
Mahkeme, başvuru dosyasını ayrıntılı biçimde inceleyerek, diploma sürecinde yürütülen idari işlemlerin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmediğini vurguladı. Gerekçeli kararda, ilgili işlemlerin yalnızca tekil hatalardan ibaret olmadığı; aksine, belirli bir düzen ve süreklilik arz eden uygulamalar zinciri oluşturduğu belirtildi.
Karar metninde, üniversite yönetimi ve ilgili idari birimlerin yetki sınırlarını aştığı, hukuki güvenlik ilkesinin zedelendiği ve kazanılmış haklara yönelik açık ihlallerin bulunduğu yönünde tespitlere yer verildi. Ayrıca, savunma hakkının yeterince tanınmadığı ve işlemlerin şeffaflıktan uzak biçimde yürütüldüğü de mahkemenin dikkat çektiği unsurlar arasında yer aldı.
Mahkeme, tüm bu değerlendirmeler ışığında davanın kabul edilmesi yönünde hukuki bir zemin bulunmadığına hükmederek başvurunun reddine karar verdi. Böylece Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davada yargı yolu bu aşamada kapanmış oldu. Ortaya çıkan gerekçeli karar, hem hukuki çevrelerde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, kararın ilerleyen süreçte yeni hukuki ve siyasi tartışmaları da beraberinde getirmesi bekleniyor.
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı diplomanın geçerliliği, yatay geçiş yaptığı üniversitenin ilgili dönemde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmadığının tespit edilmesi üzerine tartışma konusu oldu. YÖK tarafından hazırlanan inceleme raporu doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, söz konusu yatay geçişi ve buna bağlı olarak mezuniyet ve diploma işlemlerini iptal etti. İmamoğlu, bu karara karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Ancak mahkeme, yapılan yargılama sonucunda üniversite geçiş sürecinde sistematik ve çok yönlü usulsüzlükler bulunduğu kanaatine vararak iptal kararını hukuka uygun buldu. Mahkemenin bu sonuca dayanak oluşturan 14 sayfalık gerekçeli kararı kamuoyuna yansıdı.

Tanınmayan Üniversiteden Yapılan Yatay Geçiş
Mahkeme kararında öne çıkan en temel tespitlerden biri, İmamoğlu’nun yatay geçiş yaptığı Girne Amerikan Üniversitesi’nin (GAÜ) 1990 yılı itibarıyla YÖK tarafından tanınan bir yükseköğretim kurumu olmamasıydı. Dosyada yer alan resmi yazışmalar ve YÖK kayıtlarına göre, 1990’lı yılların başında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yalnızca Doğu Akdeniz Üniversitesi YÖK tarafından tanınıyordu. GAÜ’nün tanınırlığı ise ancak 1993 yılında kabul edildi. Ayrıca 1991 ve 1992 yıllarında YÖK tarafından verilen yazılı görüşlerde, GAÜ’den alınan diplomalara denklik verilmediği açıkça ifade ediliyordu. Mahkeme, tanınma şartının yatay geçiş işlemlerinde aranan eşdeğerliğin vazgeçilmez unsuru olduğunu vurgulayarak, tanınmayan bir üniversiteden yapılan geçişin hukuken geçerli sayılamayacağına hükmetti.

Kontenjanların Usulsüz Şekilde Değiştirilmesi
Kararda, yatay geçiş kontenjanlarına ilişkin işlemlerin basit bir idari hata ya da sehven yapılmış bir yanlışlık olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi. Mahkeme, kontenjanlarla ilgili kararların bilinçli ve planlı biçimde değiştirildiği sonucuna ulaştı. Buna göre, Fakülte Yönetim Kurulu’nun 27 Haziran 1990 tarihli kararıyla ilan edilen yatay geçiş kontenjanları, herhangi bir yeni duyuru yapılmaksızın 12 Eylül 1990 tarihli başka bir kararla değiştirildi. İngilizce İşletme Bölümü’nün 3. ve 4. sınıfları için ayrılmış kontenjanlar tamamen kaldırılarak, bu kontenjanlar 2. sınıfa aktarıldı. Ayrıca toplam kontenjan sayısı, hangi yetkili makam tarafından artırıldığı netlik kazanmaksızın 55’ten 80’e çıkarıldı. Mahkeme, ilan edilen kontenjanlara bağlı kalmanın hukuki bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.
Üç Kişilik Kontenjana Kırk Sekiz Öğrenci Kabulü
Yürürlükte bulunan mevzuata göre, yurt dışındaki üniversitelerden yapılacak yatay geçişlerde, belirlenen kontenjanın en fazla üçte biri yabancı üniversitelerden gelen öğrencilere ayrılabiliyordu. Buna karşın somut olayda, İngilizce İşletme Bölümü 2. sınıf için yurt dışı kaynaklı geçiş kontenjanı en fazla 3 kişi olması gerekirken, bu kontenjan kapsamında 48 öğrencinin kabul edildiği tespit edildi. Mahkeme, bu durumu açık, bariz ve ölçülülük ilkesini tamamen ihlal eden bir mevzuat aykırılığı olarak nitelendirdi.
Başarı Sıralamasının Yapılmaması
Mahkeme, yatay geçiş işlemlerinde zorunlu olan akademik başarı sıralamasının hiç yapılmadığını da tespit etti. İdare tarafından mahkemeye sunulan bilgilere göre, İmamoğlu’nun not ortalaması 2,50 seviyesindeyken, aynı dönemde yatay geçiş yapan bazı öğrencilerin not ortalamalarının 2,75 ile 3,54 arasında olduğu belirlendi. Mahkeme, gerekli başarı sıralaması yapılsaydı dahi İmamoğlu’nun kontenjan içinde yer almasının mümkün olmayacağı değerlendirmesinde bulundu.
Öğrenci Kütük Defterinde Gerçeğe Aykırı Kayıt
İstanbul Üniversitesi bünyesinde oluşturulan İnceleme Komisyonu’nun raporunda, öğrenci kütük defterlerine ilişkin dikkat çekici bir bulguya da yer verildi. GAÜ’nün tanınmaması nedeniyle, İmamoğlu ile birlikte toplam 9 öğrencinin, gerçekte bu üniversiteden gelmemelerine rağmen kütük defterine “Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden yatay geçiş yapmış” gibi kaydedildiği belirlendi. Mahkeme, bu işlemin basit bir maddi hata olarak değerlendirilemeyeceğini, bilakis gerçeğe aykırı ve bilinçli bir kayıt olduğu kanaatine vardı.
İyi Niyet Savunmasının Reddedilmesi
Mahkeme, davacının iyi niyetli olduğu yönündeki savunmalarını da kabul etmedi. Kararda, GAÜ’nün kurucusu Özalp Tozan’ın, üniversitenin o dönemde denkliğinin bulunmadığının herkesçe bilindiğine dair beyanı, davacının referanslarında bu ismin yer alması, yatay geçiş sonrasında idarenin herhangi bir şekilde uyarılmamış olması gibi hususlar birlikte değerlendirildi. Tüm bu unsurlar ışığında mahkeme, bu derece ağır ve açık hukuka aykırılıkların davacı tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu sonucuna ulaştı.
Mahkemenin Süre Sınırı Olmaksızın İptal Değerlendirmesi
Mahkeme, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarına atıfta bulunarak, açık hataya dayanan idari işlemlerin belirli bir süreyle sınırlı olmaksızın her zaman geri alınabileceğini vurguladı. Bu kapsamda, hukuka aykırı yatay geçiş işlemi ile bu işleme dayanan mezuniyet ve diploma düzenlenmesinin iptal edilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varıldı.
