
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşanan ve Türk bayrağının hedef alındığı provokatif olayla ilgili yazılı bir basın açıklaması yaparak sert değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, yaşananlardan DEM Parti’yi sorumlu tuttu ve partinin terörle arasındaki konumunu netleştirmesi gerektiğini ifade etti.
Bahçeli açıklamasında, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörden arındırılmış bölge” hedefleri doğrultusunda atılan adımlar hız kazandıkça, barış ve istikrar ortamından rahatsız olan karanlık odakların da provokasyonlarını artırdığını vurguladı. Türkiye’nin huzur ve güvenlik ikliminin güçlenmesini hazmedemeyen çevrelerin, fitne ve kaos üretme çabalarını daha tehlikeli bir boyuta taşıdığını belirtti.
Terörü ve terör örgütlerini bir araç olarak kullanan, onları yönlendiren ve destekleyen odakların yalnızca Türkiye’nin değil, bölge ülkelerinin de güvenlik arayışlarından rahatsız olduğunu dile getiren Bahçeli, bu yapıların içinde bazı tanıdık devletlerin de yer aldığını ifade etti. Anadolu, Ortadoğu ve Afrika coğrafyasında hegemonya mücadelesi yürüten bu karanlık zihniyetin; devlet dışı silahlı örgütleri, bölücü unsurları ve terör yapılanmalarını bilinçli biçimde besleyerek kaos alanını genişletmeyi hedeflediğini söyledi. Bahçeli’ye göre, “Terörsüz Türkiye” hedefinin kararlılıkla hayata geçirilmesiyle bu zalim projeler boşa çıkarılacak, nifak ve fesat üreten kaynaklar kökünden kurutulacaktır.

Provokasyonun Sorumlusu Dem Parti’dir
Nusaybin’de geçişe kapalı olan sınır hattını zorlayarak açmaya çalışan ve Türk bayrağına saldıran bölücü örgüt sempatizanlarının eylemini şimdiye kadar yaşanan en ağır provokasyonlardan biri olarak niteleyen Bahçeli, olayın vahametine dikkat çekti.
DEM Parti’nin grup toplantısını Nusaybin’de yapmasının ve bu kapsamda yapılan konuşmaların yaşanan gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu savunan Bahçeli, özellikle Türk bayrağının indirilmesi olayından DEM Parti yönetiminin ve eş genel başkanlarının birinci derecede sorumlu olduğunu ifade etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarını da sert sözlerle eleştiren Bahçeli, bu konuşmaların dikkat, sorumluluk, nezaket ve milli hassasiyetlerden yoksun olduğunu; kullanılan dilin ve üslubun gerilimi daha da artırdığını söyledi. Yaşanan gelişmelerin Türkiye ve millet adına ciddi endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu dile getirdi.

Dem Parti Açık Bir Tercih Yapmalıdır
Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefine adım adım yaklaşılan bir süreçte, kullanılan dilin ve sergilenen zihniyetin toplumsal tansiyonu yükselttiğini belirterek, DEM Parti’nin artık net bir karar vermesi gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda şu soruları yöneltti: DEM Parti, PKK’nın kurucu liderinin yanında mı, karşısında mı durmaktadır?
Terörün gölgesinde mi siyaset yapacaktır, yoksa terörsüz bir geleceğe mi katkı sunacaktır?
Şiddeti ve silahı mı savunacaktır, yoksa demokrasinin ve siyasetin meşru zemininde mi kalacaktır?
Kürt vatandaşların asılsız iddialarla kışkırtılmasının milli birlik ve bütünlüğe zarar verdiğini ifade eden Bahçeli, DEM Parti’nin ya bu tutumdan vazgeçmesi ya da tüm Türkiye’yi kucaklayan gerçek bir “Türkiye partisi” olma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtti.

Al Bayrağımız Şerefsizce Hedef Alınmıştır
Suriye’nin iç istikrarını ve toprak bütünlüğünü koruma çabasının ırkçı ve faşizan bir yaklaşımla karalanmasını şuursuzluk olarak niteleyen Bahçeli, DEM Parti’nin Kürt vatandaşları ajite etmekten, dış odakların çıkarlarına hizmet etmekten ve toplumsal fay hatlarını kaşımaktan derhal vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşanan bayrak provokasyonunun arkasında Siyonist ve emperyalist bir planın bulunduğunu savunan Bahçeli, bunun kapalı devre yürütülen bir istihbarat operasyonu olduğuna dikkat çekti.
Türk bayrağının; bağımsızlığın sembolü, şehitlerin emaneti ve milletin ortak değeri olduğunu vurgulayan Bahçeli, bayrağa saldıranların ve bu saldırıyı planlayanların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini, varsa yabancı istihbarat bağlantılarının da mutlaka ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Herkes Aklını Başına Almalıdır
Bahçeli, bu olayın hafife alınamayacağını, Türk bayrağının doğrudan Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğini temsil ettiğini belirtti. Sabırların zorlanmasının ve sinir uçlarıyla oynanmasının kimseye fayda sağlamayacağını, aksine daha büyük sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Provokasyonlara karşı azami dikkat gösterilerek “Terörsüz Türkiye” hedefine bağlı kalınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, milli onur ve değerler üzerinden hesap yapmaya kalkışanlara karşı kararlı bir duruş sergileneceğini söyledi.
Açıklamasının sonunda, ay yıldızlı al bayrağa uzanan elleri, bu eylemleri gerçekleştiren zihniyeti ve terörü meşrulaştıran anlayışı sert bir dille kınadığını ve lanetlediğini belirten Bahçeli, SDG/YPG’nin bir terör örgütü olduğunu ve Kürt vatandaşları temsil edemeyeceğini vurguladı. Fırat’ın doğusunun da batısı gibi tamamen terörden arındırılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, bu hedef için zamanın şimdi olduğunu sözlerine ekledi.
