
İstanbul Fatih’te Semih Çelik tarafından vahşice öldürülen İkbal Uzuner‘in babası Hasan Uzuner, yaşanan trajik olayla ilgili çarpıcı detaylar içeren ifadelerini paylaştı.
Acılı baba, kızının Semih ile yaşadığı sıkıntıları ve olay günü yaşadıkları korkunç anları tüm açıklığıyla anlattı.

“Semih, Kızımın Hayatını Zindana Çevirmişti”
Baba Hasan Uzuner, kızının Semih Çelik ile lisedeyken tanıştığını ve üçüncü sınıftan itibaren sürekli rahatsız edilmeye başladığını açıkladı.
Bu süreç boyunca Semih’in, İkbal’i sürekli takip ettiğini ve kızının psikolojisinin bozulmasına sebep olduğunu dile getirdi.
Uzuner ailesi, kızlarının bu zor durumunu düzeltmek için okulunu değiştirmek zorunda kalmıştı. Psikolojik destek gören İkbal’in toparlanması için bir kedi aldıklarını ve son 1,5 yıldır Semih ile hiçbir temasının kalmadığını belirtti.

Olay Günü: Acı Gerçek
Olay günü İkbal’in telefonuna ulaşamayan aile, kızlarının başına bir şey geldiğinden şüphelenmişti.
Baba Uzuner, eşinin Semih Çelik’i aradığını ve telefona bir erkeğin cevap verdiğini belirtti. Telefondaki kişi “Kızınız emin ellerde” demiş, ardından başka biri telefonu açıp, telefonun surlardan düştüğünü söyleyerek kapatmıştı. Bu durumdan sonra aile, panikle surlara gitmişti.
Orada bir kalabalık gördüğünü belirten baba, kızını bu kalabalık arasında bulabileceğini düşündü ancak yürüdüğünde karşılaştığı manzara korkunçtu: Kızının kafasını fark etti.
“Kızımın Kafasını Fark Ettim”

Sur alanına gittiklerinde, bir grup insanın toplandığını gören Hasan Uzuner, kızını o kalabalığın içinde bulmayı umuyordu. Ancak birkaç adım sonra hayatını alt üst eden manzarayla karşılaştı. Gözyaşları içinde “Yürüdüğümüzde kızımın kafasını fark ettim” diyen Uzuner, o an yaşadığı acıyı sözlerle tarif edemediğini belirtti.
İkbal’in Acı Sonu
Hasan Uzuner’in ifadeleri, kızının nasıl vahşice katledildiğini ve Semih Çelik’in bu korkunç cinayeti nasıl işlediğini ortaya koydu. İkbal’in Semih Çelik tarafından önce başı kesilmiş, ardından parçalanan bedeninin bir kısmı surlardan atılmıştı.
Bu trajik olay, yalnızca İkbal’in ailesini değil, tüm Türkiye’yi derinden sarsmış durumda.
