özcan Aygun ve Baran Yazgan, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne “Free İmamoğlu” (İmamoğlu’na Özgürlük) yazılı bir pankart astı.

Bu eylem üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı derhal harekete geçti ve adı geçen altı milletvekili hakkında resmi bir soruşturma başlattığını duyurdu. Savcılığın bu adımına siyasi destek veren isimlerden biri de AK Parti’nin önde gelen isimlerinden Mehmet Metiner oldu.

Mehmet Metiner, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda soruşturma kararını desteklediğini belirtirken, yasama ve yargı ilişkisine yönelik eleştirilerde de bulundu. Metiner, milletvekili dokunulmazlıklarının sınırlarını aşan eylemlere karşı Meclis’in daha aktif bir tutum alması gerektiğini savundu.

Köprüde Pankart, Meclis’te Sessizlik: Dokunulmazlık Kalkanı Tartışması Alevlendi

“15 Temmuz Şehitleri Köprüsü’ne, yargı kararına rağmen o pankartı asan CHP’li vekiller hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açılmış. Ancak olacak olan belli: Bu fezlekeler TBMM’ye iletilecek ve orada işlem yapılmadan bekletilecek.

Vekiller bu süreci bildikleri için yargı kararlarını dikkate almıyor, hukuk tanımıyor, kanunu hiçe sayıyorlar. Yargı görevini yerine getiriyor; ancak Meclis bu fezlekelere dokunmayarak dokunulmazlığın suistimal edilmesine zemin hazırlıyor.

Kanımca bu tür fezlekeleri bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. Aksi halde, yargıyı baskı altına alma girişimleri ve örgütsel eylemler artarak sürecektir. Dokunulmazlık yalnızca kürsü dokunulmazlığı ve düşünce açıklamalarıyla sınırlı kalmalıdır.”

Söz konusu gelişmeler, Türkiye’de milletvekili dokunulmazlığı, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve siyaset-yargı ilişkileri gibi konuları bir kez daha ülke gündeminin merkezine taşımış durumda. Gözler şimdi, TBMM’ye gönderilecek fezlekelerin nasıl bir sürece tabi tutulacağına çevrilmiş durumda.