
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde akademik dünyaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında teknolojik gelişmelerin hızına ve yapay zekanın yaşamın farklı alanlarında oluşturduğu değişime değinen Erdoğan, yapay zekanın insan emeğinin yerine geçmeye başladığına işaret etti.
Bu durumun beraberinde yeni sınamalar getirdiğini vurgulayan Erdoğan, özellikle akademik süreçlerde insan unsurunun giderek daha az yer almasının üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olduğunu söyledi.
Erdoğan, yapay zekanın sunduğu imkanların önemli olmakla birlikte, teknolojinin insan faktörünü tamamen geri plana itmesinin farklı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Özellikle bilgi üretimi, araştırma ve akademik çalışmalar gibi alanlarda insanın rolünün korunmasının önemine vurgu yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, yapay zekanın eğitim ve akademik hayat üzerindeki etkilerinin yanı sıra teknolojik dönüşüm karşısında insan emeğinin ve insan faktörünün konumuna ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni akademik yılın başlaması dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, yükseköğretimin karşı karşıya bulunduğu yeni imkan ve sınamalara ilişkin mesajlar verdi. Erdoğan, özellikle yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişimin üniversitelerin eğitim ve araştırma süreçlerinde önemli değişimlere yol açtığına dikkat çekti.
Bilgiye ulaşmanın geçmişe kıyasla çok daha kolay hale geldiğini belirten Erdoğan, yapay zekâ modellerinin kaynaklara ve farklı bilgi türlerine hızlı erişim imkânı sunduğunu ifade etti. Ancak bu kolaylığın, araştırma sürecinde öğrencinin ve akademisyenin ortaya koyduğu emeği ikinci plana itebileceği uyarısında bulundu.
Erdoğan, üniversitelerin yalnızca bilginin aktarıldığı kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, araştırma, sorgulama ve üretme süreçlerinin yükseköğretimin temel unsurları olduğunu belirtti. Ona göre teknolojik gelişmeler ne kadar hızlı ilerlerse ilerlesin, eğitimde belirleyici unsur insan olmaya devam etmeli.

Bilgiye Ulaşmak Kolaylaştı, Ancak Araştırma Sürecindeki Emek Azalıyor
Yeni akademik yılın öğrenciler, akademisyenler ve üniversiteler açısından başarılı geçmesi temennisinde bulunan Erdoğan, üniversitelerin hem yeni bilgi ve tecrübelerin kazanıldığı hem de bilimsel üretimin gerçekleştirildiği merkezler olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin tarih boyunca bilgi, ilim ve eğitim alanında önemli bir birikime sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, medeniyet anlayışında bilginin merkezinde “anlam”, anlamın temelinde ise “hakikat” bulunduğunu söyledi. Bilimin de bu anlayış doğrultusunda hakikate ulaşmanın yollarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Erdoğan, “Bilgi hakikate yaklaşmamızda yegâne araçtır” diyerek bilginin yalnızca elde edilmesinin değil, onun araştırma, sorgulama ve anlamlandırma süreçlerinden geçirilmesinin de önem taşıdığını vurguladı. Yapay zekânın üniversiteler açısından yeni bir sınama alanı oluşturduğunu belirten Erdoğan, bilgiye erişimin kolaylaşmasının beraberinde bazı riskleri de getirdiğini söyledi.
Erdoğan’ın değerlendirmesine göre, yapay zekâ sistemleri üzerinden kaynaklara ve bilgilere hızlı biçimde ulaşılabilmesi, öğrencilerin ve araştırmacıların bilgiye ulaşmak için daha önce harcadıkları araştırma emeğini önemli ölçüde azaltabiliyor. Bu durumun ise akademik süreçlerin niteliği açısından dikkatle ele alınması gerekiyor.

Akademide Yolda Olmak, Kimi Zaman Menzile Ulaşmaktan Daha Faydalıdır
Akademik hayatın yalnızca ortaya çıkan sonuca odaklanmaması gerektiğini belirten Erdoğan, araştırma sürecinin kendisinin de en az ulaşılan sonuç kadar değerli olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, teknolojiyle birlikte üretim süreçlerinde insan unsurunun giderek azalmasına atıfta bulunarak, “karanlık fabrikalar” örneğini akademik süreçlerle ilişkilendirdi. Akademide de insan faktörünün geri plana itilmesinin çeşitli sorunlara yol açabileceğini belirten Erdoğan, öğrenci ile akademisyen arasındaki ilişkinin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan unsurunun eğitimden çıkarılması halinde aktarılan bilginin sağlıklı, kalıcı ve anlamlı olamayacağını ifade ederek, araştırma ve emek temeline dayanmayan bilginin kalıcılığının da zayıf olacağını dile getirdi.
Üniversitelere Erişim ve Fırsat Eşitliği Vurgusu
Erdoğan konuşmasında yükseköğretimde fırsat eşitliği konusunda yürütülen çalışmalara da değindi. Öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyine bakılmaksızın kendi şehirlerinde veya farklı şehirlerde eğitim imkanlarından yararlanabilmeleri amacıyla devletin imkanlarının seferber edildiğini belirtti.
Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine sağlanan burs miktarlarının artırıldığını ifade eden Erdoğan, üniversite öğrencilerinin barınma ve beslenme ihtiyaçlarına yönelik desteklerin de sürdürüldüğünü söyledi. Erdoğan, aylık 1600 liralık destekle öğrencilerin barınma ihtiyaçlarına katkı sağlandığını ve iki öğün yemeğin ücretsiz verildiğini belirtti.
Üniversitelerin Yaygınlaşmasına Yönelik Eleştirilere Yanıt
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin farklı şehirlerinde üniversitelerin kurulmasına ve yükseköğretim kurumlarının uluslararası öğrencilere açılmasına yönelik eleştirilere de tepki gösterdi. Her şehre üniversite açılmasını eleştiren yaklaşımların, eğitimde fırsat eşitliği hedefiyle bağdaşmadığını savunan Erdoğan, üniversitelerin ülke genelinde yaygınlaştırılmasının daha geniş kesimlerin yükseköğretime erişebilmesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Uluslararası öğrencilerin Türkiye’deki üniversitelerde eğitim görmesinin de ülkenin uluslararası etkisine katkı sunduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin yükseköğretim alanında yurt dışına açılmasının ülkenin “yumuşak gücünü” güçlendiren unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte Erdoğan, üniversitelerde hiçbir eksiklik veya sorun bulunmadığı iddiasında olmadıklarını da belirtti. Hataların ve eksikliklerin giderilebileceğini, imkanların kötüye kullanıldığı durumlarda ise gerekli sorumluluğun yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Kadın Akademisyenlerin Oranı Yüzde 47,17’ye Ulaştı
Konuşmasında kadınların akademideki konumuna ilişkin verilere de yer veren Erdoğan, kadın akademisyenlerin yükseköğretim içerisindeki oranının yüzde 47,17 seviyesine ulaştığını açıkladı. Türkiye’nin akademik yayın performansına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, bağımsız kuruluşların sıralamalarına göre makale ve derleme türündeki akademik çalışmalarda 213 ülke arasında Türkiye’nin 15. sırada yer aldığını belirtti.
Türkiye’nin bu alanda OECD ortalamasını yakaladığını ifade etti. Erdoğan ayrıca, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’den 6 üniversitenin dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında bulunduğunu, bu üniversitelerden 2’sinin ise ilk 300 içerisinde yer aldığını söyledi. Türkiye’nin dünyanın en geniş yükseköğretim ağlarından birine sahip ülkeler arasında bulunduğunu belirten Erdoğan, elde edilen göstergelerin önemli olduğunu ancak mevcut tablonun yeterli görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Üniversiteler Çağın Anlamını Oluşturacak Fikirler Geliştirmeli
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerden yalnızca akademik başarı ve bilimsel yayın üretmelerini değil, aynı zamanda çağın sorunlarına yön verecek fikirler ve kavramlar ortaya koymalarını beklediklerini söyledi. Özellikle günümüzde üniversitelerin üstlendiği “üçüncü misyon”un önemine dikkat çeken Erdoğan, yükseköğretim kurumlarının ekonomi ve topluma daha fazla katkı sunması gerektiğini vurguladı.
Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkan temel mesajlardan biri, teknolojik dönüşümün eğitim ve akademik araştırmanın insan merkezli niteliğini ortadan kaldırmaması gerektiği oldu. Yapay zekânın bilgiye erişimi kolaylaştırdığına dikkat çeken Erdoğan, bu teknolojilerin araştırma sürecinin kendisini ve insan emeğini tamamen ikame etmesinin akademik eğitimin niteliği açısından yeni sorunlar doğurabileceği mesajını verdi. Bu çerçevede üniversitelerin yalnızca bilgiye ulaşan ve bilgiyi aktaran kurumlar değil; araştıran, sorgulayan, yeni bilgi üreten ve elde edilen bilgiyi anlamlandıran yapılar olarak varlıklarını sürdürmeleri gerektiği vurgulandı.
