
Bahçeli, söz konusu paylaşımı “seviyesiz” ve “küstahça” olarak nitelendirirken, bunun sıradan bir siyasi çıkış olmanın ötesinde, kontrolsüz bir öfkenin ve gerçeklikten kopuşun yansıması olduğunu ifade etti. Netanyahu’nun söylemlerinin hem diplomatik teamüllere hem de insanî ve ahlakî ölçülere aykırı olduğunu belirten Bahçeli, bu tarz açıklamaların uluslararası ilişkilerde gerilimi artırmaktan başka bir işe yaramadığını dile getirdi.

Açıklamasında sert tonunu sürdüren Bahçeli, Netanyahu’nun kullandığı ifadelerin sadece Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bir saygısızlık değil, aynı zamanda küresel ölçekte sorumluluk taşıyan bir liderin sergilememesi gereken bir tutum olduğunu kaydetti. Bu yaklaşımın, siyasi bir eleştiriden ziyade “ahlaki iflasın ve mesnetsizliğin açık bir tezahürü” olduğunu belirterek, söz konusu söylemleri kesin bir dille reddettiklerini ifade etti.

Bahçeli’ye göre bu tür çıkışlar, uluslararası arenada saygınlık kazandırmak yerine itibar kaybına yol açmakta ve mevcut krizleri daha da derinleştirmektedir. Bu nedenle kullanılan dilin ve üslubun, devlet ciddiyeti ve diplomatik sorumluluk çerçevesinde olması gerektiğinin altını çizdi.

Bahçeli’den Çok Sert Çıkış: Netanyahu’nun Sözleri Siyasi Değil, Krizin İtirafıdır
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert bir karşılık geldi. Bahçeli, kişisel X hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada, Netanyahu’nun ifadelerini ağır sözlerle eleştirerek hem siyasi hem de ahlaki açıdan sert bir değerlendirmede bulundu.
Bahçeli, Netanyahu’nun söylemlerini yalnızca sıradan bir siyasi eleştiri olarak değil; gerçeklikten kopmuş, sorumluluk duygusunu yitirmiş bir zihniyetin dışavurumu olarak nitelendirdi. Bu sözlerin, “siyasi hezeyan, ahlaki çöküş ve temelsiz iddiaların birleşimi” olduğunu vurgulayan Bahçeli, söz konusu açıklamaların ardında derin bir suçluluk psikolojisinin yattığını ifade etti. Ona göre bu üslup, kontrolünü kaybetmiş bir anlayışın; şiddet ve çatışma üzerine kurulu politikalarının yarattığı sıkışmışlığın ve panik halinin açık bir göstergesi niteliğinde.
Açıklamasında oldukça sert bir dil kullanan Bahçeli, Netanyahu’nun sözlerinin aslında muhatabına değil, bizzat kendisine zarar verdiğini belirtti. Gerçeklerden kopmuş, vicdani ölçülerini yitirmiş ve siyasi sağduyusunu kaybetmiş bir yaklaşımın ürünü olarak değerlendirdiği bu ifadelerin, İsrail yönetiminin içine düştüğü meşruiyet krizini gözler önüne serdiğini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tür ithamlar ve propagandalar karşısında sarsılmayacağını, devletin yönünün bu tür söylemlerle değiştirilemeyeceğini özellikle vurguladı.
Bahçeli’ye göre asıl tartışılması gereken, sarf edilen sözler değil; bu sözlerin arkasındaki eylemler ve sorumlulardır. Bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlığın giderek arttığı bir dönemde, özellikle Orta Doğu’da huzur ve güven ortamının bilinçli politikalarla zedelendiğini ifade eden Bahçeli, bu süreçte sivillere yönelik şiddetin kabul edilemez boyutlara ulaştığını belirtti. Bu çerçevede, masum insanların hayatını kaybetmesine neden olan bir anlayışın Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı’na söz söylemeye çalışmasını “utanmazlık ve küstahlığın en uç noktası” olarak değerlendirdi.
Gazze’de yaşanan olaylara dikkat çeken Bahçeli, bu olayların sorumluluğunu taşıyanların dikkatleri başka yönlere çekmek amacıyla söylem geliştirdiğini ifade etti. Batı Şeria’daki gelişmelerden Lübnan, Suriye ve İran’a uzanan geniş bir coğrafyada izlenen politikaların bölgeyi istikrarsızlaştırdığını savunan Bahçeli, bu yaklaşımın yalnızca saldırganlıkla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda etik ve siyasi bir çöküşü de beraberinde getirdiğini söyledi.
İsrail yönetiminin uluslararası hukuku ihlal eden, bölgesel barışı tehdit eden ve krizleri derinleştiren bir yapı haline geldiğini dile getiren Bahçeli, bu durumun sadece Orta Doğu için değil, küresel barış açısından da ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Bu bağlamda Netanyahu’nun açıklamalarının sağduyulu bir siyasi tutumdan ziyade, çaresizlik ve korkunun sonucu olduğunu ifade etti.
Bahçeli ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konumuna da özel bir vurgu yaptı. Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olduğunu hatırlatarak, ona yöneltilen ifadelerin yalnızca şahsına değil; aynı zamanda Türk devletinin egemenlik haklarına, milletin onuruna ve milli iradeye yönelik bir saldırı anlamı taşıdığını belirtti.
Türkiye’nin köklü devlet geleneği, güçlü siyasi iradesi ve tarihsel birikimiyle bu tür girişimlere karşı dimdik duracağını vurgulayan Bahçeli, hiçbir dış söylemin Türkiye’yi zayıflatamayacağını ifade etti. Ona göre Türkiye’yi hedef alan bu tür açıklamaların arkasında, ülkenin artan diplomatik etkisinden ve uluslararası alandaki aktif görevinden duyulan rahatsızlık yatmaktadır.
Bahçeli, Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözlerinin hiçbir geçerliliği olmadığını ifade ederek, Cumhur İttifakı’nın devletin ve milletin yanında kararlılıkla durmaya devam edeceğini belirtti. Türkiye’ye yönelik her türlü saldırgan söylem, tehdit ve provokasyon karşısında aynı kararlı duruşun sürdürüleceğini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
