
Geçtiğimiz haftalarda Eyüpsultan’da meydana gelen ve bir kişinin hayatını kaybettiği trafik kazasının ardından, 17 yaşındaki oğlu ile birlikte ABD’ye kaçan yazar Eylem Tok’un eski eşi Bülent Cihantimur, kamuoyunun dikkatini üzerine çekti. Kazanın şüphelilerinden biri olarak adliyeye çağrılan Cihantimur, adli kontrol altına alındı ve basına bir açıklama yaptı.
“Oğlumun Hesap Verme Zamanı”
Cihantimur’un ifadeleri, bir baba olarak oğlunun eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğine dair kararlı bir tutum sergilediğini gösterdi. “Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm,” diyen Cihantimur, sorumluluk duygusu içerisinde hareket edeceğini belirtti.

Adli Kontrol ve İmza Yükümlülüğü
Cihantimur hakkında, yurt dışı çıkış yasağının yanı sıra imza atma yükümlülüğüne ilişkin adli kontrol talep edildi. Bu adım, soruşturmanın devam ettiği ve şüphelinin ülke dışına çıkmasının önüne geçmek amacıyla atıldı.
Baba Cihantimur’un Detaylı Açıklaması
Olayın detaylarına dair Cihantimur, kazadan haberdar olduktan sonra oğlunun ve eski eşinin yanına gittiğini, oğlunun şokta olduğunu ve sağlık durumunu kontrol etmek istediğini ifade etti. Oğlunu kliniğe götürme çabası sırasında yaşananlar, Cihantimur’un kazanın büyüklüğünden ve sonuçlarından haberdar olma sürecini detaylandırdı.

“Oğlum ve Adalet Önünde Hesap Verme”
Cihantimur, oğlunun yargılanmayı ve hukuki sonuçlarla yüzleşmeyi kabul edeceğine inandığını belirtti. Ayrıca, kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesiyle temas kurduğunu ve kazazedeler için yapabileceği her şeyi yapmaya hazır olduğunu ifade etti.
Savcılıktaki ifadesinin ardından açıklama yaptı. Cihantimur’un açıklaması şöyle:
“T.C’nin babasıyım. Eylem Tok, 13 yıl önce boşandığım eski eşim olup; T.C.’nin annesidir. Birden fazla sağlık kuruluşunun üst düzey yöneticisi olmakla birlikte bu kuruluşlarda aynı zamanda uzman plastik cerrah olarak da çalışmaktayım. 24 yıllık hekimim. Kazanın gerçekleştiği gün, uzun süren bir ameliyat sonrası evime gidip uyudum. Eski eşim Eylem Tok’tan gelen telefon ile kazadan haberdar oldum. Kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra Eylem Tok beni aramış.
Bana telefon geldiğinde saat gece yarısıydı. Evim Mecidiyeköy’de, kliniğe çok yakın. Hemen bir taksiyle eski eşim Eylem ve oğlum T.C.’nin beraber yaşadıkları eve gittim. Oğlum üst kattaydı, şoktaydı ve konuşabilecek durumda değildi. Eylem de o sırada ev içinde dolaşarak telefon görüşmeleri yapıyordu. Oğlumun durumunu iyi görmediğim için onu öncelikle muayeneye götürüp acil müdahale gerektiren bir durumu olup olmadığını anlamak istedim.

“OĞLUMLA KLİNİĞE GİTMEK İÇİN YOLA ÇIKTIM”
Bu sırada kazada yaralı ya da ölü olduğu tarafımca da bilinmemekteydi. Eylemin telefonunu kapattım ve öncelikle şokta olan T.C.’nin acil müdahale gerektiren bir sağlık sorunu olup olmadığını anlayalım, sonra da ehliyeti olmadığı için avukatlara bilgi verip yapılması gerekenleri yapalım dedim. Oğlumu alıp orada bulunan elektrikli aracı kendim kullanarak, kliniğe gitmek için yola çıktım.
Bu sırada şirketimiz çalışanlarından Ayşe Ceren Saltoğlu’nu bahçede gördüm. Eylem Tok da Ayşe’nin aracına bindi ve arkamızdan gelmeye başladılar. Yolda T.C. ile konuşmaya çalışsam da kazanın etkisiyle dış dünyaya kapalı vaziyetteydi. Bu sırada kullandığım elektrikli araç önce uyarı verdi sonra da şarjı bitti. Bizi izleyen Eylem’in içinde olduğu araç yanımızda durdu. T.C.’yi o araca geçirdik ve Eylem’e ‘siz kliniğe geçin çocuk hala şokta ben de şoförümüz Adem’i aradım onunla geleceğim hemen arkanızdan’ dedim. Adem yanıma geldi beni aldı ve kliniğe gittik.

“EYLEM’İ DEFALARCA KEZ ARADIM”
Kliniğe gittiğimizde kimse yoktu. Eylem’in T.C.’yi yurt dışına götürme planından, kazadaki yaralılardan kazanın büyüklüğünden ve ölüm olayının yaşandığından bu sırada haberim oldu. Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı.
Oğlum 16 yaşında; alkol, madde kullanmayan, kötü alışkanları olmayan bir çocuktur. Oğlum o gece yaşadığı şokun etkisinden çıktığında Türkiye’de yargılanmayı ve yaptığı bu hatanın hukuki bedelini ödemeyi kabul edecek bir çocuktur. Kaza sonrasında vefat eden Oğuz Murat Aci’nin ailesi ile temasa geçtim. Olanlar için çok üzgünüm. Kayıpların geri getirilemeyeceğini biliyorum.
“TÜM OLANLARDAN DOLAYI ÇOK ÜZGÜNÜM”
Bununla birlikte kazazede aile için elimden gelen ne varsa ömrümün sonuna kadar yapacağım. Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm. Bugün ben de çağrılmadığım halde kendi isteğim ile konuyla ilgili olarak ifade vereceğim. İfade vermeden önce kamuoyunu da konuyla ilgili olarak bilgilendirmek istedim.”

Ne olmuştu?
Eyüpsultan’da seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kazada yaralanan 5 kişi hastaneye kaldırılmış, yaralılardan Oğuz Murat Aci müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin, olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanı’na gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Mısır’a kaçan T.C. ve Eylem Tok hakkında yakalama kararı çıkarılmış, sonrasında da kırmızı bülten çıkarılması talebiyle Adalet Bakanlığına yazı yazılmıştı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da Mısır adli makamlarıyla temasa geçildiğini, ABD’ye gittikleri tespit edilen şüphelilerin iadesi için geçici tutuklama talep evrakının ABD yetkili makamlarına iletildiğini açıklamıştı.
Şüphelinin babası Bülent Cihantimur’un iş yerinde çalışan kurumsal iletişim uzmanı Ayşe Ceren Saltoğlu “suçluyu kayırma” ile “delileri gizleme” suçlarından tutuklanmış, Cihantimur ve kazadan sonra yaralılardan birinin kayıp telefonunu emniyete teslim eden A.K. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.