
İsrail ordusu, bölgedeki sakinlere tahliye edilmeleri yönünde bir tehditte bulunduktan sonra, başkentteki güney banliyölerine yönelik yoğun bir hava bombardımanı gerçekleştirdi. Bu saldırı, Lübnan’ın güneyindeki gerilimin artmasına neden olurken, savaşın sonrasında yaşanan barış sürecine yönelik ciddi bir tehdit oluşturdu. Beyrut’un güney banliyöleri, özellikle Hizbullah’a yakın bölgeler, saldırıların odak noktası oldu ve bölgedeki güvenlik durumu daha da karmaşıklaştı.
İsrail, Kasım 2024’te İsrail-Hizbullah savaşına son veren ateşkesten bu yana ilk kez Lübnan’ın başkenti Beyrut’u hedef aldı. 27 Kasım’da yürürlüğe giren anlaşmanın ardından gerçekleşen bu saldırı, kentte büyük bir şok etkisi yarattı ve bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırdı.
Zorunlu Tahliye Uyarısı ve Bombardıman
İsrail ordusu, saldırı öncesinde Beyrut’un güneyindeki belirli bölgelerin tahliye edilmesi gerektiğine dair bir uyarı yayımladı. Bu uyarı, özellikle Hizbullah’ın etkin olduğu bilinen banliyöleri kapsıyordu.
Tahliye çağrısının ardından kısa sürede hava saldırıları başladı. Görgü tanıkları, bombardımanın şehrin büyük bir bölümünden duyulabildiğini ve gökyüzünde yoğun duman bulutlarının yükseldiğini aktardı.
Saldırının Etkileri ve Bölgesel Gerilim
Beyrut’un güney banliyölerinde gerçekleşen bu saldırının ardından bölgede büyük bir tedirginlik yaşandı. İsrail’in bu hamlesinin, Lübnan ve bölgedeki diğer aktörler üzerindeki etkisi merak konusu olurken, çatışmaların yeniden alevlenme riski de gündeme geldi.
Yetkililer, saldırının yol açtığı can ve mal kayıplarına ilişkin ayrıntıları paylaşmazken, bölgedeki tansiyonun daha da yükselebileceğine dair endişeler artıyor. Ateşkese rağmen yaşanan bu saldırı, İsrail ve Hizbullah arasındaki kırılgan dengeyi bir kez daha sarsmış durumda.
