
Son bir hafta içinde altın, yaklaşık yüzde 4 değer kaybetti ve bu, Haziran 2021’den bu yana kaydedilen en büyük düşüş oldu. Kasım ayında ise altının değer kaybı daha da belirginleşti ve yüzde 8’in üzerine çıktı. Altının bu kadar büyük bir kayıp yaşaması, özellikle yatırımcılar için büyük bir kaygı kaynağı olmuşken, pek çok kişi metale olan talebin düşmesinin sebeplerini araştırıyor.

Altın, genellikle ekonomik belirsizlikler ve enflasyonist baskılar dönemlerinde değer kazanırken, bu hafta yaşanan büyük düşüşün arkasında ekonomik faktörler ve piyasa beklentileri önemli rol oynamış olabilir. Doların güçlenmesi, faiz oranlarının yükselmesi ve küresel piyasalardaki diğer dinamikler, altının değerini olumsuz yönde etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Bu hafta, değerli metalin düşüşü sadece teknik bir düzeltme olarak mı kalacak yoksa daha uzun vadeli bir trendin başlangıcı mı olacak, bu soru hala yanıtlanmamış durumda. Ancak şu anki tablo, altının geçtiğimiz haftalarda gösterdiği güçlü performansın tersine, yatırımcıların daha temkinli olmasına neden oluyor.

Altın, güçlü Amerikan doları ve Amerikan Merkez Bankası (Fed) tarafından yapılacak olası faiz indirimlerine dair beklentilerin etkisiyle değer kaybetmeye devam ediyor. Hem gram altın hem de çeyrek altın, ons altının global piyasadaki performansına paralel olarak bir fiyat hareketi sergiliyor. Şu an gram altın, 2.839 lira seviyelerinde işlem görürken, çeyrek altın fiyatı da 4.6644 liraya kadar gerilemiş durumda.

Fed Başkanı Jerome Powell, yaptığı açıklamalarda Amerikan ekonomisinin güçlü yapısına, sağlam istihdam piyasasına ve enflasyona vurgu yaparak, faiz oranlarını düşürmek için herhangi bir acil ihtiyaç olmadığının sinyalini verdi. Powell’ın bu yorumları, Amerikan Merkez Bankası’nın faiz indirimleri konusunda daha temkinli bir yaklaşım sergilemeye devam edeceğine işaret ediyor.

Son dönemde Aralık ayında gerçekleşmesi beklenen faiz indirimi ihtimalleri, yüzde 80’lerden yüzde 58 seviyelerine gerileyerek önemli bir azalma gösterdi. Bu durum, yatırımcıların faiz indirimi beklentilerinin azaldığını ve Fed’in, ekonomiyi desteklemek adına faizleri düşürme konusunda daha yavaş hareket edeceğini düşündüğünü gösteriyor.

Öte yandan, eski Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle uygulanacak potansiyel politikaların, enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturması bekleniyor. Bu gelişme, Amerikan Merkez Bankası’nın faiz politikası üzerinde yeni kısıtlamalara yol açabilir. Eğer enflasyon baskıları artarsa, Fed’in faiz indirimine gitme olasılığı daha da zorlaşabilir, çünkü yüksek enflasyon, merkez bankalarının faiz oranlarını düşürme alanını daraltan bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN