
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Meclis’te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Özellikle, Demokrasi ve Ekoloji Partisi (DEM Parti) heyetinin, İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan ile yapacağı görüşmeye dair üçüncü kez bir izin verilip verilmeyeceği konusu merak ediliyordu. Bakan Bozdağ, bu konuda yaptığı açıklamada, DEM Parti heyetinin İmralı’da bir görüşme talebinin olup olmadığına dair herhangi bir başvuru yapılmadığını belirtti. Ancak olası bir başvuru durumunda, bakanlık olarak bu başvuruyu değerlendirip gerekli iznin verileceğini ifade etti.
Bakan, mevcut mevzuat çerçevesinde, İmralı’daki görüşmelerin izne tabi olduğunu ve başvuruların değerlendirilmesi sürecinde her zaman ilgili yasalar doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı. Yeni bir başvuru olduğu takdirde, her zaman olduğu gibi adaletli ve objektif bir değerlendirme sürecinin uygulanacağını da sözlerine ekledi.
Bu açıklama, DEM Parti heyetinin gelecekteki görüşme talepleri açısından belirsizlikleri ortadan kaldırmış olmasa da, Bakan Bozdağ’ın verdiği mesaj, İmralı Cezaevi’nde yapılacak olası görüşmeler için her zaman hukuki sürecin takip edileceğini gösteriyor.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı’nın sorumluluğundaki bazı önemli gündem maddelerine dair açıklamalarda bulundu. AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tunç, gündemdeki başlıca konulara dair değerlendirmelerde bulundu.

DEM Parti’nin İmralı’ya Üçüncü Ziyaret Talebi
Tunç, DEM Parti heyetinin İmralı Adası’na gerçekleştirmeyi talep ettiği üçüncü ziyaretle ilgili olarak, “Eğer resmi bir başvuru yapılırsa, Adalet Bakanlığı olarak her zaman olduğu gibi değerlendirme yaparız. Daha önce de bu tür başvurular olmuştu ve her ikisi de titizlikle incelenerek izin verilmişti. Eğer yeni bir başvuru gerçekleşirse, bu başvuruyu da değerlendirip gerekli izni sağlayacağız” dedi. Bakan, daha önce yapılan başvurulara ilişkin izinlerin verildiğini ve DEM Partili heyetlerin görüşmelerinin gerçekleştiğini belirtti.
Emine Ayşe Barım’ın Tahliye Süreci
Gezi Parkı soruşturması kapsamında tutuklanan Emine Ayşe Barım’ın tahliye kararıyla ilgili gündemdeki gelişmeleri de değerlendiren Bakan Tunç, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Fatih Kapan hakkında başlatılan soruşturma ile ilgili soruya şu yanıtı verdi: “Bu tür yargı süreçleri, yargı sistemimizin bir parçasıdır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından devam eden bir soruşturma söz konusu. Verilen tahliye kararlarına, itirazlar üzerine başka mahkemeler karar verebilir. Yargı, kendi mecrasında işlemeye devam eder ve biz de süreci dikkatle takip edeceğiz.” Tunç, yargı kararlarının her zaman hukuki bir çerçevede alındığını ve süreçlerin tamamlanmasının ardından her türlü itirazın yargı yoluyla değerlendirilebileceğini vurguladı.

TÜSİAD’ın Açıklamaları
Bakan Tunç, iş dünyasının önde gelen derneklerinden TÜSİAD’ın yaptığı açıklamalarla ilgili olarak da önemli bir değerlendirme yaptı. TÜSİAD’ın, devam eden soruşturmalara dair yaptığı yorumların, yargıya müdahale anlamına gelebileceğini belirten Tunç, “Hukuk devleti ilkesi gereği, herhangi bir dernek veya kişi, yargı süreçlerini etkileme noktasında açıklamalar yapmamalıdır. TÜSİAD’ın son açıklamasında hukuk devleti ve insan hakları temelli bir kalkınma çağrısı yer aldı. Biz de 22 yıldır, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ilkelere uygun reformlar gerçekleştirdik ve hukuk güvenliği sağladık” şeklinde konuştu. Ayrıca, hukukun üstünlüğü ve güvenliğinin, yabancı yatırımların artmasında önemli rol oynadığını ve bu tür açıklamaların ekonomiye zarar verebileceğini belirtti.
Özgür Özel’in Sivil Darbe Söylemi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in partisinin grup toplantısında “sivil darbe” ifadesini kullanması üzerine de açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, Özel’in bu söylemini eleştirdi. Tunç, “Sivil darbe ifadesi doğru bir yaklaşım değil. Böyle bir söylem, yalnızca siyaseti ve yargıyı töhmet altında bırakır. Bu tür söylemler, darbeci zihniyetle ilişkilendirilmemelidir. Kimlerin gerçekten darbeci zihniyete yakın olduğu ise halk tarafından çok iyi bilinmektedir” dedi. Ayrıca, CHP’nin içindeki delegelere yönelik bazı ifadelerin de yanlış olduğuna dikkat çeken Tunç, “Eğer bir delegeyi ‘meczup’ olarak nitelendiriyorsanız, bu soruyu kendinize de sorabilirsiniz: ‘Bu kişileri kimler delege yaptı?’” diye belirtti.
HÜDA PAR’ın Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı ve Soruşturma
Bir gazetecinin, HÜDA PAR’ın düzenlediği “Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı” hakkında başlatılacak herhangi bir soruşturma olup olmadığını sorması üzerine Tunç, ülkenin üniter yapısının tartışılamaz olduğunu vurguladı. Anayasamızın değişmez maddelerine, devletin bölünmez bütünlüğüne ve milletin birliğine dair herhangi bir tartışmanın söz konusu olamayacağını belirtti. Bakan Tunç, “Devletimizin üniter yapısı ve bölünmez bütünlüğü ile ilgili hukuka aykırı bir durum söz konusu olursa, bunun soruşturulması zaten ilgili makamların sorumluluğundadır. Bizim görevimiz, anayasaya aykırı durumları tespit etmek değil, sürecin hukuka uygun şekilde işlemesini sağlamak” dedi.
Bu açıklamalar, Türkiye’nin hukuk sistemine ve siyasi yapısına dair önemli bir çerçeve sunarken, Bakan Tunç’un yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü her zaman savunduğunu bir kez daha ortaya koydu.
