

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne yaptığı saldırılarda, Filistin’in kültürel mirası doğrudan hedef alındı. Bu saldırılarda Gazze’deki onlarca tarihi yapı, İsrail güçlerinin bombardımanı sonucu yok edildi.
İsrail güçleri, Gazze Şeridi’nde yerleşim yerlerini, hastaneleri, okulları, camileri ve kiliseleri 2 ay boyunca düzenlediği saldırılarda hedef alarak, 7 bin 112 çocuk, 4 bin 885 kadın dahil olmak üzere toplam 16 bin 248 Filistinliyi öldürdü ve 43 binden fazla kişiyi yaraladı.
Gazze’nin Tarihi Mirasına Zarar
![]()
Gazze Şeridi, İslami eserler ve Hristiyanlığın en eski dini yapılarına ev sahipliği yapıyor. İsrail uçaklarının son saldırılarında Gazze’nin Eski Şehir’indeki tarihi Osman bin Kaşkar Camii de hedef alındı. Bu cami, Gazze’nin en eski yapılarından biri olup, miladi 1223 yılında inşa edilmiştir. Camiye yönelik saldırıda onlarca kişi yaralanırken, tarihi yapıda da hasar meydana geldi.
Filistin Kültür Bakanlığı ve resmi haber ajansı WAFA kaynaklarından derlediği bilgilere göre, İsrail saldırılarında yıkıma uğraya tarihi ve kültürel yapılar arasında öne çıkanlar şöyle:
Büyük Ömer Camii
Gazze’nin tarihi Eski Şehir bölgesinde yer alan ve bölgenin en eski ve en büyük camisi olan Büyük Ömer Camii’nin tarihi Hristiyanlık ve İslam’dan da öncesine dayanıyor. Tarihi Filistin topraklarında yerel dinler için mabed olarak kurulan yapı, Bizanslılar tarafından 5. yüzyılda kiliseye, 7’inci yüzyılda Halife Hz. Ömer döneminde camiye çevrildi.

Ünlü seyyah İbn Batuta’nın “estetik cami” olarak nitelendirdiği caminin 1400 yıllık minaresi, İsrail bombardımanında yıkıldı, caminin bir bölümü de zarar gördü.
Aziz Porphyrius Kilisesi
Gazze kentinin güneyindeki Zeytun Mahallesi’nde bulunan ve 4. yüzyılda inşa edilen Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi, “dünyanın en eski üçüncü kilisesi” olarak biliniyor.
Gazze’de yerinden edilmiş yüzlerce Hristiyan’ın sığındığı kilise İsrail bombardımanı sonucu yıkıldı. Saldırıda, kiliseye sığınanlar Gazzeli Hristiyanlardan 18’i yaşamını yitirdi. Kudüs’teki Anglikan Kilisesi’ne bağlı Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi, İsrail’in 17 Ekim’de bombaladığı ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açtığı El-Ehli Baptist Hastanesine yaklaşık 250 metre mesafede yer alıyor.
Refah Müzesi

Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan ve tarihi eserlere ve kültür merkezine ev sahipliği yapan Refah Müzesi, İsrail’in 11 Ekim’de düzenlediği hava saldırısında yerle bir oldu. Müzedeki sikkeler, bakır ve toprak eserler gibi “paha biçilemez” tarihi eserler enkaz altında kaldı.
Müze Müdiresi Dr. Süheyla Şahin, yıkımın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “büyük emeklerle kurulan müzede taş taş üstünde kalmadığını” belirtti.
Zafer ed-Demri Camii
Gazze’nin Şucaiyye bölgesinde ve yer alan ve 1360 yılında inşa edilen Zafer ed-Demri Camii, Gazze Şeridi’nde önde gelen tarihi yapılardan biriydi. Cami, İsrail bombardımanında tamamen yıkıldı. İsrail’in 2014’te Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında da hedef alınan cami büyük zarar görmüş, 2015 yılında mimari aslına uygun şekilde titiz bir restorasyondan geçirilmişti.
Bizans Kilisesi
Bilad-ı Şam bölgesinin en eski kiliselerden biri olan, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye beldesindeki Bizans Kilisesi, miladi 5. yüzyılda inşa edildi. Kilise, İsrail bombardımanında tamamen yerle bir edildi.

Aziz Hilarius Manastırı
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinde yer alan ve “Hızır Türbesi” olarak da adlandırılan tarihi yapı, Bizans döneminde Aziz Hilarius’un (miladi 278-372) Filistin’de yaptırdığı ve ölümüne kadar ikamet ettiği ilk Hıristiyan manastırıdır. İsrail ordusunun hava saldırılarında bir bölümü bombalanan tarihi yapı, Filistin’de hala ayakta olan en eski manastırdı.
Bu saldırılar, Gazze Şeridi’nin sadece günümüzde değil, tarih boyunca önemli bir kültürel ve dini merkez olduğunu gösteriyor. İsrail’in bu saldırıları, bölgenin zengin tarihi ve kültürel mirasına karşı yapılan bir saldırı olarak değerlendiriliyor ve uluslararası toplumun dikkatini çekiyor. Gazze’nin tarihi mekanları, hem İslami hem de Hristiyan mirasının önemli birer parçası olarak kabul edilmekte, bu nedenle yapılan saldırılar sadece bölgesel değil, evrensel bir kayıp olarak görülüyor.
