
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarına ilişkin önemli bir karar açıkladı. Divan, İsrail’in Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işgalci güç konumunda olduğunu belirterek, Tel Aviv yönetiminin bu bölgelerdeki uygulamalarının hukuki sonuçlarına dikkat çekti.
Yapılan açıklamada, “İsrail Gazze’de işgalci güçtür. İşgal altındaki Filistin toprakları parçalanmış ayrı bölgeler değil, tek bir bölgesel birimdir.” denildi.
Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan UAD, Gazze’deki soykırım nedeniyle yargılanmakta olan İsrail hakkında şu kararları verdi:
- Filistin Topraklarının Bütünlüğü: İşgal altındaki Filistin toprakları, ayrı bölgeler değil, tek bir bölgesel birim olarak kabul edilmelidir.
- Gazze’de İşgalci Güç: İsrail, Gazze’de işgalci güç konumundadır. Divan, 7 Ekim’den bu yana Gazze ve Batı Şeria’da yapılan katliamları da bu bağlamda değerlendirdi.
- Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da İşgal: İsrail, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işgalci olarak nitelendirilmektedir. Bu bölgelerdeki yerleşim politikaları ve uygulamalar, Cenevre Sözleşmesi’ni ihlal etmektedir.
- Doğal Kaynakların Kullanımı: İsrail’in işgal ettiği topraklarda Filistinlilere ait doğal kaynakları kullanması, uluslararası hukuka aykırıdır.
- Uluslararası Hukuk İhlalleri: İsrail, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yerleşimleri ile uluslararası hukuku ihlal etmektedir. İşgal altındaki topraklardaki uygulamaları, kalıcı olarak yerleşme amacı taşıdığını göstermektedir.
- İsrail, hiçbir şekilde işgal ettiği Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkına sahip değildir.
Divan, 7 Ekim’den bu yana Gazze ve Batı Şeria’da katliamlar gerçekleştiren Tel Aviv yönetimi hakkında, “İsrail, Gazze’de işgalci güç konumundadır. İsrail, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işgalcidir.” kararına vardı.
NE OLMUŞTU?
Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda faaliyet gösteren Uluslararası Adalet Divanı’nda, 19-26 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 49 ülke, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Afrika Birliği, İsrail’in Filistin topraklarını işgal ve ilhakına ilişkin görüşlerini sözlü olarak Divan’a sundu. Bunun öncesinde, yine Türkiye’nin de dahil olduğu 54 devlet ve 3 uluslararası kuruluş, Ağustos 2023’e kadar yazılı beyanlarını Divan’a iletti.
TÜRKİYE FİLİSTİN’İN İŞGALİNE KARŞI ÇIKTI
Türkiye, UAD’nin danışma görüşü oluşturulması sürecinde 26 Şubat 2024’te yaptığı sunumda, İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediğini ve bu sebeple işgali “derhal ve koşulsuz olarak” sona erdirmesi gerektiğini vurguladı. Sunumda, İsrail’in Filistin’deki işgaline son vermesi ve 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kalıcı bir çözüm çağrısı yapıldı. Türkiye, uluslararası toplumu ve kuruluşları sorumluluklarını yerine getirmeye davet etti. Özellikle Doğu Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı olduğunu belirtti.
ABD VE İNGİLTERE, İSRAİL’İN TEZLERİNİ SAVUNDU
ABD ve İngiltere, İsrail’in tezlerini savunarak, Divan’dan herhangi bir danışma görüşü vermemesini istedi. İngiltere, İsrail-Filistin uyuşmazlığının ikili müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunurken, ABD, İsrail’in Filistin’i işgalini “güvenlik endişeleri” gerekçesiyle meşru göstermeye çalıştı.
BM GENEL KURULU, UAD’DEN GÖRÜŞ İSTEMİŞTİ
BM Genel Kurulu, 30 Aralık 2022 tarihli kararında, UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak, 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti:
İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?
İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?
Danışma görüşü talebi, 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırıldı. Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.
UAD’nin bu kararı, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki politikalarını ve uygulamalarını uluslararası hukuka aykırı bulduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu karar, İsrail’in bölgedeki varlığını ve politikalarını yeniden tartışmaya açarken, uluslararası kamuoyunun da dikkatini çekiyor.
Kararın ardından, İsrail’in uluslararası toplum ve hukuki merciler tarafından nasıl bir karşılık göreceği merak konusu. Divan’ın bu kararı, Filistin’in uluslararası hukuk nezdindeki haklarını savunma mücadelesine önemli bir katkı sağlıyor.