
Jet yakıtı fiyatlarının hızla yükselmesi, Avrupa’daki havayolu şirketlerinin maliyet yapısını doğrudan zorlamaya başladı. Artan operasyon giderleri, şirketlerin kârlılık dengesini ciddi biçimde tehdit eder hale geldi.

Ryanair’in Üst Yöneticisi Michael O’Leary de konuya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. O’Leary, yakıt fiyatlarındaki bu yüksek seyrin devam etmesi durumunda havayolu sektöründe büyük bir kriz yaşanabileceğini belirtti.
Ünlü yöneticiye göre maliyet baskısı bu şekilde sürerse, birçok havayolu şirketi ayakta kalmakta zorlanabilir ve hatta iflas riskiyle karşı karşıya kalabilir. Orta Doğu’daki gerilim sadece bölgesel bir güvenlik sorunu olmanın ötesine geçerek, küresel ulaşım ve havacılık sektörünü derinden etkileyen ekonomik bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor.
Avrupa’nın en büyük düşük maliyetli havayolu şirketi Ryanair Group’un Üst Yöneticisi (CEO) Michael O’Leary, Orta Doğu’da süregelen çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar nedeniyle artan uçak yakıtı fiyatlarının Avrupa’daki birçok havayolu şirketini ciddi finansal zorluklara, hatta iflasa sürükleyebileceği konusunda uyarıda bulundu.
CNBC’ye verdiği röportajda O’Leary, havacılık sektörünün hem jeopolitik riskler hem de yükselen maliyet baskılarıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Özellikle jet yakıtı fiyatlarındaki hızlı artışa dikkat çekerek, varil fiyatının 80 dolardan 150 doların üzerine çıktığını belirtti. O’Leary, fiyatların yaz aylarında özellikle temmuz, ağustos ve eylül döneminde—bu seviyelerde kalması halinde Avrupa’daki birçok havayolu şirketinin ayakta kalmakta zorlanacağını ve ardı ardına iflas haberlerinin gelebileceğini söyledi.
Ryanair’in bu dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olduğunu vurgulayan O’Leary, şirketin yakıt ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’ini fiyat sabitleme (hedging) yöntemiyle güvence altına aldığını belirtti. Buna karşılık rakip şirketlerin aynı ölçüde korunamadığını ve bu nedenle ciddi mali sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceklerini dile getirdi. Ayrıca Ryanair’in güçlü finansal yapısını kullanarak bilet fiyatlarını düşük tutmaya devam edeceğini ve bu stratejinin rakip havayolları üzerindeki baskıyı daha da artıracağını ifade etti.
O’Leary, başlangıçta haziran ayında beklenen jet yakıtı tedarik krizine ilişkin endişelerin ise tedarikçilerden gelen son bilgiler doğrultusunda azaldığını söyledi. Haziran sonuna kadar ciddi bir kesinti öngörülmediğini belirten CEO, buna rağmen piyasanın hassasiyetini koruduğunu vurguladı ve Hürmüz Boğazı’nın mümkün olan en kısa sürede yeniden açılması gerektiğini dile getirdi. Özellikle İngiltere gibi Kuveyt petrolüne bağımlı ülkelerde risklerin kısmen azaldığını ancak tamamen ortadan kalkmadığını ekledi.
Hürmüz Boğazı’ndaki Kriz Maliyetleri Artırdı
Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan çatışmalar ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar, küresel enerji piyasalarında ve özellikle havacılık sektöründe ciddi dalgalanmalara yol açtı. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre jet yakıtı fiyatları kısa sürede tarihi bir yükseliş gösterdi.
27 Şubat’ta varil başına 99,4 dolar olan küresel fiyatlar, yalnızca bir ay içinde yüzde 110 artarak 3 Nisan’da 209 dolara kadar çıktı. Kuzeybatı Avrupa’da navlun ve sigorta dahil fiyatlar ise 216,9 dolara ulaşarak rekor kırdı. 24 Nisan itibarıyla fiyatlar 179,46 dolara gerilese de kriz öncesi seviyelerin oldukça üzerinde seyretmeye devam etti.
Krizin temelinde, dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık bulunuyor. Çatışmaların başlamasıyla birlikte günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü taşımacılığında ciddi kesintiler meydana geldi. Bu durum hem arz daralmasına hem de maliyetlerin hızla yükselmesine yol açtı.
Aynı süreçte Orta Doğu’daki istikrarsızlık yalnızca jet yakıtını değil, doğal gaz ve ham petrol fiyatlarını da yukarı çekti. Avrupa Birliği’nin bu süreçte enerji ithalatı için yaklaşık 24 milyar avro ek maliyetle karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
Avrupa Havayolları Operasyonları Küçültüyor
Yakıt maliyetlerinin iki katına çıkması, Avrupa genelinde havayolu şirketlerinin operasyonel dengelerini ciddi şekilde bozdu. Şirketler ya kapasite azaltmaya ya da uçuş iptallerine gitmek zorunda kaldı. Uçak yakıtı ihtiyacının büyük kısmını kendi rafinerilerinden karşılayan ancak önemli ölçüde Orta Doğu ve Körfez ülkelerine bağımlı olan Avrupa, tedarik zincirindeki kırılganlık nedeniyle arz sıkıntısı riskiyle karşı karşıya kaldı.
Bu gelişmelerin ardından birçok büyük havayolu şirketi stratejik değişikliklere gitti: Lufthansa, yakıt tasarrufu amacıyla ekim ayına kadar 20 bin kısa mesafeli uçuşu iptal etti. EasyJet, yalnızca mart ayında 25 milyon sterlinlik ek yakıt maliyetiyle karşılaştı ve yılın ilk yarısı için büyük zarar beklentisi açıkladı. SAS yaklaşık 1000 uçuşu iptal ederken, KLM 80 uçuşluk kapasite azaltımına gitti. Air France-KLM ise uzun mesafeli uçuşlarda yolcu başına 100 avro ek yakıt ücreti uygulamaya başladı.
Brüksel’den Acil Durum Planı
Avrupa Birliği, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz sıkıntısının derinleşmesi üzerine kapsamlı bir acil durum planı hazırladı. “AccelerateEU” adı verilen bu plan, havacılık sektörünü desteklemeyi ve yakıt arz güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Plan kapsamında AB ülkeleri arasında enerji koordinasyonunun artırılması, gaz depoları ve petrol stoklarının ortak yönetimi, rafineri üretiminin daha sıkı izlenmesi ve acil durumlarda yakıt dağıtımının koordine edilmesi hedefleniyor. Ayrıca AB genelinde yeni bir “Yakıt Gözlemevi” kurulacak. Bu sistem sayesinde jet yakıtı ve diğer ulaşım yakıtlarının üretim, ithalat, ihracat ve stok seviyeleri düzenli olarak izlenecek ve olası krizler daha erken tespit edilecek.
Komisyon, havacılık sektörünün mevcut AB kurallarındaki esnekliklerden daha fazla yararlanmasını sağlayacak düzenlemeler üzerinde de çalışıyor. Enerji uzmanları, bu planın doğrudan fiyatları düşürmekten ziyade arz güvenliğini sağlamaya ve olası yakıt kıtlıklarını önlemeye odaklandığını belirtiyor.
