
Tutuklanması sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevinden alınan İmamoğlu, bu kez üniversite diplomasına ilişkin ortaya atılan “resmi belgede sahtecilik” suçlaması nedeniyle hakim karşısına çıktı.

İddianamede, üniversite geçiş sürecine dair belgelerde usulsüzlük yapıldığı öne sürülürken, savcılık söz konusu işlemlerin resmi evrakta tahrifat niteliği taşıdığı iddiasını gündeme getiriyor. Dördüncü kez görülen duruşmada tarafların beyanları alınırken, dosyaya ilişkin mevcut deliller ve savunmalar mahkeme heyeti tarafından değerlendirildi.

Dava süreci, hem kamuoyunda hem de siyasi çevrelerde yakından takip edilmeye devam ediyor. Mahkemenin ilerleyen celselerde sunulacak ek deliller ve savunmalar doğrultusunda karar sürecini şekillendirmesi bekleniyor.
Hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep edilen Ekrem İmamoğlu, savunmasında bugüne kadar karşı karşıya kaldığı davaları hatırlatarak bu süreçlerin temelinde “korku” olduğunu öne sürdü. Suçlamaları kesin bir dille reddeden İmamoğlu, “Benden her şeyi parçalasanız sahteci çıkmaz” ifadeleriyle iddiaları kabul etmedi.
Dava, İstanbul Silivri’deki cezaevi yerleşkesinin karşısında bulunan duruşma salonunda görüldü. Yargılamayı, CHP’li milletvekilleri başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi ve partili yakından takip etti.
Diploma Sürecinin Başlangıcı ve İdari Kararlar
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı lisans diplomasına ilişkin hukuki süreç 2024 yılında başlatıldı ve bir yıl sonra dava açıldı. Yargılama devam ederken üniversitenin yönetim kurulu, İmamoğlu dahil 28 kişinin diplomasını iptal etti.
İmamoğlu, söz konusu işlemin iptali için İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak mahkeme, üniversite yönetiminin “açık hata” gerekçesiyle işlem tesis edebileceğine hükmederek başvuruyu oybirliğiyle reddetti. Kararda, diplomanın alınmasının üzerinden 35 yıl geçmiş olmasının idarenin işlemi geri almasına engel teşkil etmediği belirtildi.
Ceza Davasında Son Gelişmeler
Diplomanın iptaline ilişkin idari yargı süreci devam ederken, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, ceza davasında idare mahkemesinin kararının kesinleşmesini bekleme kararı aldı ve duruşmayı 6 Temmuz tarihine erteledi. Mahkeme, önceki celsede de idari yargıdaki kararın sonucunu dikkate alacaklarını açıklamıştı.
23 Ocak’ta İstanbul 5. İdare Mahkemesi, İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açtığı davayı oybirliğiyle reddetmiş; karar gerekçesinde üniversite idaresinin açık hata bulunduğu kanaatiyle işlemi geri alabileceği vurgulanmıştı.
Diploma İptal Sürecinin Ayrıntıları
Süreç, 18 Eylül 2024’te Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yapılan bir başvuruyla başladı. 1 Ekim 2024’te savcılığa resmi şikayet dilekçesi sunuldu. İddialarda, İmamoğlu’nun 1994 yılında aldığı lisans diplomasının sahte olduğu öne sürüldü.
Bu gelişmeler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, resmi belgede sahtecilik iddiasıyla 2025 yılı şubat ayında soruşturma başlattı. 24 Şubat 2025’te İstanbul Üniversitesi’ne resmi yazı gönderildi. 5 Mart 2025’te İmamoğlu’nun ifadesi alındı. Üniversite, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve savcılıkla koordineli şekilde inceleme yürütüldüğünü kamuoyuna duyurdu.
18 Mart 2025’te İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun 61’inci toplantısında, İmamoğlu dahil 28 kişinin diplomasının “yokluk” ve “açık hata” gerekçesiyle iptal edilmesine karar verildi. Yapılan açıklamada, toplam 38 kişinin yatay geçiş işlemlerinin incelendiği; bunlardan 10 kişinin kaydının silindiği, 28 kişinin ise diplomasının iptal edildiği bildirildi.
8 Temmuz 2025’te İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu hakkında resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla hazırlanan iddianameyi kabul etti. İddianamenin kabulünden sonra İstanbul 5. İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulması talebini 2025 Temmuz ayı sonunda reddetti. 5 Ağustos 2025 itibarıyla İmamoğlu’nun diploma bilgileri üniversitenin veri tabanından silindi ve e-Devlet sisteminde görünmez hale geldi.
İddianamedeki Suçlamalar
8 Temmuz 2025’te kabul edilen iddianamede, İmamoğlu’nun “resmi belgede sahtecilik” suçuna iştirak ettiği öne sürüldü. İddialara göre, “hileli şekilde temin edildiği” belirtilen diploma belgesi; yüksek lisans başvurusu için İstanbul Üniversitesi’ne, askerlik işlemleri kapsamında Milli Savunma Bakanlığı’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunuldu. Savcılık, söz konusu eylemlerin zincirleme biçimde gerçekleştirildiğini ileri sürerek suçun “zincirleme resmi belgede sahtecilik” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
8 Yıl 9 Aya Kadar Hapis Talebi
İddianamede, İmamoğlu’nun zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Ayrıca, kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet halinde belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına hükmedilmesi de istendi.
Cumhurbaşkanlığı Adaylığına Olası Etkisi
Davanın sonucu, İmamoğlu’nun siyasi geleceği açısından kritik görülüyor. Türkiye’de cumhurbaşkanı adayı olabilmek için üniversite mezunu olma şartı bulunuyor. Bu nedenle diploma iptaline ve ceza davasına ilişkin süreçler, olası adaylık açısından belirleyici nitelik taşıyor.
CHP’nin 23 Mart 2025’te gerçekleştirdiği ön seçimde tek aday olarak yarışan Ekrem İmamoğlu, partinin cumhurbaşkanı adayı ilan edilmişti. Bu nedenle yargı sürecinin seyri, hem hukuki hem de siyasi açıdan yakından izleniyor.
