
İddialara göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın önde gelen hava savunma sistemlerinden biri olarak gösterilen SAMP/T uzun menzilli hava savunma sistemi konusunda Türkiye ile ortak çalışma yapılabilmesi için ilgili kurumlara talimat verdi. Bu kapsamda yalnızca sistemin tedarik edilmesi değil, aynı zamanda ortak üretim ve teknoloji transferi seçeneklerinin de masaya yatırıldığı belirtiliyor.
Savunma kaynaklarından aktarılan değerlendirmelere göre, söz konusu girişimin hayata geçirilmesi halinde iki ülke arasındaki savunma sanayii ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayabileceği ifade ediliyor. Özellikle ortak üretim modeli sayesinde hem sanayi iş birliğinin güçlenmesi hem de teknolojik bilgi paylaşımının artırılması hedefleniyor.
NATO Zirvesi öncesinde gündeme gelen bu gelişme, Türkiye ile Fransa arasında son dönemde savunma alanında yaşanan diplomatik temasların yeni bir aşamaya taşınabileceği şeklinde yorumlanıyor. İddialar, tarafların ortak güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda daha kapsamlı projeler üzerinde çalışabileceğine işaret ediyor.
Öte yandan, Macron’un SAMP/T hava savunma sistemi konusunda ortak üretim ve teknoloji transferi alternatiflerinin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi yönünde talimat verdiği ileri sürülse de, konuya ilişkin Türkiye veya Fransa tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmış değil. Bu nedenle söz konusu bilgiler şu aşamada resmi makamlarca doğrulanmış değil ve iddia niteliğini koruyor.
NATO Zirvesi yaklaşırken ortaya atılan bu iddiaların, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğinin seyrine ilişkin önemli gelişmelerin habercisi olabileceği değerlendirilirken, resmi açıklamaların yapılmasıyla birlikte sürecin daha netlik kazanması bekleniyor.
Avrupa’nın güvenlik anlayışının köklü bir dönüşüm geçirdiği bir dönemde, Fransa ile Türkiye arasında uzun yıllardır görülmeyen ölçüde yeni bir yakınlaşma süreci yaşanıyor. Geçmişte Suriye politikası, Ermenistan meselesi ve Doğu Akdeniz’deki çıkar çatışmaları nedeniyle sık sık gerilen ilişkiler, bugün yerini daha pragmatik ve stratejik bir iş birliği arayışına bırakıyor.
Paris yönetimi, değişen uluslararası dengeler doğrultusunda Ankara ile ilişkilerini yeniden tanımlamaya hazırlanırken, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’yı ikinci plana iten yaklaşımı ve Washington’un güvenilir bir ortak olma konusundaki sorgulamalar, Fransa’nın dış politika önceliklerinde önemli değişikliklere yol açıyor.

Trump Döneminin Yarattığı Yeni Denklem
Son dönemde Kahire’de gerçekleştirilen Gazze Barış Anlaşması’na ilişkin basın toplantısında yaşanan dikkat çekici bir diplomatik görüntü, Fransa ile Türkiye arasındaki yeni dönemin sembollerinden biri olarak değerlendirildi. Edinilen bilgilere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, protokol düzeninde ABD Başkanı Donald Trump’ın arkasında yer almak yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yan yana oturmayı tercih etti.
Bu görüntü, yalnızca protokol açısından değil, uluslararası diplomasi çevrelerinde de önemli mesajlar taşıyan bir gelişme olarak yorumlandı. İngiliz basınında yer alan değerlendirmelerde, Trump’ın gölgesinde gerçekleşen Erdoğan-Macron diyaloğu, “odadaki gerçek yetişkinlerin buluşması” şeklinde nitelendirildi. Batılı diplomatik kaynaklar ise Fransa’nın öncülüğünde oluşturulan ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’yı kapsayan ilk NATO dışı askeri girişim olarak değerlendirilen “Gönüllüler Koalisyonu” içerisinde Türkiye’nin belirleyici ülkelerden biri olacağını öne sürüyor.

ABD Artık Güvenilir Bir Ortak Değil, Türkiye Vazgeçilmez Konumda
Araud’a göre Paris’te giderek güçlenen görüş, 2028 sonrasında ABD’de hangi yönetim iş başına gelirse gelsin, Washington ile geçmişteki kadar güçlü ve güvene dayalı bir ortaklık kurulamayacağı yönünde. Bu nedenle Avrupa’nın önümüzdeki yıllarda Rusya’nın artan askeri ve siyasi baskısıyla doğrudan yüzleşmek zorunda kalacağını belirten Araud, böyle bir tabloda Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinin en kritik aktörlerinden biri haline geldiğini ifade etti.
Eski büyükelçi ayrıca Türkiye’nin son yirmi yılda uluslararası sistemde yeniden büyük güç statüsüne yükseldiğini savundu. Özellikle Ukrayna savaşı boyunca Ankara’nın hem Kiev’e etkili destek vermesi hem de Rusya ile iletişim kanallarını açık tutarak denge politikası izlemesi, Paris’te dikkatle takip edilen ve takdir edilen bir diplomatik başarı olarak değerlendiriliyor.

Bölgesel Dosyalarda Ortak Zemin Güçleniyor
Fransız basınında yer alan analizlere göre Paris ile Ankara yalnızca Avrupa güvenliği konusunda değil, Ortadoğu’daki birçok önemli dosyada da geçmişe kıyasla daha yakın görüşler paylaşmaya başladı. Suriye konusunda her iki ülkenin de Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimi desteklediği ifade edilirken, Lübnan’da güçlü ve merkezi devlet yapısının yeniden inşa edilmesi hedefi konusunda da ortak bir yaklaşım benimsendiği belirtiliyor.
Öte yandan İsrail’in Lübnan’daki politikalarının Fransa tarafından sert biçimde eleştirilmesi ve Paris’in bölgedeki tarihi etkisine yönelik tutumunun iki ülke arasında yeni diplomatik gerilimler oluşturduğu da dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, Türkiye ile Fransa’nın bazı bölgesel konularda birbirine daha fazla yaklaşmasına zemin hazırlayan unsurlar arasında gösteriliyor.

Savunma Sanayisinde Stratejik Ortaklık Dönemi
Siyasi ilişkilerde yaşanan normalleşme, savunma sanayisinde de kapsamlı iş birliklerinin önünü açıyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Fransa-İtalya ortak üretimi olan SAMP/T hava savunma sistemlerinin tedarik edilmesine yönelik Ankara’nın kararlılığını ortaya koymasının ardından Paris’in projeye yeniden hız verdiği belirtiliyor.
Diplomatik kulislerde konuşulan bilgilere göre, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin ortak üretim ve teknoloji transferi taleplerinin yeniden değerlendirilmesi amacıyla ilgili askeri kurumlara çalışma yapılması yönünde talimat verdi. Fransız Silahlı Kuvvetler Bakan Yardımcısı Alice Rufo’nun Ankara’ya gerçekleştirdiği üst düzey ziyaret de, taraflar arasında yürütülen savunma görüşmelerinin önemli bir aşamaya geldiği şeklinde yorumlanıyor.
Türk Savunma Sanayisine Fransız Övgüsü
Gerard Araud, Avrupa savunma sanayisinin ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu da dile getirdi. Özellikle Fransız ve Alman şirketleri arasında yaşanan anlaşmazlıkların yaklaşık 114 milyar dolarlık Geleceğin Hava Savaş Sistemi (FCAS) projesini çıkmaza sürüklediğini belirten Araud, buna karşılık Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli bir başarı hikâyesi yazdığını söyledi.
Araud’a göre geleceğin savaş konsepti; yüksek maliyetli platformlardan ziyade, çok sayıda üretilebilen, uygun maliyetli ve etkin sistemlere dayanacak. Bu çerçevede Türk savunma sanayisinin geliştirdiği teknolojilerin hem ekonomik hem de dayanıklılık açısından Avrupa’da üretilen birçok sistem karşısında önemli avantajlar sunduğunu ifade etti.
Ticari Ortaklıklar da Hız Kazanıyor
Savunma alanındaki yakınlaşmanın yalnızca devletler düzeyinde kalmadığı, sanayi kuruluşları arasında da yeni ortaklıkların kurulduğu belirtiliyor. Fransız havacılık şirketi Safran ile Türk savunma sanayisinin önde gelen firmalarından Baykar arasında imzalanan stratejik iş birliği kapsamında TB2 başta olmak üzere çeşitli insansız hava platformlarına Euroflir elektro-optik sistemleri ve güdümlü mühimmat kabiliyetlerinin entegre edilmesi planlanıyor.
Geçtiğimiz yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık savunma ihracatı gerçekleştiren Türk şirketlerinin uluslararası pazardaki yükselişi, Fransa’nın dikkatini çekerken, tarafların helikopter üretimi, savaş gemileri ve farklı askeri platformlarda ortak projeler geliştirmeye yönelik temaslarını da artırdığı ifade ediliyor.
Öte yandan, 2027 yılında görev süresinin sona ermesi beklenen Emmanuel Macron sonrasındaki siyasi döneme hazırlık yapan Ankara’nın, Fransa’da yükselen sağ siyasetin önde gelen isimleri Marine Le Pen ve Jordan Bardella çevresiyle de diplomatik iletişim kanallarını açık tuttuğu yönünde iddialar dile getiriliyor.
