
Türkiye’yi yıllardır meşgul eden ve büyük yankı uyandıran Münevver Karabulut cinayetinde önemli bir gelişme yaşandı.

2009 yılında İstanbul Bahçeşehir’de, Karabulut’u öldüren Cem Garipoğlu’nun cezaevinde intihar ettiği iddiası yeniden gündeme geldi.
Yaklaşık 10 yıl sonra Cem Garipoğlu’nun mezarı açıldı.
Uzun süredir halk arasında dolaşan şüpheler ve söylentiler nedeniyle Garipoğlu’nun gerçekten ölüp ölmediği sorgulanırken, bu belirsizliğin giderilmesi amacıyla mezarının açılması kararı alındı.

Karabulut ailesinin avukatlarının talebi üzerine, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında fethi kabir işlemi onaylandı. Bu işlem, Garipoğlu’nun ölümüne dair süregelen şüphelerin giderilmesi ve kamu vicdanının rahatlatılması açısından büyük önem taşıyor.
Mezar Açma İşlemi: Geniş Güvenlik Önlemleri Alındı

İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’nda geniş güvenlik önlemleri altında Cem Garipoğlu’nun mezarı açıldı.
Mezarın bulunduğu alan polis tarafından demir bariyerlerle çevrildi ve girişlere kimlik kontrol noktaları yerleştirildi. Ayrıca, kazı işlemi sırasında gazetecilerin mezarın çevresinden görüntü almaması için dronelar engellendi. Mezarlıkta güvenliği sağlamak adına çok sayıda polis ekibi görev yaptı.
Ekipler, kazı çalışmasının yapıldığı Cem Garipoğlu’nun mezar açılırken çevresini kapattı.

Fethi kabir işlemi, Cumhuriyet Savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin gözetiminde yaklaşık bir saat sürdü. Kazının tamamlanmasının ardından Garipoğlu’nun cesedi çıkarılarak Adli Tıp Kurumu’na nakledildi. Cesedin DNA örnekleri alınarak, sanığın gerçekten Cem Garipoğlu olup olmadığının tespiti için biyolojik ve kimyasal analizler yapılacak.

Ulaşılan naaş ceset torbasına koyulmadan önce siyah perde gerildi.
DNA Testleri ile Gerçek Ortaya Çıkacak
Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, mezar açılmadan önce basına yaptığı açıklamada, cesedin tamamının çıkarılacağını ve diş, saç, sırt kemiği gibi bölgelerden DNA örnekleri alınarak kapsamlı bir inceleme yapılacağını belirtti.

Epözdemir, “Bizim müvekkillerimiz zaten çok acılı oldukları için, psikolojik olarak yeni bir travmayı kaldıramayacak olduklarından tercihen gelmemeyi uygun buldular. Ama mutlaka kimlik tespiti işlemi için ölenin yakınlarının hazır bulunması gerekirdi bu nedenle teşhis işlemi yapılamadı. Bunu da tutanağa yazdık biz. Kemik parçaları, küçük olanlar bırakıldı ama büyük olanlar ve kafatası steril bir şeye konularak Adli Tıp’a gönderildi. Özellikle dişler incelenecek.” şeklinde konuştu.

Bu incelemeler sonucunda, mezardaki kişinin Cem Garipoğlu olup olmadığı kesinleşecek. Eğer DNA örnekleri Garipoğlu’nun kimliğiyle eşleşmezse, olay yeni bir boyut kazanacak ve kamuoyunda yıllardır var olan şüpheler doğrulanmış olacak.
Şok Edici Detaylar: Kefen ve Bez Bulunmadı
Kazı işlemi sırasında ortaya çıkan detaylar ise olaya yeni bir gizem kattı.

Avukat Rezan Epözdemir, mezarın açılmasından sonra yaptığı açıklamada, mezarda kefen ve beze rastlanmadığını söyledi. “İlk tabakada hiçbir şey yoktu. Kefen ya da bez bulunmadı. Sadece toprağın üzerinde dağınık şekilde kemikler ve kafatası vardı.” ifadesiyle şaşırtıcı bir durumu gözler önüne serdi. Bu durum, Garipoğlu’nun ölümü hakkında var olan şüpheleri daha da derinleştirirken, olayın titizlikle incelenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Garipoğlu Ailesi de DNA Testlerine Dahil Edilecek
Mezar açılmasının ardından Garipoğlu ailesi de incelemeye dahil edildi.
Avukat Epözdemir, Garipoğlu ailesinin erkek bireylerinin Adli Tıp Kurumu’na çağrılarak güncel DNA örneklerinin alınacağını açıkladı.

Bu örneklerle yapılacak karşılaştırma, mezardan çıkarılan cesedin kimliği konusunda kesin bir sonuca varılmasını sağlayacak. Eğer sonuçlar Garipoğlu’nun öldüğünü doğrularsa, ailelerin ve toplumun yıllardır taşıdığı şüpheler nihayet giderilmiş olacak. Ancak aksi bir durum söz konusu olursa, olayın seyrinin tamamen değişeceği ve hukuki sürecin yeniden başlatılacağı belirtiliyor.
Sonuçlar Bekleniyor

10 yıl sonra açılan Cem Garipoğlu’nun mezarından alınan parçalar önce ceset torbasına dolduruldu. Ardından getirilen tabuta koyulan parçalar, Adli Tıp Merkezi’ne götürüldü.
Bu önemli soruşturmanın nihai sonucunu belirleyecek olan DNA testleri, birkaç hafta içinde tamamlanacak. Kamuoyu, Garipoğlu’nun ölümüne dair spekülasyonların ve şüphelerin kesin bir şekilde giderilmesini bekliyor. Eğer DNA testi sonuçları mezardaki cesedin Cem Garipoğlu’na ait olduğunu doğrularsa, cezaevindeki ölümünün gerçekliği de nihayet netleşmiş olacak. Ancak DNA sonuçlarının aksi bir durumu işaret etmesi, Türkiye’nin gündemini sarsacak yeni bir sürecin başlamasına neden olabilir.
Neler Olmuştu?
Münevver Karabulut, 3 Mart 2009 tarihinde Bahçeşehir’de Cem Garipoğlu tarafından öldürülmüştü.

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Kasım 2011’de Münevver Karabulut’u öldürdüğü gerekçesiyle Cem Garipoğlu’nu 24 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Garipoğlu, 10 Ekim 2014’te kaldığı Silivri 5 No’lu Cezaevi’nde intihar etmişti.

Yapılan otopsinin ardından Garipoğlu toprağa verilirken, aileden alınan DNA örnekleri de bu kişiyle uyuşmuştu. Cinayet, ülke çapında büyük bir infial yaratmış ve medyada geniş yer buldu.
