
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, üniversite programlarının kontenjanlarına yönelik son üç yıldır sürdürülen azaltma politikasının bu yıl da devam edeceğini açıkladı. Özvar, yükseköğretim sisteminde arz ve talep dengesini gözeten bir planlama anlayışı benimsediklerini belirterek, yalnızca tercih yoğunluğunun değil mezunların istihdam imkanlarının da belirleyici kriter olarak değerlendirildiğini ifade etti.

Geçtiğimiz yıl özellikle devlet üniversitelerinde hukuk, eczacılık ve diş hekimliği gibi belirli bölümlerde kontenjan düşürme uygulamasına gidilmişti. Bu yıl ise benzer düzenlemenin vakıf üniversitelerini de kapsayacak şekilde genişletileceği bildirildi. Böylece hem devlet hem de vakıf üniversitelerinde bazı programlarda daha sınırlı sayıda öğrenci kabul edilmesi planlanıyor.

Kontenjanlarda Radikal Daralma: Sırada Vakıf Üniversiteleri Var
YÖK yönetimi, bazı bölümlerin adaylar tarafından yoğun ilgi görmesine rağmen mezuniyet sonrasında yeterli istihdam alanı oluşturamadığına dikkat çekiyor. Bu nedenle kontenjan planlamasında yalnızca popülerlik değil, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve mezunların iş bulma oranları da dikkate alınıyor. Amaç, mezun sayısı ile istihdam kapasitesi arasındaki dengesizliği azaltmak ve gençlerin mezuniyet sonrasında karşılaşabileceği işsizlik riskini en aza indirmek.

Yükseköğretimde Yeni Dönem: Talep Değil İstihdam Belirleyici
Özvar’ın açıklamaları, yükseköğretimde nitelik odaklı ve sürdürülebilir bir büyüme hedefinin sürdürüldüğünü gösteriyor. Kontenjan düzenlemeleriyle hem eğitim kalitesinin korunması hem de mezunların kariyer planlamalarında daha gerçekçi bir tabloyla karşılaşmaları hedefleniyor.

Hukuk ve Sosyal Bilimlerde Büyük Kesinti
Yükseköğretim alanında kontenjan planlamasına ilişkin açıklamalarda bulunan Özvar, devlet üniversitelerinde bir süredir uygulanan kontenjan azaltma politikasının 2026 yılı itibarıyla vakıf üniversitelerini de kapsayacağını duyurdu.
En Sert Düşüş Türk Dili ve Edebiyatı ile Tarih Bölümlerinde
Bu kapsamda özellikle hukuk, psikoloji, eczacılık, diş hekimliği ve mimarlık gibi yoğun talep gören bölümlerde, vakıf üniversitelerinde de farklı oranlarda kontenjan daraltmasına gidileceği belirtildi.
Üniversitelerde Arz–Talep Dengesi Yeniden Kuruluyor
Özvar, üniversite programlarına yönelik talebin tek başına belirleyici olmaması gerektiğini vurgulayarak, yükseköğretim planlamasında istihdam olanaklarının da dikkate alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Özel sektörün mezunlara yeterli ölçüde iş imkânı sunmadığı alanlarda kontenjanların yüksek tutulmasının ne öğrencilere ne de ülke kaynaklarına katkı sağlayacağını dile getirdi. Bu nedenle arz ve istihdam dengesinin gözetildiği daha rasyonel bir planlama anlayışının benimsendiğini söyledi.
462 Program İncelendi, 197’sinde Kontenjan Azaldı
Açıklamalara göre 2023-2025 döneminde toplam 462 lisans programı incelendi ve bunlardan 197’sinde kontenjan azaltımına gidildi. Bu veriler, yükseköğretimde program bazlı yeniden yapılandırmanın geniş bir alana yayıldığını ortaya koyuyor.
Devlette Yüzde 45, Vakıfta Şimdilik Yüzde 10
Özellikle hukuk fakültelerinde yapılan düzenlemeler dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl devlet üniversitelerindeki hukuk kontenjanlarında yüzde 45 oranında kesintiye gidilirken, vakıf üniversitelerinde bu oran yüzde 10 seviyesinde kaldı. Yeni düzenlemeyle birlikte vakıf üniversitelerinde de daha belirgin bir daralma yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Eğitim Fakültelerinde En Büyük Kayıp Fen Bilgisi Öğretmenliğinde
Son üç yılda kontenjanı en fazla azaltılan bölümler arasında ise Türk Dili ve Edebiyatı ile Tarih öne çıktı. Türk Dili ve Edebiyatı programlarında kontenjanlar 12.015’ten 3.680’e gerilerken, Tarih bölümlerinde bu sayı 10.658’den 3.646’ya düşürüldü. Eğitim fakülteleri içinde ise en yüksek azalış Fen Bilgisi Öğretmenliği programında gerçekleşti.
Yapılan düzenlemeler, yükseköğretimde nicelikten ziyade nitelik ve istihdam odaklı bir planlamaya geçişin göstergesi olarak değerlendiriliyor. 2026’dan itibaren vakıf üniversitelerini de kapsayacak yeni uygulamayla birlikte, kontenjan politikalarında daha dengeli ve sektör ihtiyaçlarıyla uyumlu bir yapının hedeflendiği anlaşılıyor.
