DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

İstanbul’da Sel Alarmı: Asıl Tehlike Kapıda

İstanbul’da günlük yaşamı olumsuz etkileyen şiddetli yağışın ardından kent genelinde yeni risklere karşı uyarılar gelmeye devam ediyor. Yağmurun etkisini azaltmasıyla birlikte tehlikenin geride kaldığı düşünülse de uzmanlar, asıl risklerden birinin toprağın suya doymasıyla ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul’da son yağışların ardından zeminin büyük ölçüde suya doyduğunu belirterek, yeni yağışların beklenenden daha ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu. İstanbul’da etkili olan yoğun yağışın ardından toprağın su tutma kapasitesinin önemli ölçüde dolduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yağış miktarı düşük olsa bile oluşabilecek tehlikelere dikkat çekti. Toprağın artık gelen suyu yeterince emememesi, yağmur suyunun yüzeyde birikmesine ve hızla akışa geçmesine neden olabiliyor.

Yayınlanma Tarihi : Google News
İstanbul’da Sel Alarmı: Asıl Tehlike Kapıda

Kadıoğlu’nun değerlendirmesine göre, yalnızca 15-20 milimetre düzeyindeki bir yağış bile mevcut koşullarda ciddi yüzey akışına yol açabilir. Bu durum, özellikle yoğun yapılaşmanın bulunduğu ve yağmur suyunun tahliyesinin zorlaştığı bölgelerde su birikintileri ile yerel su baskınları riskini artırabilir.

Istanbulda Sel Alarmi Asil Tehlike Kapida 2

Toprak Suya Doydu, Yeni Yağışlar Daha Büyük Risk Oluşturabilir

Dolayısıyla yağışın şiddetinin azalması, İstanbul’da tehlikenin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Önceki yağışların zeminde bıraktığı su yükü, yeni yağışların etkisini daha belirgin hâle getirebilir.

Istanbulda Sel Alarmi Asil Tehlike Kapida 3

Sabah Saatlerine Dikkat: Su Baskını ve Ağaç Devrilmesi Riski

Uzmanların uyarısında öne çıkan başlıklardan biri de özellikle sabah saatlerinde yaşanabilecek olumsuzluklar. Toprağın suya doymuş olması, zeminin dayanıklılığını etkileyerek ağaçların kökleriyle birlikte devrilme ihtimalini artırabilir. Bunun yanı sıra, kısa süreli ve görece düşük miktardaki yağışlar dahi bazı noktalarda suyun hızla birikmesine neden olabilir.

Özellikle su birikintilerinin oluşabileceği cadde ve sokaklarda, alt geçitlerde ve yağmur suyu tahliyesinin yetersiz kaldığı alanlarda dikkatli olunması gerekiyor. Su baskınları, ağaç devrilmeleri ve bunlara bağlı ulaşım sorunları, yağışın ardından da kent yaşamını aksatabilecek başlıca riskler arasında bulunuyor.

Yağışın Hafiflemesi Yanıltıcı Olabilir

İstanbul’da yağmurun etkisini kaybetmesi, vatandaşlarda rahatlama hissi oluşturabilir. Ancak uzmanların dikkat çektiği temel nokta, tehlikenin yalnızca o anda yağan yağmurun miktarıyla değerlendirilmemesi gerektiği. Zeminin önceki yağışlardan ne ölçüde etkilendiği de yeni yağışların sonuçlarını belirleyen önemli faktörlerden biri. Toprağın suya doymuş olduğu koşullarda, yeni yağmurun önemli bir bölümü zemine sızmak yerine yüzeyden akabilir. Bu da kısa sürede su birikmesine ve yerel ölçekte taşkın riskinin yükselmesine zemin hazırlayabilir.

İstanbul’da Tedbirli Olmak Önem Taşıyor

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun açıklamaları, İstanbul’da yağış sonrası risklerin yalnızca kuvvetli sağanaklarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Toprağın suya doyması nedeniyle 15-20 milimetrelik yeni bir yağışın bile ciddi yüzey akışına neden olabileceği belirtilirken, özellikle sabah saatlerinde su baskını, ağaç devrilmesi ve ulaşımda aksama ihtimallerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Bu nedenle vatandaşların yağışın hafiflemesine aldanmadan dikkatli olması, su birikmesi görülen bölgelerde tedbirli davranması ve olumsuz hava koşullarına ilişkin resmî uyarıları takip etmesi önem taşıyor. İstanbul’da yeni yağışların etkisinin ne ölçüde hissedileceği, zeminin mevcut durumu ve yağışın bölgesel dağılımı gibi etkenlere bağlı olarak değişebilir.

İstanbul’da sele neden olan şiddetli sağanağın ardından gözler yeni yağışlara çevrildi. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kentte etkili olan yağışların toprağı büyük ölçüde suya doyurduğunu belirterek, önümüzdeki saatlerde beklenen yağışların yeni su baskınlarına, ağaç devrilmelerine ve ulaşımda ciddi aksamalara yol açabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlara göre riskin boyutunu yalnızca yeni yağışın miktarı değil, önceki yağışların zemin ve altyapı üzerindeki birikimli etkisi de belirleyecek.

Toprak Suya Doydu: Yeni Yağışların Etkisi Daha Büyük Olabilir

İstanbul’da ölçülen 104 milimetrelik yağışın ardından toprağın su tutma kapasitesinin büyük ölçüde dolduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yeni yağışların oluşturabileceği yüzey akışına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kadıoğlu’nun açıklamasına göre, toprağın yağış öncesindeki su tutma kapasitesinin önemli bölümünü kaybetmesi, düşecek yeni yağmurun etkisini artırabilir. Bu nedenle yarın beklenen 15-20 milimetrelik yağış bile, kuru bir zeminde 40-50 milimetre yağışın oluşturabileceği yüzey akışına yakın bir etki meydana getirebilir.

Bu durum, yağış miktarı görece düşük olsa bile suyun toprak tarafından yeterince emilemeyerek yüzeyde birikmesine ve akışa geçmesine neden olabilir. Özellikle eğimli alanlarda, altyapının yetersiz kaldığı bölgelerde ve su tahliyesinin güçleştiği noktalarda su baskını riski yeniden gündeme gelebilir.

Kadıoğlu, değerlendirmelerin yalnızca yeni yağış tahminleri üzerinden yapılmaması gerektiğine işaret ediyor. İstanbul’da yaşanan sağanağın ardından zeminde kalan su ve toprağın doygunluğu da hesaba katılmalı. Başka bir ifadeyle, bugünkü yağışın etkileri ortadan kalkmadan gelecek yeni yağışlar, toplam riski daha da büyütebilir.

Taşan Rögarlar ve Tıkanan Mazgallar Yeniden Su Baskınlarına Neden Olabilir

Şiddetli yağış sırasında taşan rögarlar, yaprak ve çamurla tıkanan mazgallar ile suyla dolan alt geçitler, yağış sonrasında da risk oluşturmaya devam ediyor. Bu noktalarda biriken su gece boyunca yeterince tahliye edilemezse, sabah saatlerinde aynı güzergâhlarda yeniden su birikintileri görülebilir.

Özellikle Büyükdere Caddesi, TEM bağlantıları ve Ayazağa yönündeki çukur kesimler, suyun birikmesi ve tahliyesinin güçleşmesi bakımından hassas noktalar arasında gösteriliyor. Bu bölgelerde mevcut suyun boşaltılamaması, yeni yağışların etkisiyle ulaşım sorunlarının yeniden yaşanmasına yol açabilir.

Drenaj sistemlerinin işlevini tam olarak yerine getirememesi, kısa süreli yağışlarda bile su baskını ihtimalini artırabiliyor. Bu nedenle yağışın hafiflemesi veya geçici olarak durması, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Önceki yağışlardan kalan suyun tahliyesi ve mazgalların açık olması, yeni su birikintilerinin önlenmesi açısından önem taşıyor.

Islak Toprak ve Kuvvetli Rüzgâr Ağaç Devrilmesi Riskini Artırıyor

İstanbul’da yağışların ardından dikkat edilmesi gereken bir diğer tehlike ise ağaç devrilmeleri. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, toprağın suya doymasının ağaçların kökleriyle zemine tutunmasını zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle ıslak zemine saatte yaklaşık 60 kilometreye ulaşabilen rüzgâr hamlelerinin eşlik etmesi, ağaçların devrilme ihtimalini artırabilir. Kök çevresindeki toprağın gevşemesi, kuvvetli rüzgârın ağaç gövdesine uyguladığı baskıya karşı zeminin direncini azaltabilir.

Bu nedenle bugün yağış ve rüzgârın etkisine maruz kalan, ancak devrilmeden ayakta kalan ağaçlar da yeni bir risk oluşturabilir. Kampüslerdeki ağaçlı yollar, otopark çevreleri ve yayaların yoğun kullandığı güzergâhlar bu açıdan dikkatle kontrol edilmesi gereken alanlar arasında yer alıyor.

Özellikle rüzgâra açık bölgelerde, zemini suya doymuş ağaçların çevresinde daha dikkatli olunması gerekiyor. Ağaçların devrilmesi yalnızca yayalar açısından değil, park hâlindeki araçlar ve ulaşım güzergâhları bakımından da tehlike yaratabilir.

Gece Yağışı Sabah Trafiğini Etkileyebilir

Beklenen yağışların zamanlaması da İstanbul’da ulaşım açısından önem taşıyor. Gece yarısından sabah saatlerine kadar etkili olması beklenen yağışların, özellikle 07.00-09.30 arasındaki yoğun trafik öncesinde yollarda su birikmesine neden olabileceği belirtiliyor.

Gece boyunca biriken su, sabah saatlerinde yağış hafiflemiş olsa bile sürücüler için sorun oluşturabilir. Sürücüler yağmurun etkisinin azaldığını düşünerek yola çıktıklarında, bazı güzergâhlarda hâlâ suyla kaplı yollarla veya geçişi zorlaştıran birikintilerle karşılaşabilir.

Bunun yanında, şiddetli yağış nedeniyle gün içinde yaşanan ulaşım aksamalarının ardından toplu taşıma ve karayolu ulaşımının tamamen normale dönmemiş olması da gecikmeleri artırabilir. Su baskınları, trafik yoğunluğu ve güzergâhlardaki olası engellerin aynı zaman diliminde ortaya çıkması, sabah ulaşımını daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle yalnızca yağışın şiddetini değil, yağışın hangi saatlerde etkili olduğunu ve suyun yollardan ne kadar sürede tahliye edilebildiğini de dikkate almak gerekiyor.

İstanbul İçin Risk, İki Günlük Yağışın Birleşik Etkisinde

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun değerlendirmeleri, İstanbul’da yeni yağışların oluşturabileceği tehlikenin yalnızca milimetre cinsinden yağış miktarıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Toprağın suya doymuş olması, drenaj sistemlerinde yaşanan sorunlar, kuvvetli rüzgâr hamleleri ve ulaşım altyapısının önceki sağanaktan etkilenmiş olması, riskin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

Özellikle gece boyunca etkili olabilecek yağışların ardından sabah saatlerinde su baskınları, devrilen ağaçlar ve trafik aksamaları açısından dikkatli olunması önem taşıyor. Yağışın sona ermesi de tüm tehlikelerin aynı anda ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor; toprak doygunluğu ve tahliye edilemeyen sular, riskin bir süre daha devam etmesine neden olabilir. İstanbul’da önümüzdeki saatlerde yaşanabilecek gelişmeler değerlendirilirken önceki ve yeni yağışların toplam etkisinin, drenaj sistemlerinin durumunun ve rüzgârın şiddetinin birlikte ele alınması gerekiyor.