
Başkan Karahan, öncelikle politika faizinin, Türkiye’nin ekonomik koşulları ve enflasyon beklentilerine göre şekillendirileceğini vurguladı. Karahan, bu süreçte dikkat edilecek en önemli faktörün, dezenflasyon sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için faiz oranlarının gerektiği sıklıkla belirlenmesi olduğunu ifade etti. Merkez Bankası’nın faiz kararlarının, sadece mevcut enflasyon verileri dikkate alınarak değil, aynı zamanda gelecekteki enflasyon beklentileri de göz önünde bulundurularak alınacağına dikkat çekti.

TCMB Başkanı, yıl sonu enflasyon beklentisini de açıkladı. Ekonomik görünüm ve dış faktörler ışığında, Merkez Bankası’nın enflasyon hedefleri doğrultusunda sıkı para politikalarının devam edeceğini belirtti. Karahan, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik büyüme hedeflerinin de enflasyonla mücadeleyle paralel bir şekilde sürdürüleceğini, bu sürecin ülke ekonomisinin sağlıklı bir büyüme yoluna girmesinde kritik bir rol oynayacağını vurguladı.

TCMB’nin para politikası ve makroekonomik görünümle ilgili olarak verdiği bu mesajlar, Türkiye’nin ekonomik istikrarını koruma ve enflasyonu kontrol altına alma çabalarını sürdüreceğini gösteriyor. Başkan Karahan’ın açıklamaları, ekonomideki belirsizliklerin aşılması ve Türkiye’nin uluslararası finansal sistemdeki güveninin pekiştirilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Para politikalarında sergilenen kararlı duruş, yurt içi talepteki dengeleme, Türk lirasının reel değerlenmesi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme sayesinde, aylık enflasyonun ana eğiliminde bir düşüş sağlanmış ve dezenflasyon süreci güçlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Karahan, maliye politikasındaki artan eş güdümün de bu sürece önemli bir katkı sağladığını ifade etti.
Karahan, “İlk aşamada alınan tedbirlerle enflasyonun daha yüksek seviyelere çıkmasını engelledik. Haziran 2024’ten itibaren dezenflasyonu başarılı bir şekilde tesis ettik. 2025 yılı sonu itibarıyla enflasyonun yüzde 21 seviyesine gerilemesini hedefliyoruz. Ayrıca, risk primindeki azalma sayesinde yurt dışı faiz yükü yıllık 7 milyar dolar azaldı.” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana kadar ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirten Karahan, önümüzdeki dönemde de para politikasının istikrarlı şekilde devam edeceğini ifade etti.
Politika Faizi İçin Dezenflasyon Vurgusu
Karahan, politika faizinin seviyesinin, enflasyon gerçekleşmeleri ve beklentiler dikkate alınarak, öngörülen dezenflasyon sürecine uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu süreçte, para politikası kararlarının, enflasyon görünümünü odak alarak, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşım doğrultusunda alınacağına dikkat çekti. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası araçlarının etkili şekilde kullanılacağı belirtildi.
Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme, alım gücü ve verimlilik için kritik bir öneme sahip olduğuna değinen Karahan, toplumsal refaha en büyük katkıyı, fiyat istikrarını sağlayarak sunacaklarını belirtti. “Fiyat istikrarı, yatırım ve üretim ortamını iyileştirir.” diyerek, istikrarlı fiyatların ekonominin temellerini güçlendirdiğini ifade etti.
Enflasyonun Düşüşe Geçmesi
Karahan, enflasyonun, talepteki dengelenme, fiyatlama davranışlarında normalleşme ve beklentilerdeki iyileşme ile düşeceğini söyledi. Dezenflasyon sürecinin başarıyla devam ettiğini ve mal enflasyonunun düşük seviyelerde seyrettiğini belirten Karahan, hizmet enflasyonundaki düşüşün ise daha kademeli bir şekilde gerçekleştiğini ifade etti.
Rezervlerde 115 Milyar Dolarlık Artış
Karahan, 2023 Mayıs ile 2025 Ocak arasındaki dönemde Türkiye’nin rezervlerinin 115 milyar dolar arttığını ve bu iyileşmenin tamamen yurt içi kaynaklı olduğunu söyledi. Cari açıkta yaşanan azalma, dış finansman ihtiyacını önemli ölçüde düşürmüştür. 2023 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 5 olan cari açığın GSYH’ye oranı, 2024’ün üçüncü çeyreğinde yüzde 0,7’ye gerileyerek dış finansman ihtiyacını 48 milyar dolar azaltmıştır.
Ayrıca, sermaye girişlerinin yeniden başladığını ve dış ticaretin genel anlamda iyileştiğini belirten Karahan, döviz arzının arttığını, döviz talebinin ise azaldığını kaydetti. Bu gelişmeler, Türkiye’nin dış ticaret dengesini güçlendirmekte ve döviz kurlarındaki istikrarı sağlamaktadır.
KKM’de Azalan Mevduatlar, TL Talebi Artıyor
Kur korumalı mevduat (KKM) sisteminde yaşanan azalışa rağmen, Türk lirasına olan talebin güçlenmeye devam ettiğini belirten Karahan, “Ağustos 2023 ile Ocak 2025 arasındaki dönemde KKM bakiyesinde 111 milyar dolar bir azalma gerçekleşirken, TL mevduatının payı yüzde 31,6’dan yüzde 59,3’e yükseldi.” dedi.
Faiz maliyetlerinin azaldığına ve kaynak girişlerinin arttığına dikkat çeken Karahan, Mayıs 2023 sonrası toplamda 53,5 milyar dolarlık kaynak girişinin gerçekleştiğini söyledi. Bu durum, Türkiye’nin ekonomisinin sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu ve ihracatının arttığı, ithalatının ise azaldığı bir dönemi işaret etmektedir.
Küresel Ticarette Toparlanma Sinyalleri, Ancak Zayıf Bir Seyir
Karahan, küresel ticaretin toparlanmaya başladığını ancak hâlâ zayıf seyrettiğini belirtti. Avrupa’nın mal ithalatındaki düşüşe rağmen, Türkiye’nin Avrupa’daki pazar payının arttığını söyledi. Bu durum, Türkiye’nin dış ticaretinde olumlu bir eğilim olarak değerlendirilmektedir. Avrupa’nın ithalatı zayıf seyrederken, Türkiye’nin dış pazarlarla olan ilişkisi güçlenmeye devam etmektedir. Bu ekonomik gelişmeler ışığında, Türkiye’nin ekonomisi hem iç kaynaklı hem de küresel faktörlerin etkisiyle dengelenmeye ve büyümeye devam etmektedir.

DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN